Siyaset meydanında önemli bir siyasetçi, hararetle konuşuyor. Karşısında oturan Aziz Nesine bakarak: “bu Millet öyle büyük bir Millettir ki, kendisini aptal diye yazan sayın yazarı, mültimilyarder etmiştir” diyor. Aziz Nesin hemen cevabı yapıştırıyor: “O zaman, bu da aptallığını gösteriyor. Bundan büyük işaret olmaz”.

Milletlerinden, tüm canlılar gibi, zaman zaman hastalıklı dönemleri olur.
Aziz Nesinin aptallaşma, benim ise, AHMAKLAŞMA diye tanımladığım hastalık, tarih yolculuğumuz içinde, hemen hemen, yüz yıllık dönemlerde, Milletimize, bir şekilde bulaşmaktadır. Ahmaklaşma bulaşıcı bir hastalıktır ve toplumun sınıfsal farklılıklarını, eğitim durumunu aşarak, geniş bir alana yayılabilir özelliktedir.
Bu hastalığın en büyük belirtisi, görünüyorsa var, görünüyorsam varım, duygusuna esir olmaktır. Kulak ve göz üzerinden beslenip, aklı, muhakemeyi devri dışı bırakmak, hastalığın gereğidir. Hastalığa yakalananlar için, sebep sonuç ilişkisini kurmak imkânsızlaşır. Evet, hayır arasına sıkıştırılmış, soru ve cevap boyutuna inerler. Duyguları akıllarını baskılar. Sloganların ve sembollerin üzerinden mensubiyet oluştururlar. Kar, zarar hesabını yapamazlar. Yarın tasavvurları, yanıltıcı ve hayal boyutunda kalır.
Rasyonaliteden uzaklaşanlar için, hitabet, boy pos, vücut dili kılavuz olur. Sanal rakamların üzerinden, güven ve gelecek ararlar. Ama gerçekte rakamla tanışık değildirler. Kaygılarını korkuya dönüştürür ve irrasyonel tepkiler verirler. Ötekileştirme ve çatışma kültürünü öne çıkarırlar. O artık efsanelerin esiridir. Yalan, dedikodu, iftira yaşamın ayrılmaz parçası olur.
Kutsalları sentetikleşmiş, çizgileri silikleşmiştir. Sürekli konuşan ama konuştuğundan hiçbir şey hatırlamayan, sözün hükmünün kalmadığı, iki yüz sözcüğün arasına sıkışmış, bir dile bağımlı hale gelmiştirler.
Ahmaklaşma sürecinin son aşaması, Tavuklaşma sürecidir. Malumunuz, Tavuk kanatlı hayvandır, ama uçamaz. Kanatlı ve uçabilen hayvanların, küçüğünden büyüğüne, hiç birinin yumurtasını, yavrusunu almak, kolay değildir. Gücünün yettiği kadar, yumurtasını, yavrusunu vermemek için, mücadele eder saldırır. Oysa Tavuğun önüne yem koyduğunuzda, hiç zahmetsiz yumurtasını, yavrusunu altında almak, mümkündür. Tavuk yumurta vermekten kesilince, kaçınılmaz olarak kesimhaneye götürülür ve kesilir.

PAYLAŞ
Önceki İçerikObezite’nin sorumlusu yaşam tarzı!
Sonraki İçerikAlzheimer ve Parkinson tedavisi için ümit ışığı doğdu
Gürcan Dağdaş
54. Cumhuriyet Hükümeti'nde Devlet Bakanı olarak görev yaptı. 22 Temmuz 2007 Genel Seçimlerinde, MHP'den Kars Milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23'üncü dönem üyesi oldu. Aralık 2013 yılında, MHP'den istifa etti. Toplumsal Çözülme, Kağıda Düşenler, Düşünceye Davet ve Fetret Dönemi Yazıları ismiyle yayınlanmış, dört kitabı var.