Ana Sayfa Yazarlar Terörizm ve Terörist Kavramlarıyla Oynama Tehlikesi..!

Terörizm ve Terörist Kavramlarıyla Oynama Tehlikesi..!

100
PAYLAŞ

Cumhurbaşkanı, Ankara’daki son patlamaya değinerek görüşlerini aktarmış ve ‘terör ile terörist’ kavramlarının gözden geçirilerek ceza yasamızda gerekli değişikliklerin yapılmasının şart olduğunu bildirdi.

Meclis’teki AKP kadrosunun bu mesajı emir kabul edip derhal kolları sıvayacaklarından kuşkum yok. Tasarıyı alelacele hazırlayıp bir torba yasa içinde geçiriverirler Meclis’ten.
Malum, Anayasa’mızda ifade özgürlüğü hem birey hem de basın için ayrı ayrı ve detaylı şekilde yer almaktadır.
Cumhurbaşkanının bu ifadesinden, basın dâhil tüm medyada veya vatandaşların katılacakları toplantı ve yürüyüşlerde ortaya konacak şiddet içermeyen haber ve sloganların terörizm kavramı içine alınmasını ve bunu gerçekleştirenlerin de terörist sayılmasını istediği anlaşılmaktadır.
Nitekim geçenlerde büyük tepki çeken akademisyenler bildirisine imza koyan bazı öğretim üyelerinin terör örgütü propagandası suçlamasıyla gözaltına alındı ve 3 akademisyen tutuklandı. Bu anlayışın hayata geçirilmekte oluşunun bir göstergesini de teşkil etmektedir.
Yeni bir tanımlama, toplumca üzerinde mutabık kalınmayan kriterlere bağlandığı takdirde, hükümetin muhalefet üzerindeki baskısını da artırabilmesine fırsat tanıyacaktır.
Terörizmden etkilenen sadece biz değiliz, Avrupa ülkelerinde de müessif terörist saldırılar yaşanmış olmasına rağmen, bu ülkelerin ifade özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik tedbirler almaya çalıştıklarına rastlanmadı.
Terörizm kurbanlarının cenazelerinde bile yakınlarının öfke göstermekten korktuğu bir ortamda yaşıyoruz bugün. Havuz medyası da bu konudaki kötü performansını sürdürmekte, acılı ailelerin tepkilerini hükümet aleyhtarı ifadeler olarak göstermeye ve savcıları harekete geçmeye çağırmaya devam etmektedir.
Meclis’ten bu yönde bir yasanın geçmesi durumunda ifade özgürlüğü konusunda esasen karnesi kırık olan ülkemizin giderek bir polis devletine dönüşmekte olduğu yöndeki kanaatin pekişmesine neden olacaktır.
Bu menfi gelişmenin, Suriyeli göçmenler konusunda yarın başlayacak Türkiye-AB Zirvesi öncesinde varılmış bulunan prensip kararlarının ete-kemiğe bürünmesini, yani vatandaşlarımıza vize muafiyetinin yakında tanınmasını, yeni fasılların açılmasını ve 3 milyar Euro’luk yardımın serbest bırakılmasını zora sokacağı açıktır.
Zaten Fransa, İtalya ve Macaristan’ın geçen zirvenin ardından yaptıkları resmi açıklamalarda ülkemizde ifade özgürlüğünün tesisinin önemine değinmiş oldukları hatırlanmaktadır.
İfade özgürlüğü ile uğraşmak yerine, istihbarat çalışmalarının ve alınacak tedbirlerin vatandaşlarımızı terörizmden daha fazla koruyacağını yetkililerimiz niye anlamaz?

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam