Türkiye hemen her konuda tam bir tezatlar cenneti. Hiçbir konuda “Türkiye şöyledir”, “Türkiye böyledir” diyemiyoruz.

Tıpkı Aziz Nesin’in dediği gibi insanımız, bir yerlerde hesap ödemek için yarışırken, dolmuşta 25 kuruş için adam öldürebiliyor.
Hayvanlara türlü işkence ve katliamın yapıldığı ülkemizde, itfaiyeci kardeşimiz, dumandan zehirlenen kediye oksijen maskesi takıp hayat vermeye çalışıyor.
Böyle bir ülkeyi gören yabancı, kültürümüzü ve karakterimizi anlamaya çalışıyor.
Hemen her konuda tezatlar yaşanıyor.

Geçen yaz, Eminönü’nde bir bankta oturmuş etrafı seyrederken, genç bir çocuk elindeki poşeti atacak çöp arıyordu. Yanısıra, yaşlı bir amca da bir torba dolusu çöpünü bankın üstüne tam yanıma bıraktı ve gitti. Ne bana baktı “merhaba” dedi, ne de “bu çöpü yanınıza bırakabilir miyim” diye sordu.
Torbanın içi salatalık ve domates kabuğu ile doluydu. Belliki, bir yerde afiyetle yemişler ve orayı (sanırım dükkanlarını) kirletmemek için şehir meydanını kirletmeye karar vermiş. Arkadaki adama, “ezan okundu” diye bağırarak gidiyordu. Amcanın camiye yetişeceğini anladım ama elindeki çöp torbasını bana bırakmasını anlayamadım. Hem temizlik te imandan gelmiyor muydu?
O yaşta bir amcanın gençlere örnek olması gerekirdi.
Peki bunları gören ben, eğer bir turist olsaydım sizce ne düşünürdüm bu toplum hakkında?
Hangisi doğru?

“Bunlar sokakta çöp bırakmıyor, çöp kutusu ağrıyor mu” derdim (gencin poşete atacak çöp aramasını gördüğümde),
yoksa yaşlı amcayı görerek, evindeki veya dükkanındaki çöp poşetini dahi alıp sokağa bırakan bir toplum mu” derdim?
Hangisi?
Kışın doğan keçisini, köpeğiyle birlikte dağlarda sırtında taşıyan Rize’li küçük kızı yayınladığımı gören yabancı takipçilerim, fotoğrafın altına, bu kız Türkiye’de diye yazmışlar ve bolca takdir etmişler.
Türkleri birer hayvansever olarak düşünüyorlar artık, yayınladığım fotoğraflar nedeniyle. Vahşet fotoğraflarını yayınlamıyorum ülkemin aleyhinde olmasın diye.
Oysa gerçek böyle mi?
Ağva’daki hayvan katliamını duymuşsunuzdur.

Hayvan sahipleri “hayvanlarımızı otlatmaya bile yalnız bırakamıyoruz” diyorlar. Yerli halkın mandalarını kesip, derisini yüzüp etini çaldıktan sonra kafasını ve diğer parçaları ormanlık alanda bırakmışlar.
Başkasına ait hayvanları kesip etini yemek nasıl bir ruh halini yansıtıyor bilen var mı? Böyle bir şeyin Amerika veya Avrupa ülkelerinde yapılma olasılığı çok düşük. Olmuyor diyemeyiz, belki vardır ama yaygın bir kültür davranış şekli değildir.
Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Ama milletimizin haletiruhiyesi ve davranış biçimleri hakkında kimsenin çok kolay karar verebileceğini sanmıyorum. Çünkü hemen hiçbir konuda ortak bir kültürümüz yok. Çoğunun yaptığı şeyi ortak kültürdür. Yani bir millet köpekleri kesip yiyorsa o1 kültürdür ve diyebilirsiniz ki, “adı geçen milletin kötü bir kültürü var köpek eti yiyorlar”. Çünkü çoğunluğun yaptığı bir şeydir ve doğal olarak, “o halka” mal edilir.
Aynı durum bizler için pek geçerli değil. Biri şöyle yaparken, diğeri böyle yapıyor. Ortak davranışlar oldukça az.
Dediğim gibi örnekleri çoğaltmak mümkün.
O yüzden yabancılar hakkımızda yalan yanlış fikirlere sahip oluyorlar.

PAYLAŞ
Önceki İçerikTüketici artık hakkını arıyor
Sonraki İçerikSahte polis operasyonu: 9 ilde 36 gözaltı
Rana Elik
Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi-Müzik Eğitimi bölümünü bitirdi. İki yıl TRT de spikerlik yaptıktan sonra Türkiye'nin ilk özel televizyonu Star 1 tv ye transfer oldu. 1998 yılında Kanal 6'ya geçti,6 ay sonra Amerika'ya gitti ve bir yıl süresince mesleki eğitimler ve kurslara katıldı. Daha sonra tv8, ETV, Kral TV, Kanal T, Kanal 34 televizyonlarında ana haber bültenlerini sundu, haber programlarını hazırladı ve yöneticilik yaptı.