Ankara kulislerinde Türkiye’nin Suudi Arabistan’la işbirliği yaparak Suriye’ye gireceği yoğun biçimde konuşulmaya başlandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 2003’te Irak’a askeri müdahale için hazırlanan tezkerenin Meclis’ten geçmemesinin büyük hata olduğunu söylemesi, Suriye’ye girme iddialarını güçlendiriyor.
++
Hemen belirtmem gerekir ki Suriye’ye askeri müdahale büyük hata olur, bizi uzun yıllar sürecek kanlı bir savaşın baş aktörlerinden biri haline getirir.
Hele de söz konusu müdahalenin Suudi Arabistan’la ortak yapılması tam bir cinnettir.
++
Benim görebildiğim kadarıyla büyük petrol zenginliğine karşın dünyanın bilimsel disiplinden, organizasyon yeteneğinden en uzak, deyim yerindeyse en sakar milletlerinden biridir Suudiler.
Birkaç milyon Müslümana hac görevlerini güvenli biçimde yaptırıp sağ salim ülkelerine göndermeyi bile çoğu zaman başaramamışlardır.
Daha geçen yıl Mekke’de fırtınadan yıkılan vinç hacı adaylarının üstüne düştü, 111 kişi öldü, 400 kişi yaralandı.
Önceki yıllarda da şeytan taşlama, tünel geçişi, çadır yangını gibi olaylarda meydana gelen izdihamlar yüzünden binlerce hacı adayı hayatını kaybetti.
İstatistikler son 25 yılda Mekke’de 3 bin 500 hacı adayının çeşitli felaketlerde öldüğünü, yine binlercesinin yaralandığını gösteriyor.
++
Son olarak şunu ifade etmek istiyorum:
ABD’nin son derece korkak ve ürkek davrandığı, NATO’nun varlığı ile yokluğunun belli olmadığı, Birleşmiş Milletler’in dünya üzerinde nasıl bir işlev üstlendiğinin anlaşılamadığı bir dönemde Türk askerinin Suriye’ye girmesi Rusya ile savaşa girmekle aynı anlama gelir.
Suriye ile ilgili herhangi bir adım atacağımız vakit bu gerçeği aklımızdan çıkarmamalıyız.
Hamasete ve cahil cesaretine değil, itidale, sağduyuya ihtiyacımız olan günlerden geçiyoruz.