Ana Sayfa Yazarlar Tehlikeli gidişat derinleşirken

Tehlikeli gidişat derinleşirken

94
PAYLAŞ

Bir önceki yazımızda ile İran arasında, Şii din adamı El-Nimr’in idam edilmesiyle birlikte başlayan gerginliğin kaynağı hakkında bilgi vermiştim.

Dün alınan yeni haberlerde ise Suudi Arabistan’ın teşviki ile ve Bahreyn’in de İran ile ilişkileri kesmiş bulundukları, Birleşik Arap Emirliği’nin ise İran’daki Büyükelçisini geri çağırarak temsil seviyesini düşürme kararı almış olduğu öğrenilmiştir. Hadi Bahreyn’deki Sünni iktidarın, ülkenin neredeyse %70’i Şii olan halka karşı korunmasının Suudi askerlerince sağlandığını bir yana bırakalım; Birleşik Arap Emirliği’nin kararı, ülke ekonomisinin ağırlıklı olarak İran sermayesine dayanmakta oluşundan dolayı enteresandır.
Bazı çevrelerde, her iki ülkenin Petrol Üreten Ülkeler Teşkilatı (OPEC) içinde yaşanan çekişmeler sonucu ilişkilerin bozulduğu iddia edilmekteyse de bu yöndeki yorumlar doğru değildir. Zira Suudi Sivil Havacılık İdaresi de iki ülke arasındaki hava ulaşımının durdurulduğunu açıklamıştır. Bu tedbir, İran’lı hacı adaylarının artık bundan böyle Mekke’yi, Suud’lu Şiilerin ise İran’daki kutsal yerleri ziyaret etmelerinin neredeyse imkânsız hale geleceğini ortaya koymaktadır. Kısacası, iki ülkenin de ayrı ayrı hamiliğini yaptıkları mezhepler arasındaki çatışma alenen gözönüne serilmiştir.
Bu çatışmanın her iki ülke arasında silahlı bir çatışmaya dönebileceği ihtimali zayıf olsa dahi, iki ülkenin Suriye ve Yemen üzerinden birbirlerine karşı yürüttükleri uzaktan (Proxy) mücadeleyi de tırmandıracağı aşikârdır. Durum ayrıca Irak açısından da tehlike arz etmektedir. Ülkede Suudi rejimine karşı yapılan gösterilerin karşılığı, Sünnilerin ve Şiilerin eşit ağırlıkta bulundukları Babil eyaletinde iki caminin bombalanmasıyla ödenmiştir.
Uluslararası camia da her iki ülkeye itidal çağrısı yaparken, Rusya; taraflar arasında arabuluculuk yapma teklifinde bulunmuştur.
Ülkemiz ve Mısır da, taraflara teenni (aceleyle, iyice düşünülmeden harekete geçilmemesi) ile davranmalarını tavsiye etmiştir.
Ancak, Teröre Karşı İslam İttifakı’nın üyesi olan bu ülkelerin sözlerinin, anılan ittifakın dışında bırakılmış olan İran tarafınca nasıl karşılanacağı da merak konusudur.
Uzak ve yakın Doğu’da hamiliğe soyunmuş bulunan ülkemizin, eskiden sahip olduğu ağırlığının artık bulunmadığı gerçeği karşısında, dış politikamızın derhal değiştirilmesi için bu yeni çatışma bir uyarı görevi görmelidir.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam