Terörle acı sınav

0
168

Terörün kalleş yüzüyle nasıl ve nerede karşılaşacağımızın belli olmadığı bugünlerde mutlaka okunması gereken bir kitabın “Önsöz”ü şöyle başlıyor:

“Terörün sınava çekmediği ülke mi kaldı?” Kalleş terörün, ülkemizi sürekli acılara gark eden acımasız saldırılarının yaşandığı bugünleri anlamamızı sağlayacak bir kitabı sunuyorum sizlere bu hafta; adı bile tam bir ders niteliğinde: “Terörle Sınanmak.”

“Terörle Sınanmak”ın yazarı hiç de yabancımız değil: Altında duayen gazeteci Mehmet Bican’ın imzası var. Anadolu Ajansı’nda çalışırken, habercilikle ilgili hiç unutmadığım bilgi ve deneyim edinmemi sağlayan Mehmet Bican Ağabey’in bu kitabının önemi, onun, Ocak 1991’de Başbakanlık Basın Müşaviri olmasıyla, dönemin başbakanları Yıldırım Akbulut ile Tansu Çiller’in Basın Müşavirliği’ni yapması; Süleyman Demirel’in Başbakanlığı döneminde (1991-1993), Başbakanlık Müşaviri olarak SHP’li Devlet Bakanı Erman Şahin’in yanında hizmet vermesi ve
“28 Şubat Süreci”ni dönemin Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu Çiller’in basın müşaviri olarak Başbakanlık’ta yaşamasından kaynaklanıyor.
Kitabın ne denli önemli olduğu Sayın Mehmet Bican’ın, Önsöz’de yazdıklarıyla daha iyi anlaşılıyor:
“Dünyada hemen hemen her ülke, her toplum terörle sınandı. Binlerce terör olayı yaşandı, binlerce insan öldü. Ama en ağır bedeli ülkemiz ödedi: Terör 40 binden fazla can aldı Türkiye’de! Bedel henüz ödenmiş gözükmüyor, terör sürüyor ve sona gelindiğine ilişkin bir işaret de görünmüyor.
Türkiye toprakları, 70′li yılların başından bu yana âdeta karanlık güçlerin at koşturduğu bir arena hâline getirildi. Aralarında gazetecilerin, üniversite öğretim üyelerinin, öğretmenlerin, savcı ve yargıçların, sağlıkçıların, idarecilerin de bulunduğu genç-ihtiyar, kadın-erkek on binlerce masum vatandaşımız herkesin gözü önünde katledildi.
Tüm dünyanın tanık olduğu bu katliamı çok yakından gördü insanlarımız, terörün acımasız yüzünü tanıdı. Önce, hangi ırktan, hangi mezhepten olursa olsun insanlarımızın kamplara bölünmesi, birbirlerine düşman yapılmasıydı planlanan… Baskı ve tehditle demokrasiden vazgeçme noktasına getirilmesi, sonuçta rejimin değiştirilmesiydi amaçlanan…
Gençlerimiz sağcı-solcu diye bölündü, Alevi-Sünni diye birbirlerini boğazlamaya kalktı insanlarımız. Kurtarılmış mahalleler, girilemeyen kentler yaratılmaya çalışıldı. Kimi yörelerde kendi siyasi görüşlerine uygun yönetim kurmayı bile başardı terör.
70′li yıllardaki hedef, bir başka rejimi kabul ettirmekti Türkiye’ye. Sonra, yurt dışında kanlı eylemleriyle ortaya çıkan ve diplomatlarımızı alçakça katleden Ermeni terörü; yurt içinde ise kendi siyasi görüşlerine uygun bir düzen kurmayı planlayan çok başlı terör başarılı olamadı. Çeşitli baskılarla sindirilmeye çalışılan insanlarımız tuzağa düşmedi. Demokrasiden vazgeçirilmek istenen Türk milleti gerçeği gördü; Türkiye ve Türk insanı o sınavdan en az zararla ve başarıyla çıkmasını bildi.
Yüzlerce genç hayatını kaybetti. Binlercesi hapishanelerde işkence gördü. Sağ ve sol kesimden on binlerce kişi işsiz kaldı. Analar dizlerini döverek gözyaşı döktü. Yokluk, insanlarımızın bellerini büktü. Müthiş bir ekonomik sıkıntı içine sokuldu Türk halkı.
1970’ler sona erdi, 1980′li yıllar başladı.
Terör yine sahnedeydi ve bu kez silah gücünü, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne kafa tutacak şekilde yoğunlaştırmıştı. Daha önce demokratik rejimin ortadan kaldırılmasını amaçlayan terörle kan kaybeden insanlarımız, bu kez Türkiye’yi bölmek amacını taşıyan bir terör örgütüyle, Ermeni terör örgütleriyle iş birliği hâlinde örgütlenen PKK ile tanıştı.
PKK, Güneydoğu Anadolu’da silahlı eylemlerine başladığı gün, PKK’yı bir maşa olarak kullanmayı akıl eden ASALA, terör eylemelerine son verdi; bu kanlı terör örgütünün arkasına gizlenmeyi yeğledi. Çünkü eylemleri. Ermeni terör örgütünün “Büyük Ermenistan Eyaleti” projesine zarar veriyordu. Bu eyaleti Türkiye ile savaşarak gerçekleştirmeleri yerine, Türkiye ile savaşan PKK’nın kazanımlarından yararlanmak, gelecekte Ermenistan Eyaleti’ni Güneydoğu Anadolu’da kurulacak Kürdistan Özerk Yönetimi’nden istemek işlerine gelmişti.
Ve Abdullah Öcalan’ın önderliğindeki PKK, Güneydoğu Anadolu bölgemizde “Kürtlere Özgürlük” sloganıyla kendi Kürt kardeşlerini katlederek ve güvenlik güçlerimizle çatışarak bugünlere geldi.
Türkiye’nin, Türk insanının en büyük sınavıydı geçmişte yaşananlar. Bugün de kaçırılan askerlerle, öğretmenlerle, milletvekilleriyle; bombalanan karakollarla, kaymakamlık binalarıyla, polis lojmanlarıyla, kentlerle; kanla, yitirilen canlarla sınanıyor Türkiye.
Eline sağlık Mehmet Bican Ağabey.

DUMANI ÜSTÜNDE: Kadı, İlber Ortaylı, Kronik Kitap.

BU KİTAPLARA DİKKAT:

Bir Noel Şarkısı, Charles Dickens, İthaki.
Devlet Savaşı, Şamil Tayyar, Yakın Plan.
Yörükler, Sadullah Gülten, Gece Kitaplığı.
OKU ve SAKLA: Kendi Gök Kubbemiz, Yahya
Kemal.

BİR SÖZ: Kitaplar düşüncelerin mezarlarıdır. Lonfellow.

ANKARA’DA BU HAFTANIN TARİHİ:

4 Ocak 1979- Anadolu Ekspresi ile Boğaziçi Ekspresi, Sincan yakınlarında çarpıştı. Kazada on dokuz kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı.
5 Ocak 1975- “Bayrak Şairi” Arif Nihat Asya 71 yaşında Ankara’da öldü.
5 Ocak 1981- Atatürk’ün doğumunun 100. yıl dönümü kutlamaları, “1981 Atatürk Yılı” adıyla başladı.

5 Ocak 1983- Türkiye Yazarlar Sendikasının 17 yöneticisi ve 1 üyesi hakkında açılan davaya, 1 Numaralı Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi’nde başlandı. 1985’te sona eren ve tüm sanıkların
beraat ettiği davada Aziz Nesin, Bekir Yıldız ve Asım Bezirci gibi yazarlar yargılanmıştı.
6 Ocak 1969- ABD’nin Ankara Büyükelçisi Robert Komer’in makam aracı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi bahçesinde yakıldı.

9 Ocak 1936- Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Atatürk’ün de katıldığı törenle
öğrenime başladı.