Tarımda karışık işler

0
60

Geçen hafta sonunda, üretim yetersizliği nedeniyle çanların çaldığı hububat, canlı hayvan ve et ürünlerinde ithalatı serbest bırakan kararlar yürürlüğe girdi. Bu kararlar bir süredir bekleniyordu ama bir türlü Bakanlar Kurulu’ndan çıkmıyordu.

Kulislerde değişik iddialar ortaya atılıyordu. Eski Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in “hasat mevsimi başladığı günlerde bunun yanlış olacağını” savunarak “ bunu birlerine anlatamadık” şeklinde konuştuğu ve bu karara karşı çıktığı öne sürülüyordu. Kulislere yayılan bu sözlerin ardından Bakanlar Kurulu’nda yapılan değişiklik buna bağlanmış, Çelik’in yerine Ahmet Eşref Fakıbaba getirilmişti.

Ancak hafta sonu yayınlanan söz konusu ithalat serbestisi kararları Çelik’im imzasını taşıyor ve 17 Temmuz 2017 tarihli. Yani Çelik’in katıldığı son Bakanlar Kurulu toplantısında imzalanmış. Demek ki Çelik, “yanlış işler, birilerine anlatamadık” görüşü “yanlışmış” ki “giderayak” imza atmış. İki gün sonra da Bakanlar Kurulu’nda değişiklik yapıldı ve Çelik bakanlıktan âdeta gönderildi.

Bu durumda hububat ithalâtına karşı çıkan Çelik nasıl ve neden ikna oldu ki kararı imzaladı? Kendisi açıklar, anlatır, anlarız. Yeni Bakan Fakıbaba’ya kararları çiftçilere izah etmek kalıyor. Zorlanırsa şehirlinin konuşmaktan hoşlandığı “porsiyon” konularını gündeme getirir.
Diğer bir karışıklık da hububat, canlı hayvan ve et ithalatı yapacak iki kuruluşun doğrudan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı olmasına rağmen uygulamalarda Ekonomi Bakanlığı’nın yetkili olması. Piyasalarda olup biteni, fiyat oluşumlarını bu bakanlık izleyecek, ithalat izinlerini devreye sokacak ve piyasalara satış emri verecek.

Bu kadar gürültü koparılan ve örneğin buğdayda Türkiye’nin toplam üretiminde yüzde 2,9’u bile bulmayan oranda ithalat yapması neyi değiştirecek? Bu orandaki ithalat kime, nasıl yansıyacak? Et fiyatları ortalama 25 liraya inecek mi? Bu ithalatlar örneğin enflasyona olumlu yansıyacak mı? Yoksa aman çiftçinin, besicinin malının belli bir fiyatın altına inmesin diye mi çalışılacak?

Hatırlatalım, son kararlarla TMO’ya 750 bin ton buğday, 700 bin ton arpa, 700 bin ton mısır ve 100 bin ton pirinç için sıfır gümrükle ithalat yetkisi verildi. Özel sektör için bu oranlar yüzde 25 ile 45 arasında olacak. Et ve Süt Kurumu da sıfır gümrükle 31 Aralık 2018 tarihine kadar 500 bin baş canlı büyükbaş hayvan, 475 bin canlı koyun ve keçi, 75 bin ton taze veya soğutulmuş et ile 31 Aralık 2017 tarihine kadar da 20 bin ton karkas et ithalatı yapabilecek.
Ne tutarda olursa olsun tarımda her türlü ithalat serbestliği amaç tüccar denen alıcıların fiyat oyunlarını önlemek için yapılsa da üreticiyi rahatsız eder. Uygulamalar lehinde olsa bile ithalatın kendilerine zarar vereceğini düşünür.
Son yıllarda bozulan üretim tüketim, arz talep dengeleri düzelmediği sürece bu gidişle Türkiye, tarım ve hayvancılıkta tamamen bağımlı ülke konumuna girecek gibi. Hatta girdi bile. Sonuç mu? Her şeyin siyasi bedeli var.