Ana Sayfa Yazarlar SYRİZA DEPREMİNDEN PODEMOS’A

SYRİZA DEPREMİNDEN PODEMOS’A

44
PAYLAŞ

Geçen haftaki “ Batı Nereye, Türkiye Nereye?” başlıklı yazımı bu konuyu sürdüreceğimi belirterek bitirmiştim. Buna, bir de İspanya’daki “Podemas” eklendi. Her iki ülkede de yaşanan ekonomik ve toplumsal bunalımlar, daha radikal ve halktan yana ekonomik ve sosyal bir düzen kurmak amaçlı olarak partileri iktidara taşıdı ve İspanya’da da böyle bir sonuç doğacaktır.
Yunanistan’da yapılan seçim sonuçları ile Türkiye’deki 2002 seçim sonuçlarını, yerleşik siyasal partilerin ağır yenilgisi ile örtüştürebiliriz. 2002’de, siyaset sahnesine yeni çıkmış Adalet ve Kalkınma Partisi, beklenmez bir başarı göstererek, tek başına iktidara gelirken, 1950’den sonra iktidarın egemeni olan siyasal çizgilerin tümü, (DYP, ANAP, DSP, ve ötekiler) parlamento dışında kalmışlardır. Ana muhalefet olarak parlamentoya giren tek parti, önceki seçimde parlamento dışında kalmış olan olmuştur. Yunanistan’daki farklılığı iki noktada görebiliriz.
Bunlardan ilki, kadim iktidar partilerinden, önceki Başbakan Samaras’ın partisi olan “Yeni Demokrasi Partisi”, ana muhalefet partisi olarak varlığını sürdürmesidir. İkinci farklılık Türkiye ve Yunanistan’a önerilen ekonomik önlemler paketine karşı tutumda karşımıza çıkmaktadır. Adalet ve Kalkınma Partisi bir önceki siyasal iktidar ortaklarının (DSP, MHP ve ANAP ) kabul ettiği IMF-Dünya Bankası Yeniden Yapılandırma Paketini (Kemal Derviş Paketi) sürdürmeyi, ona dokunmamayı üstlenirken, SYRİZA, Troyka (Avrupa Konseyi, ABMB ve IMF) tarafından dayatılan ve önceki siyasal iktidarların boyun eğdiği, yeniden yapılandırma programına karşı çıkarak, geniş yığınların özveriye mahkûmiyetine “Hayır” demesidir.
SYRİZA’nın ve Çipras’ın Başbakanlık görevini üstlenmesi, tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de siyasette sürekli yenilgi yazgısını aşamamış olan başta CHP olmak üzere, öteki sol-sosyalist partilerde ve kimi hareketlerde yeni umut tomurcuklarının yeşermesine neden oldu. Komşudaki bu gelişmeler, Türkiye’de de “Biz de SYRİZA’yız”, Biz de Çipras”ız” seslenişlerine neden oldu. Bunlardan ÖDP, CHP, HDP ve sosyalistlerin arasında bir ittifak önerdi. Güç birliğinin gerekçesinin “İslami faşizmi geriletmek” olarak konulması, SYRİZA’nın başarısının temelinde var olan, küresel finans egemenliğine başkaldırı olmasının anlaşılmadığını göstermektedir. SYRİZA, geniş halk yığınlarının yoksulluğuna ve işsizliğine neden olan, gelir ve varlık dağılımı eşitsizliğinin azmasına, ekonomik olduğu kadar siyasal bağımsızlığının da elden çıkmasına, toplumun birikimlerinin, özelleştirme adı altında belirli sermaye çevrelerine peşkeş çekilmesine neden olan ekonomik yapılandırma programını ret ederek başarıyı yakalamıştır. Yani Türkiye’de sol ve sosyalistler, öncelikle, İkinci Dünya Paylaşım Savaşı sonrasında dayatılan ekonomik kararlılık programlarını “ben daha iye yürütürüm” deme yerine, bu programlarına kararlı ve tutarlı biçimde karşı çıkmayı göze almalılardır.
İktidar Partisi ise, Syriza’nın başarısından ders alma yerine, altını oyduğu laik Cumhuriyetin altına bir dinamit daha yerleştirmenin, din temelli bir yapıya dönüştürmenin fırsatı olarak yaklaştı. Hükümet sözcüsü Arınç, Başbakan Çipras’ın Başbakan olarak, Başpiskopos önünde yemin etmemesini, laiklik ilkesinden yana olanlara taş atmanın fırsatına dönüştürdü. Yansıra, buradan yola çıkarak, 2015 seçimlerinden sonra, TBMM’de, milletvekili olmanın koşulu olarak etmekte olan yemini, dinsel ritüele göre, imam, ya da başimam Diyanet İşleri Başkanının önünde yapmanın taşlarını döşemek amaçlı olarak kullandı. Ve yine, Çipras’ın inancını sorgulayarak, O’nun ateist olmasını öne çıkarttı. Ve “Yunanistan’ın laik olmadığı” söylemine sığınırken, böyle bir ülkede ateist olduğunu saklama sahtekârlığı göstermeyen birinin seçimdeki başarısının gerçek laiklik olduğunu görmezlikten geldi.
11Ocak’ta Paris’te, 24 Ocak’ta Atina’da gördüğümüz ve izlediğimiz on binlerin bir başkasına, 31 Ocak Cumartesi günü Madrid’de tanıklık ettik. PODEMOS ( yapabiliriz) tarafından gerçekleştirilen “Değişim Yürüyüşü” , bir kez daha Troyka Programına başkaldırının utkuya yakın olduğunu gösterdi. PODEMAS, 2011’deki “Öfkeliler Hareketi’nden doğan ve 2014’de kurulan bir parti. 36 yaşındaki lideri Pablo İglesias, Sol Meydanı’nda “Bugün İspanya’da bir değişimi başlattık. Daha iyi bir ülke düşümüzü gerçekleştirmeye geldik. Yurttaşların yönettiği bir Avrupa istiyoruz. Kim diyor olmaz diye? Yunanistan’da Syriza başardı” diyerek, hareketin bütün benzer sorunları yaşayan ülkelere yayılacağı beklentisini yarattı. Türkiye açısından da büyük öneme sahip olan bu hareketi, bizdeki siyasal oluşumlardan nasıl yararlanacağını izlemeyi sürdüreceğiz.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam