’da Çukurova Kalkınma Ajansı’nın (ÇKA), İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Bernard Van Leer Vakfı işbirliği ile mevsimlik tarım işçileri üzerinde yaptığı araştırma sonucu hazırlanan rapor, çocukların kötü yaşam koşullarını bir kez daha ortaya çıkardı.

Karataş İlçesi’ne bağlı Tuzla ve Karagöçer ile Yüreğir İlçesi’ne bağlı Kadıköy bölgelerindeki 3 çadır alanında, Doç. Dr. Pınar Uyan Semerci ve Doç. Dr. Emre Erdoğan yönetimindeki araştırma ekibi, Türkiye’de mevsimlik gezici tarım işçisi alan diğer bölgelere de uygulanabilir bir yöntem oluşturması için rapor hazırladı.

TARIM İŞÇİLERİ UMUTSUZ

Yaklaşık 4 bin kişi üzerinde yapılan araştırmaya katılanların, yaşadıkları sorunlarda bir iyileşmenin olamayacağına dair umutsuzluk içinde olduğu belirtildi. Anketlere katılanların yaş ortalamasının 21 olduğu, 5 yaş ve altındaki nüfusun toplam içerisindeki oranın ise yüzde 14 olduğu vurgulandı.

Rapora göre, 6-10 yaş grubu da eklendiğinde çadır alanlarında yaşayan her 3 kişiden biri 10 yaş altında, her hanede yaklaşık 4 çocuk bulunuyor. Bazı hanelerde ise çocuk sayısı 13’e kadar ulaşıyor. Anket yapılan aileler içinde 20 -25 yıldır evine hiç dönmeden sacdan ve naylon çadırlarda yaşayan aileler bulunuyor. Günlük ortalama 40 lira yevmiye ile çalışan tarım işçileri, günde 9 saat mesai yapıyor.

6 YAŞINDAKİ ÇOCUK TARLADA ÇALIŞIYOR

Rapora göre çadırda yaşayan çocukların yüzde 80’i okul öncesi eğitim alamıyor. Yüzde 29’u çalıştığı için okula gidemiyor. Çadırlardaki her 3 haneden 2’sinde okula devam edemeyen 1 çocuk bulunuyor. Çadırlardaki çocukların yüzde 64’ü herhangi bir eğitim alamıyor, 6-10 yaş arası çocukların yüzde 7’si tarlada çalışıyor.

Bu oran 10-14 yaş diliminde erkek çocuklarda yüzde 52’i, kız çocuklarında yüzde ise yüzde 60’a yükseliyor. 15-18 yaş diliminde ise tarlada çalışanların oranı yüzde 91’dir. Tarlada çalışan çocuklar yetişkinlerle bir tutularak aynı performansı göstermesi bekleniyor. Kadınların ilk çocuklarını ortalama 21 yaşında doğurduğu, yaklaşık yüzde 8’lik bir kesimin ise ilk doğumunu 15 yaşından daha küçükken yaptığı saptandı.

Görüşülen ailelerin yüzde 29’unun kaybetmiş olduğu bir çocuğu bulunuyor. Hayatını kaybeden çocukların üçte ikisi bir yaşından küçük olduğu da dikkat çekiyor. Mevsimlik tarım işçileri banyo ve tuvalet ihtiyaçlarını da çadırlarının yanına kurdukları derme çatma alanlarda görmeye çalışıyor. İşçilerin yüzde 87’sinin yeşil kartı bulunuyor. Tarım işçileri içme suyunu ise çadır alanına getirilen tankerden karşılıyor.

GEZİCİLİK KALICILIĞA DÖNÜŞMÜŞ

Raporun sonucu ise araştırmacılar tarafından şöyle değerlendirildi:

“Çukurova Bölgesi’nde mevsimlik tarım işçiliği yıllardan beri süregelmektedir. Hasat dönemlerinde başta Şanlıurfa olmak üzere çeşitli illerden bölgeye mevsimlik tarımda çalışmaya işçiler gelmektedir.

Zaman içerisinde dışsal ve içsel faktörler sonucunda gerek göçün kayağı değişmiş, gerekse de bölgede 12 ay boyunca iş gücüne ihtiyaç duyulması nedeniyle ‘gezicilik’ kalıcılığa dönüşmüş olsa da mevsimlik tarım işçileri ve ailelerinin durumu bölgenin en önemli sorununu oluşturmaktadır.

Nesilden nesle aktarılan sorunların iç içe geçmişliği hem mevsimlik tarımda çalışan ailelerin kendi ifadelerinde, hem de alanda faaliyet gösteren farklı aktörlerin dillendirmeleriyle çözümsüzlük ve iyileşmenin olmayacağına dair bir umutsuzluk şeklinde yer almaktadır. Çocuklar başta olmak üzere çadır alanlarında yaşayanlar en temel haklara erişiminde sorun yaşamakta ve hayatlarını risk altında sürdürmektedir.

Çukurova’da 18 yaş altı çocuk emeği tarımda yaygın biçimde vardır. Türkiye’de yoksulluk ve yoksunluk açısından en kırılgan grup olan mevsimlik tarım işçilerinin yaşam koşullarını iyileştirme, çocukların sağlık, eğitime erişimlerini güçlendirmeye ve çalışmalarını sağlamaya dair geliştirilecek her kalıcı çözüm Çukurova için değil Türkiye’nin birçok bölgesinde yaşanan sorunların çözümü için örnek bir model geliştirme yolunda önemli bir kaktı sağlayacaktır.

Kalıcı ve sürdürebilir bir müdahalenin kamu ve sivil toplumun, sorunun aciliyeti ve çok boyutluluğunu kabul ederek işbirliğine gitmesi ve bu alanda somut projeler geliştirmesiyle mümkündür. Mevcut projemizle, bu katkıyı sağlamak amacıyla önümüzdeki süreçte ilgili tüm taraflarla görüşerek, paydaşların desteklediği kalıcı bir çözüm paketi üretmeye hedeflemekteyiz.”