Memlekette son yıllarda ne zaman uzun bayram tatili yaşansa haber başlıkları hazırdır: Tatilcinin gidiş çilesi, tatilcinin dönüş çilesi. Yok, Bolu Dağı geçişi tıkandı, yok TEM’de sürüş hızı saatte beş km’ye düştü, yok konvoylar oluştu.

Havaalanında saatlerce bagaj beklediler, otobüsler terminale giremedi, vapurlar, feribotlar, vagonlar yetmedi. Neymiş çile çekiyormuş.
İyi de arkadaş bize ne tatilcinin çilesinden? Sanki biz diyoruz üç günlük için, arabayla düşün 10–12 saatlik yollara, uykusuz direksiyon sallayın, perişan olun.
Güneş altında yağlanırken, denizde, havuzda deve güreşi yaparken, diskolarda halay çekerken, yatlarla koyları gezerken, açık büfelerde tabak tabak yemek yerken “çile çekmek” yok ama iş yola gelince bir çile çekmektir, gidiyor. Hükümet, halkım rahat etsin diye Osmangazi köprüsünü yaptı ama “çok pahalı, geçmem, eski yoldan giderim” dersen tabii ki çile çekersin. Üstelik “çile tatilcinin fıtratında var”.

Bizim bu gazeteci milletinin “tatilcinin çilesi” gibi bazı başlık saplantıları vardır. Son zamanlarda ekonomi haberlerinde bir benzeri peydahlandı. Bir bakan bir şey söylese, bir rakam açıklansa başlık hazır: “, milyonları ilgilendiriyor”. Her gün, bazen günde üç tane müjdeli haberden geçilmiyor. Sıradan, rutin haberler bile müjdeli oldu. Örneğin, “, herkesi ilgilendiriyor: İthal inek gümrük oranları indiriliyor”. Demek ki herkes apartmanların altında süt ineği besliyor, onun için müjdeli ve milyonları ilgilendiriyor.

Başka bir başlık: “Bakan güçlü TL müjdesi verdi”. Bunun müjdesi nerede, zaten olması gereken bu.
Her şeyimiz ya çileli ya da müjdeli haber ama en trajikomik başlık saplantısı futbol sayfalarından. Bu sayfalarda futbolcu transferi için illaki “bomba” kelimesi kullanılacak. Örneğin; “Aziz Yıldırım bombayı patlattı, Brezilya’dan gölcü transfer etti”. Güzel de aynı haberin, sağına soluna başka bir haber daha düşüyor; (örneğin) “Irak’ta canlı bomba patladı, en az 50 ölü”.

Bu başlıklarla düz mantık gidersek ve “Irak’taki bombacı kim?” diye sorsak, cevap olarak“Aziz Yıldırım” denilirse şaşırmamak lâzım! Yeri gelmişken, bizim spor basını Brezilyalı futbolculardan neden “sambacı” diye bahsederler, bilinmez. O zaman Arjantinli olanlara” tangocu”, İspanyollara “flamenkocu” denilmesi lâzım. Bu “bomba patlatma” başlığını kullanmada gazetelerin dış haberlerle spor muhabirleri kendi aralarında karar versinler artık. Üstelik bu kadar acı terör olaylarından sonra bu “bomba” lafı çok rahatsız edici çağrışımlar yapıyor.
Tatilcinin çilesi, ekonomide müjdeler, patlayan “futbol” bombaları, yazıver, gitsin. Ama kimse demiyor ki, bu koca İstanbul, bir afet, bir acil, bir olağanüstü durum olsa, karayolu bağlantılarıyla en kısa sürede özellikle Anadolu tarafına nasıl boşalır? Ya da aynı yönden nasıl giriş yapılır?
Futbolcu transferinde bomba başlığını kullananlar, dakikası bin euroya gelen o futbolcu başarısız olursa, (örneğin) “Brezilyalı bomba Yıldırım’ın elinde patladı” diye niye yazmazlar?
Ya da her haber müjde başlığıyla yazılsın, örneğin; “Müjde! Milyonları ilgilendiriyor: Hükümet istifa etti”.