SUN TZU
SUN TZU

Anadolu toprağına sokulmak istenen Türk-Kürt fitnesinin, 1920’lerdeki versiyonu ile ilgili o döneme ait belgeler, hepimizin ibret alacağı derslerle doludur.

Ne gariptir ki, Anadolu’da yaşayan ve kendini farklı etnik kökenden tanımlayan insanlar; hep dışarıdan belirli güçlerin fitnesiyle bir biriyle kavga eder hale gelmiş, tarihten ders alarak, bu fitnelere malzeme olan sıkıntılarını ortadan kaldıracak adımları bir türlü atamamışlardır.
Fitneye kanıp birbiriyle kavga eden Anadolu insanı, kavganın sadece fitneyi çıkarana yaradığını bir türlü görmemiştir.
İçimize sokulmak istenen fitneyi anlayabilmemiz için gelin şimdi birlikte tarihi belgelere bir göz atalım.
Kazım Karabekir Paşa 10 Mart 1336 (1920) tarihinde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne çekmiş olduğu telgrafta bakın neler anlatıyor:
“Ankara’da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyeti’ne şifreli
Erzurum
10 Mart 1336 (1920)
Acildir.
‘… planın esas hattı önce Kürt’ü, hatta Çerkez’i ayırmak, Türkleri birbirine düşürmek, Anadolu’yu paylaşmak, en sonra da Endülüs’teki gibi Engizisyon mezalimini tatbik ile Anadolu’daki Türklüğü ve Müslümanlığı bitirerek, (onları) Rum ve Ermeni gibi kendilerine sadık kültürlü yapmaktır…’
‘… bu planın tatbikini Kuvâ-yı Milliye durdurdu, Bolşevizm’in üstün gelmesi ise, bir mani olarak meydana çıktı. Bolşevikliğin Kafkas’ı aşmaları ile doğacak netice, hayallerindeki bu lanetlenmiş planı altüst etti. Ve değil Türklük, belki İslam’ın zaruri olarak birleşmesine sebep olacak korkusu, esas planı ilk fırsata erteleyerek daha basit ikinci bir plan tertip ettirdi…’
‘… o da Anadolu’nun Bolşeviklerle ittifakına karşı, Boğazları ve Batı, Güney Anadolu parçalarını elden kaptırmamak ve bu suretle bugün Rus milletine tatbike başladıkları, birbirine vuruşturma planını tatbik etmek! Yani Anadolu Bolşeviklerle birleşince İngilizlerden fazla İngiliz olan lanetlileri, Türk Hükümeti diye tanımak ve başta padişah olmak üzere, hükümet gücüyle toplayabilecekleri kuvvetle bir
müdafaa tesis etmek, bir Türk soysuzunun ordusuyla tehlikeyi durdurmaya çalışmak!..’
15’inci Kolordu Kumandanı Kazım Karabekir.
Ders almamız gereken bir başka ibret belgesi de matbuata ait, 22 Mart Salı 1336 (1920) tarihinde, İstanbul’da yayınlanan Albayrak gazetesinin başlığı, günümüzdeki gazetelere söylenecek en güzel söz niteliğindedir.
“…Bugün çekilen zulüm, kan ve ateş silahı, bütün İslam alemine bütün Turan’a karşıdır. Bu mazlumlar içerisinde Kaşgarlı, Semerkandlı, Tebrizli, Kazvinli, Erzurumlu, Bakülü, Buharalı , Hiyveli, Konyalı; Arap, Çerkez, Kürt aynı durumdadır: Her zulmü, kahrı boğmaya bir parça kan yeter/ Ey Şark uyan yeter, ey Şark uyan yeter!..”
Demem o ki;
Türkiye coğrafyasında yaşayan bizler, ihtilafları kendi aramızda
halledemediğimiz müddetçe, tarih boyunca fitne yakamızı bırakmadığı gibi bundan sonrada bırakmayacak!
Kürt’ü kandıracak, Türk’e vurduracak!
Türk’ü kandıracak, Kürt’e vurduracak!
Alevi’yi kandıracak, Sünni’ye vurduracak!
Sünni’yi kandıracak, Alevi’ye vurduracak!

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...