Ana Sayfa Yazarlar “ Terörist mi ? Gerilla mı ? ”

“ Terörist mi ? Gerilla mı ? ”

199
PAYLAŞ

7 Haziran seçimlerinden sonra hız kazanan devlete başkaldırma denemeleri özellikle Şırnak ve Hakkâri illerimizde yoğunlaştı.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da HDP’nin yoğun oy aldığı illerde 150’den fazla asker ve polisimiz şehit edildi.
Buna karşılık asker ve polis, 3 yıldan beri sonuna kadar kullandığı “sabır” ilkesini bir yana bırakarak saldırılara “misliyle” karşılık vermeye başladı. Misliyle karşılığın sonucu ise “etkisiz hale getirilen”, “öldürülen” “terörist” cesetleri. Bazı INT sitelerinde bunları bir araya getirilmiş ve görüntülenmiş cesetleri teşhir ediliyor. Terör örgütüne yakın bazı INT sitelerinde ve TV kanallarında ise bu cesetler yeşil-kırmızı örgüt bayraklarına sarılarak “şehit” ilan ediliyor ve özel olarak hazırlanmış “şehitliklere” törenle gömülüyorlar. Resmi kayıtlara göre 7 Haziran’dan sonra “etkisiz” hale getirilen terörist sayısı 1.283’ü aşmış durumda.
Yıllar önce Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde bu türden yeşil-kırmızılı mezarlıklar medyaya yansıdığı zaman büyük yankı yaratmıştı. Bugün bu tür terörist cenaze törenlerini halk fazla yadırgamıyor ve de fazla tedbir almak, engellemek gereği duymuyor.
Devlete karşı silah kullanmış, polisi, askeri şehit etmiş bu kişiler “etkisiz” hale getirildiğinde niçin “şehit” oluyor. Hangi dine, hangi mezhebe, hangi yerel veya evrensel hukuk normuna göre bunlar “şehit” sayılıyor? Bu masum halkın aldatılmasından başka bir şey değildir. Müslüman kardeşini, devletin resmi görevlisini öldüren kişi niçin ve neye göre şehit sayılıyor?
Bunun anlamı, asker ve polis öldürmeyi “cihat”, “kutsal savaş” saymak demektir. Bunun anlamı, “Ben bu topraklarda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve O’nun askerlerini, O’nun polisini istemiyorum” demektir. Bunun anlamı, “Ben ayrı bir Devlet kurmak istiyorum” demektir. Peki gerçekten bu mu isteniliyor? O zaman Ankara’daki BARIŞ nutukları niçin?
Devlet hastane yapacak, görevi zaten! Devlet okul yapacak, amennâ, görevi zaten! Devlet doktor gönderecek, hemşire gönderecek, ebe gönderecek, öğretmen gönderecek… Ama asker göndermeyecek.. Ama polis göndermeyecek.. Niçin? “Biz kendimizi koruruz”. Örgüt, YPG, YDH, LPG bilmem hangi ’nın alt örgütü, şehir yapılanması ile bu işi yapacak. Sokaklarda “keleş”lerle dolaşacak, insanları durdurup kimlik kontrol edecek, gerçek devlet güvenlik görevlileri buna göz yumacak, izin verecek… İşte hayal edilen, planlanan şey bu. Var mı böyle bir dünya?!
Bütün bunlar son 3 yıldan beri uygulanan barış görüşmelerinin, dönüşüm hayallerinin ortaya çıkardığı “uçuk” fikirler. Ayağı yere basmayan tasarılar. Kendi kendine “gelin-güveği” olmak.
“Terör örgütünü övmek”, “teröristi övmek” suç olduğu gibi, devlete karşı silahlı isyan sırasında öldürülen polis katillerini, asker katillerini övmek, onları kahramanlaştırmaya çalışmak da suçtur. Teröristin yanında yer almak demek, “devletin karşısındayım” demektir.
Bir insan olarak “etkisiz hale getirilen” bu kişilerin cenazelerine “leş” denilmesini, bu cesetlerin teşhir edilmesini doğru bulmuyorum. Bu tür paylaşımları onaylamıyorum. Ben çoğu genç, hatta çocuk yaşta olan bu insanların teşvik ve tahrik sonucu boşu boşuna öldüklerine inanıyorum. PKK ağalarının, Kandil’deki baronların yanlış hesaplarına kurban edildiklerine inanıyorum. Trafik kazalarında ölen insanlarımız gibi bunlar da istenilmeyen kayıplardır. Devletin “karakol”unu basarsan, askerini, polisini öldürürsen elbette DEVLET senin peşine düşer ve gereken cezayı keser. Bu çocukları karakollara saldırtanlar, ölüm çukuruna itenlerdir. Bu çocukların gerçek katilleri, bu çocukların eline silah verenler, bomba verenlerdir. Göz göre göre ölmesini isteyenlerdir. Niçin?
Çünkü bunu yapanlar bu işin sonucunun “ölüm” olduğunu bal gibi biliyorlar. Ama Kandil baronları “şehit” cenazesi yapacaklar. Avrupa’ya bunları servis edip “TC çocuklarımızı öldürüyor” diyecekler. “Bizi kurtarın, bize yardım edin” diyecekler. Baronların istismar etmek için cenazeye ihtiyaçları var. Kürt halkının çocuklarını bunun için acımasızca kırdırıyorlar ve sonra cenaze töreninde “ağlıyorlar”. “Timsah gözyaşı” diye işte buna diyorlar.
Ey Kandil Baronları! Bu çocukları “TC” öldürmüyor. Bu çocukları siz zorla ölüme gönderiyorsunuz. Bütün Kürt anne-babaların bu gerçeği görmeleri gerekiyor. Kandil’in baronlarına mektup yazsınlar: “Bizim çocuklarımız üzerinden siyaset yapmaktan vaz geçin. Bizim çocuklarımızı öldürtmeyin. Kendi çocuklarınızı gönderin.” desinler. Ama bunu diyebilmek o topraklarda kolay mı? Hayır. Ancak PKK sultasından kendilerini kurtarmazlarsa bu hayalî savaşlarda daha çok “bebe” kayıp edecekler, daha çok üzülecekler. Sadece Kürt anneler mi? Elbette Türk anneler de ağlayacak. Yazık değil mi? 3 yıldan beri demiyor muyuz: “ANALAR AĞLAMASIN”. Evet, gerçekten “Analar Ağlamasın”. Ama askerlerimiz, polislerimiz de ölmesin.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam