Suriye’de girdiğimiz batak referanduma yansıyacak!

0
142

Zırhlı makam araçları güvenli olmasına güvenli, konforlu olmasına konforludur ama halkın sesinin içeriden duyulmaması gibi önemli bir zaafı vardır.

Şu günlerde tanıdık tanımadık kiminle konuşsam, Suriye’de şehit düşen canlarımızın acısını tüm benliğiyle hissettiğini belirtiyor.
Kimi, “Sınırımızı korusak yeterdi. İçeriye girmenin manası yoktu” derken, kimi, “Bu savaş bizim savaşımız değil. Her şehit haberiyle biraz daha yıkılıyorum” diye konuşuyor.

Rus savaş uçağının El Bab’ta Türk askerlerinin bulunduğu binayı vurmasının “kaza” olduğuna da sokakta kimse inanmıyor.
Genel kanı, “Obama döneminde ABD’ye kızarak Rusya’ya yaklaşmıştık. Trump gelince U dönüşü yapıp yeniden ABD’yle dost olduk. Bu politika Rusya’yı kızdırdı” şeklinde.

Şu sorular acil yanıt bekliyor:
-Suriye’de ne kadar kalacağız?
-İç savaş yıllarca bitmezse ne yapacağız?
-Hani Esad bizim düşmanımızdı? Orada yaptığımız savaş sonuçta Esad’ın iktidarda kalmasına hizmet etmiyor mu?
-İçeride teröristler cirit atarken, Suriye içlerinde terörist aramak çelişki değil mi?
-Gerçek amacımız terörle mücadele ise neden Kandil’e kara operasyonu düzenlemek yerine El Bab’a gittik?

Gözlemlerim beni yanıltmıyorsa, Türkiye’nin Suriye’de atıldığı macera, referandumda iktidarın istediği sonucun çıkmasını zorlaştıracak.
Halk, ekonomik sıkıntıya katlanıyor, Olağanüstü Hal uygulamalarına terörle mücadele ekseninde bakıyor ama iş sınır ötesinde kime yarayacağı belirsiz bir savaşta çocuklarımızın ardı ardına ölüp gitmesine dayanamıyor.

Evet, makam araçları güvenli olmasına güvenli, konforlu olmasına konforludur ama halkın sesinin içeriden duyulmaması gibi önemli bir zaafı vardır.
Ülkeyi yönetenlere benim naçizane tavsiyem, caddelerden, halkın arasından geçerken makam araçlarının camlarını birazcık açmalarıdır.