Ana Sayfa Yazarlar Tarihçilerin Kutbu Halil İnalcık Hocamızın ardından

Tarihçilerin Kutbu Halil İnalcık Hocamızın ardından

269
PAYLAŞ

Halil İnalcık Hocamız Cumhuriyet Tarihimizin yetiştirdiği en büyük tarihçilerimizden birisi, belki de birincisidir. Cenâb-ı Allah kendisine bütün cömertliği ile davranmış ve O da bu cömertliğin hakkını fazlasıyla vermiştir. Onun, 100 yıllık hayatının sonunda bıraktığı 80 kitap, 500 makale Türk Tarihçiliğine yıllarca ışık tutacaktır.

Halil Hocamızı Bilkent Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak 7 yıl ders verdiğim süre içerisinde (1994- 2000) yakından tanımak fırsatı bulmuştum. Kendisi benden Osmanlıca kitaplarımı istediğinde ne için istediğini bilmiyordum. Kitaplarımı kendisine takdim ettikten birkaç gün sonra Bilkent Üniversitesi Rektörü, Rektör Yardımcısı, Tarih Bölümü Başkanı beni telefonla ayrı ayrı arayarak Osmanlıca derslerini vermem için beni davet ettiler. O zaman Bilkent Üniversitesi yöneticilerinin Halil Hocamıza ne kadar büyük değer verdiklerini apaçık görmüş oldum.
Halil Hocam, beni dershaneye bizzat götürüp Yüksek Lisans öğrencilerine tanıştırdı. Yanıma o zaman Osmanlıca Okutmanı olarak görev yapmakta olan Prof. Dr. Nejdet Gök kardeşimizi yardımcı olmak üzere verdi. Tarih bölümü öğrencileri için Osmanlıcanın ne kadar önemli olduğunu O’ndan daha iyi hiç kimse bilemezdi. Bu yüzden Osmanlıca dersinin başarısı ile yakından ilgilendi.

inalcıkAnkara Üniversitesi ile Bilkent Üniversitesi arasında misafir öğretim üyesi vermek konusunda anlaşmazlık çıktığında diğer 13 öğretim üyesi arkadaşımızın iş akitleri fesh edildi. Sadece ben bir dönem daha ders vermeye devam ettim. Sonra Hoca, emekli olmamı ve Bilkent kadrosuna geçmemi istedi. Ancak ben henüz Prof unvanı almadığım için bu teklifi geri çevirmek zorunda kaldım. Hocam, daha sonra karşılaştığımızda bana hep iltifatlar etti ve benim ayrılışımdan sonra Osmanlıca seviyesinin düştüğünü söyleyerek bana iltifat etti.

Halil İnalcık Hocanın tarihçilik yönünü hemen bütün dünya bilir. Ama O’nun şairlik yönünü çok az kimse bilir. Bir gün öğle molasında dinlenirken bize son derece güzel şiirler okudu. Hem şiirler çok güzeldi, hem de Hoca şiirin hakkını vererek, duygu içerisinde okumuştu. O gün yanımda bir kamera olmadığına ve bu tarihi dakikaları kayda geçiremediğime hep üzülmüşümdür.

inalcık5Eski öğrencilerimizden Tayfun Ulaş, Halil Hocamız hayatının son yıllarında hep yanında idi. Tayfun Ulaş, Hoca hastanede yatarken gördüklerini şöyle anlatıyor:
“Bundan yaklaşık 2 ay önce Başkent Hastanesi’nde yanında refakatçi kaldığım günlerden birinde, gece uyandırıp “Bilgisayarın yanında değil mi? Yarın 4. Cildin (Devlet-i ‘Aliyye serisinin) düzeltmelerini bitirmek lazım” demişti. Sabah olduğunda sol kolundan hemşireler kan alırken sağ eliyle düzeltme yapılması gereken yerleri işaret ediyordu. Ve o gün Hocamız 4. Cildi bitirip yayınevine göndermişti…”.

İşte bilim adamlığı bu. İşte çoğumuzun yapamadığı bu. Hoca’nın Bilkent’teki ilk öğrencilerinden Prof. Dr. Bülent Arı kardeşimiz, O’nun Osmanlı devletinin kurulduğu Söğüt, Bilecik çevresindeki alan araştırmalarında 90 yaşında olmasına rağmen nasıl dağ, tepe dolaştığını övgüyle anlatırdı.

Halil İnalcık, DTCF Tarih Bölümü’nün ilk öğrencilerinden idi. Bölüm Başkanı olduğumuz sırada Hocamız DTCF Tarih Bölümü’nü ziyarete gelmişti. Kendisinden Tarih Bölümü’nün 127 nolu dersliğine adının verilmesi için izin istedim. Gerekli izni verdi. Verdi ama bizim kuralcı bürokrasimiz alınan Akademik Kurul Kararı’na rağmen; yüzlerce öğrencinin dilekçesine rağmen bu isteği yerine getirmedi. DTCF’de yapılan cenaze töreninden sonra Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Erkan İbiş bizi sevindiren müjdeyi verdi. Halil İnalcık adı Fakülte Kütüphanesine verilecekti. Keşke bunu 5 yıl önce yapabilseydik ve Hocamız da bu kadirşinaslığı kendi gözleri ile görebilseydi.

inalcık3Halil İnalcık, yüz binde bir bulunabilecek çok istisnai bir bilim adamı idi. Ömer Lutfi Barkan, İsmail Hakkı Uzunçarşılı gibi ünlü tarihçilerimizi de geride bırakarak Tarihçilerin Kutbu, Şeyhü’l-müverrihîn unvanı ile Türk Tarihi’ndeki şerefli yerini aldı. Onun yerini doldurmak gerçekten çok zor ama genç tarihçilerimizin bunu başarmasını beklemek zorundayız. Hiçbir şey imkânsız değildir. Halil İnalcık olamasak bile O’nun yolunda çaba harcamak Yüce Türk Milletine namus borcumuzdur.
Ruhun şâd olsun, mekânın Cennet olsun Halil İnalcık Hocam.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam