Referandumda ‘Hayır’ oyu vereceklerini açıklayanların başına gelmedik kalmadı… Yalnızca Ocak ayında gözaltına alınanların sayısı 87 oldu… Eylemler yasaklandı, vatandaşlar darp edildi ve para cezası kesildi… ‘Hayır’ diyen gazeteciler işinden oldu…

Kısacası, “hayır” demek suç olmuş durumda…

İlginç olan, bu durumun Cumhurbaşkanı’nın meydanlarda söylediklerine ters düşüyor olması…

“Cumhurbaşkanının partisi ile ilişiğini kesme şartını ortadan kaldırıyoruz. Ya böyle şey olur mu? Cumhurbaşkanı olacaksın, kurucusu olduğu partiyle ilişkisi kesiliyor. Bir insanın karakterinde tarafsızlık olur mu? Olmaz, gerçekçi olmak lazım.” Sözleri, onun ağzından çıkmadı mı..?

Yoksa bizim anlayışımız; bu sözlerin yeni Anayasa’ya “hayır” diyenleri kapsamadığını ve onların “taraf olma hakkının bulunmadığını” kavramayacak kadar sığ mı..?

Anlaşıldığı kadarıyla, Cumhurbaşkanı son anket sonuçlarıyla biraz endişelenmiş gibi… Özellikle de, kurucusunun AKP’li milletvekili Beşir Atalay olduğu ANAR’ın araştırması, keyfini kaçırmış olabilir. Çünkü bu araştırmaya göre; AKP seçmeninin yüzde 35’i, MHP seçmeninin ise yüzde 50’si “Evet” demeyecek…

Konuşmalarında yeni hedeflere yöneliyor artık…
Örneğin “Gençler, bu anayasa değişikliğinin en başta gelen kahramanları sizsiniz. Unutmayın, bu kardeşinizin başbakan olduğu zaman ilk attığı adım seçilme yaşını 25’e indirdi. Şimdi 18 yaş hem seçme hem seçilme yaşıdır. Ya ‘Çoluk çocuğa mı bırakacağız parlamentoyu’ diyorlar. Lafa bak ya. Lafa bak. Bu kendi gençliğine güvenmemek demektir. Bu millet sıradan bir millet değildir, bu gençlik sıradan bir gençlik değildir. Bu gençlik Fatih’in torunudur. Fatih 21 yaşında bir çağı kapatıp bir çağı açtı mı? Siz de açarsınız ya. İnşallah 18-25 yaş arası bakanlar, milletvekilleri görmek istiyoruz. Bugün dünyanın dev şirketlerini 25-30 yaşında gençler yönetiyor. Ama bunların kafası basmaz bu işe. Biz gençliğimizle iftihar duyuyoruz.” şeklindeki sözleriyle olduğu gibi…
Bu arada, seçilmesiyle birlikte dünyanın her tarafından gelen tepkilere neden olan Trump da, medyayı hedefine yerleştirip bağırmaya başlayınca, bizim yandaş medyamız çok sevindi… Florida’da bir miting düzenlemesi de, işin kaymağı oldu…

Trump’un “Medya insanlara yalan söylediğinde, bunun öylece yanlarına kâr kalmasına izin vermeyeceğim.” sözleri ise Türkiye’de yaşayanlar için bir “dejavu” oldu sanki… Şimdi “montaj, dublaj, komplo” gibi tanımlamaları, bir de Amerikan Başkanı’nın ağzından duymayı bekliyor ki, her şey tamam olsun…

Bugün Türkiye’de iktidarda olanların yapabilecekleri en büyük hata, Trump’tan medet ummaktır… Çünkü bu, “Amerika’da sistemin böyle bir Başkan’a fazla tahammül edemeyeceğini görememek” olur… Bir Süper Güç, “nasıl olup da bu sıfatı kazandığını” da iyi bilir, bunu kaybetmemek gerektiğini de… Bunun için, Trump’tan kurtulmaya kalkmaları, uzun sürmeyecektir… Sistem, ABD’nin bundan “en az zararla kurtulmasını sağlamak” amacıyla kurulmuştur…

…Ve o sistem, yabancı ülkelerin muhtemel çıkarlarıyla hiç ilgilenmez..!