Ana Sayfa Kültür-Sanat Toroslar’ın çocuk gelini acılarını mısralara döktü

Toroslar’ın çocuk gelini acılarını mısralara döktü

66
PAYLAŞ
Karaman'ın Ermenek ilçesine bağlı Görmeli köyünde 13 yaşında evlendirilen ve şu anda 61 yaşında olan Ayşe Koçer, yaşadığı zorlukları dizelere döktü. ( Mehmet Çetin - Anadolu Ajansı )

Karaman’ın Ermenek ilçesine bağlı Görmeli köyünde 13 yaşında evlendirilen ve şu anda 61 yaşında olan Ayşe Koçer, yaşadığı zorlukları dizelere döktü.

 

İlkokuldan sonra babası tarafından okutulmayıp zorla evlendirilen, çocuk yaşta çok büyük sorumlulukları yüklenen, yaşı ilerleyip biraz rahat edeceği zaman da hastalıklarla boğuşmaya başlayan Koçer, yaşadığı tüm acıları yazdığı şiirlerde yansıttı.

 

Kendisini zorla evlendiren babasına sitemini şiirlerde dile getiren Koçer, defterini yırtan eşine, kayınvalidesine, kardeşlerine ve doktoruna da mısralarla seslendi.
İlkokul mezunu olmasına rağmen okumayı çok seven, araştıran Koçer, film gibi hayatını AA muhabirine anlattı.

 

Karaman'ın Ermenek ilçesine bağlı Görmeli köyünde 13 yaşında evlendirilen ve şu anda 61 yaşında olan Ayşe Koçer, yaşadığı zorlukları dizelere döktü.  ( Mehmet Çetin - Anadolu Ajansı )
Karaman’ın Ermenek ilçesine bağlı Görmeli köyünde 13 yaşında evlendirilen ve şu anda 61 yaşında olan Ayşe Koçer, yaşadığı zorlukları dizelere döktü.

Okulu 13 yaşında bitirdiğini anlatan Koçer, “Okula giderken ailem ‘iş yaptıracağız’ diye ders çalışmama izin vermezdi. Okulda dinlediklerimle yetinirdim. Okuduğum, dinlediğim hiçbir şeyi unutmazdım. Okul müdürümüz ailemden saklı sınava girmemi sağladı. Öğretmen okulunu kazandım. Müdür, babamla konuştu. Babam ‘kız çocuğu okuyup da ne yapacak’ diye göndermedi ama ağabeylerimi, erkek kardeşlerimi okuttu.” diye konuştu.

– “Söyleyemediklerimi şiirlerimle dışa vurdum”

İlkokuldan mezun olur olmaz evlendirildiğini dile getiren Koçer, şöyle devam etti:”Henüz 13 yaşındayken evlendirildim. Zayıf, çelimsiz bir kız çocuğuydum. ‘Evleniyorsun’ diye hazırladılar. Atın üstünde çok küçük olduğum belli olmasın, iri görüneyim diye pamuktan bir yelek dikip elbisemin altına giydirdiler. Onu giyince daha şişman görünüyordum. Ağlaya ağlaya evlendirildim. Hiçbir şey bilmiyorum. Kayınvalidemin yanında yaşıyorduk. Görümcemin, eltimin çocuklarına baktım. Yemek yapmayı 2 sene sonra öğrendim. Çok sıkıntılar çektik. Çocuklarım yetişti, okudu. Sıkıntılarımı şiir yazarak hafifletmeye çalıştım. Duygularımı, söyleyemediklerimi şiirlerimle dışa vurdum. Acılarım, yaşadıklarım beni şair yaptı. Şiirlerimi bulduğum defterlere yazdım. Birçoğunu eşim yırttı. Yırttı diye ona da şiir yazdım. Yazdığım şiirleri unutmam, ezberimde kalır.”

– Babasına şiirle sitem
Koçer, çok istemesine rağmen kendisini okutmayan ve küçük yaşta evlendiren babasına sitemini, “Küçük yaşta babam, verdiniz beni/ Huzur bulamadım, mutluluk hani/ Mutlu olmayanın yanıyor canı/ Yanıyor canım, yanıyor babam/ Zorla verdiniz de danışmadınız/ Gönlün var mı diye konuşmadınız/ Toplanıp derdimi bölüşmediniz/ Yanıyor ciğerim, yanıyor babam/ Çok küçük everdin, hakkımı verin/ Kalbimden açılan yaralar derin/ Toplanın başıma derdimi görün/ Yanıyor ciğerim, yanıyor babam/ Çocukluk hakkımı aldın elimden/ Tomurcuk gül iken kırdın dalımdan/ Bana çektirdiğin düşman zulmünden/ Yanıyor ciğerim, yanıyor babam.” dizeleriyle dile getirdiğini aktardı.

– Eşi şiir defterini yırtmış
Aynı yastığa 48 yıldır baş koyduğu eşi Hasan Koçer’in bir gün şiir defterini yırtması üzerine ise üzüntüsünü “Sanki elim kolum kırılmış gibi oldu” sözleriyle anlatan Koçer, hissettiklerini “Hançer vurdun yüreğime delindi/Ciğerlerim bölük bölük bölündü/Yeter çektirdiğin sonum göründü/Taştan mı yüreğin sevdiğim senin/Hançerin elinde, her gün vurursun/Düşman mısın ki hep karşımda durursun/Azrail misin, hep canımı alırsın/Taştan mı yüreğin sevdiğim senin/ Mutluluk yerine acılar verdin/ Beni acıttın, sen murada erdin/ Beni öldürmek mi meramın, derdin/ Taştan mı yüreğin sevdiğim senin.” dizelerine döktüğünü ifade etti.

 

Birçok rahatsızlığı olan ve dizinden birkaç kez ameliyat geçiren Koçer, operasyon sonrası dayanılmaz hale gelen acıları nedeniyle doktoruna, “Çekici aldın eline/ Bıçkıyı soktun beline/ Girdin evin temeline/ Usta mıydın canım doktor/ Belden aşağı lokal yaptın/ Diz kapağıma kapı taktın/ Matkap ile dübel çaktın/ Marangoz musun canım doktor/ Kemikleri söktün attın/ Protezden bacak yaptın/ Zımba ile dikiş attın/ Terzi miydin canım doktor.” diye seslenmiş.

Koçer, daha sonra “Tatlı dilin moral verdi/ Güler yüzün ilaç oldu/ Bütün dertler burda öldü/ Hızır mıydın canım doktor.” mısralarıyla doktorunun gönlünü almayı ihmal etmemiş.

 

– Ermenek’teki acıya mısralarda yer verdi
Çevresindeki olaylara duyarsız kalmayan Koçer, 2 yıl önce Ermenek’te meydana gelen maden kazası üzerine ise şu şiiri kaleme almış:
“Zalım patron bize verdi emiri/ Canımızı aldı, maden kömürü/ Hiçe saydın giden bunca ömürü/ Ana, yavrularım emanet olsun/ 400 metre yer altına indirdi/ Ecel beşiğine bizi bindirdi/ Vicdanını para ile dindirdi/ Ana, yavrularım emanet olsun/ Elleriyle kırdı kolumu/ Bize çektirdiğin köle zulümü/ Layık gördü bize böyle ölümü/ Ana, yavrularım emanet olsun/ Kırıldı ellerim, tutmuyor kolum/ Görülmüş mü böyle bir ölüm/ Var doyamadığım domurcuk gülüm/ O da baba, sana emanet olsun/ Al bayraklı tabutları dizildi/ Ölümümüz tüm dünyaya yazıldı/ Maaş ödemedi, canımızdan bezdirdi/ Ana, yavrularım emanet olsun.”
Koçer, yaşadıklarını şiirlerle anlatmaya devam ettiğini belirterek, “Duygularımı böyle dile getiriyorum. Şiirlerimi bir kitapta toplamak isterim. Fakat kimse elimden tutmaz. Yazdıklarım kız çocuklarının, kadınların yaşadığı sorunlar. Onların duyguları. Okutulsaydım belki yaşamım daha başka olabilirdi.” ifadelerini kullandı.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam