TÜRKİYE Un Sanayicileri Federasyonu Başkanı (TUSAF) Eren Günhan Ulusoy, “Milli Tarım Projesi, çiftçilerin neyi, nerede ekerse ne kadar destek alacaklarını önceden bileceği, ürün haritası çıkarılan 941 havzada ürünlerin bilimsel olarak tespit edilen bölgelerde yetiştirilmelerinin sağlanacağı, geniş çaplı ve tarım sektöründe bir devrim olarak adlandırabileceğimiz bir projedir” dedi.

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu Başkanı Eren Günhan Ulusoy, insanlığın varoluşundan bu yana onun yaşamını sürdürmesi ve gelişimini sağlayan temel unsurların başında yer alan toprağın, onu doğru kullanan medeniyetleri her daim diğerlerinden ayıran bir nimet olduğunu söyledi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Milli Tarım Projesi’ ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Ulusoy, şöyle dedi:

“Milli Tarım Projesi, çiftçilerin neyi, nerede ekerse ne kadar destek alacaklarını önceden bileceği, ürün haritası çıkarılan 941 havzada ürünlerin bilimsel olarak tespit edilen bölgelerde yetiştirilmelerinin sağlanacağı, geniş çaplı ve tarım sektöründe bir devrim olarak adlandırabileceğimiz bir projedir. Şimdiye kadar 300 den fazla havzanın toprak analizlerinin tamamlandığı projede stratejik açıdan önem arz eden 19 ürünü buğday, arpa, ayçiçeği, çavdar, çay, çeltik, aspir, kuru fasulye, kanola, mercimek, mısır, nohut, pamuk, soya, yulaf, yağlık zeytin,fındık, tritikale ve yem bitkileri üreten çiftçilerimiz havza bazlı desteklerden yararlanabilecek ve bu sayede verimlilik artacaktır. Bizim sektörümüzün hammaddesi olan buğday ve yem bitkileri ise tüm havalarda destek kapsamında olacaktır. Türkiye tarım sektörü için çok önemli bir adım olacağına inandığımız Milli Tarım Projesini öncelikle bu ülkenin birer vatandaşı ve daha sonra un sanayicileri olarak sonuna kadar destekliyor ve milletimiz için çok hayırlı sonuçları beraberinde getireceğine inanıyoruz.”

Bu proje sayesinde öncelikle çiftçilerin verilen destekler sayesinde maliyetlerini azaltırken, havza kılavuzlarına göre ekim yapacakları için verimlerini de artıracaklarını dile getiren Ulusoy, şöyle devam etti:

“Proje kapsamında yerli tohum üretiminde bir atılım gerçekleştirilmesi planlar arasında. Özellikle sebze tohumunda yüzde 60 civarında ithal ürüne bağımlılığımız bulunuyor. Bunun parasal karşılığı da senede yaklaşık 90 milyon Dolar. Önümüzdeki süreçte bu yüzdenin düşürülmesi ve sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılması ile dışa bağımlılığın en aza indirgenmesi planlanıyor. Enine boyuna incelediğimizde, çiftçilerimizin refahı ve ülkemizin ekonomisi açısından bu projenin getirisi çok büyük. Ancak Milli Tarım Projesi’nin asıl faydası bence ileriki nesillere bırakacağımız mirasta yatıyor. Bugün dünyada 7 milyardan fazla insan yaşamakta. Nüfusun yaklaşık yüzde 10’luk kısmı açlıkla savaşıyor. 20 yıl sonra nüfusun 10 milyarı bulması öngörülürken, her yıl milyonlarca hektar tarım arazisinin çeşitli nedenlerden ötürü yok oluşunu izliyoruz. Bu da aslında demek oluyor ki, yakın bir gelecekte küresel sorunların adı değişecek ve asıl sorun gıda bulmak adı taşıyacaktır. Sosyal Bilgiler kitaplarımızdaki ‘Türkiye, kendi kendine yetebilen 3 ülkeden biridir’ cümlesi belki hala gerçekliğini koruyor ancak artık garantisi olmadığı gayet açık. Elimizde bulunan hazineyi hor kullanmamalı ve daha fazla çalışmalıyız. Ülke topraklarımızda sürdürülebilir üretimi tesis etme açısından büyük bir adım atılmaktadır. Çocuklarımıza bundan daha güzel bir miras bırakamayız. Bu açıdan Milli Tarım Projesini desteliyor ve atalarımızın emanetinin bizlerden sonraki nesillere taşınmasında üzerimize düşen görevleri yerine getirmek için var gücüyle çalışan herkese şükranlarımı sunuyorum.”

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Dekan Vekili Prof.Dr. Yusuf Demir, “Havza çalışmaları yararlı. Türkiye’nin değişik coğrafyalarında değişik bölgelerinde farklı mikro klima ortamları var buna göre de ürün çeşitliliğinin belirlenmesi lazım. Bunun sayısı noktasında farklı uzmanların farklı görüşleri var ama ben sayıdan ziyade bu tür çalışmaların yararlı olacağını ve her havzada farklı ürünün tescil edilerek bunların desteklenmesinin sonuçta ülkenin toplam üretim kapasitesi açısından da ciddi bir potansiyele alt yapı oluşturacağını düşünüyorum. Havza mantığının ve buna bağlı olarak ürün deseninin desteklenmesinde yarar var” diye ekledi.