Osmanlı padişahı Abdülaziz’in öldürülmesi Türk tarihinin kara lekelerinden birisidir. Ama bizce bu lekeden daha büyük, daha ayıp olan onun saltanat tahtından bir çete tarafından indirilmiş olmasıdır. Ancak Türk kamu oyu her nedense onun ölümüne veya öldürülmesi üzerine yoğunlaşmış, ona karşı bir grup asker ve bürokratın darbesi göz ardı edilmiştir.

Bir padişahın tahttan indirilmesi bazı şartlar dahilinde mümkündü: I. İbrahim (Deli İbrahim) ulema ve devlet adamlarının kararıyla tahttan indirilmiş ve yerine oğlu Mehmed, padişah yapılmıştır. 6 yaşındaki IV. Mehmed Türk tarihine Avcı Mehmed olarak geçmiştir. Av merakı yüzünden devlet işlerini ihmal edince yine aynı mekanizma çalıştırılarak bu padişah da yıllar sonra görevden uzaklaştırılacaktır. Ancak Abdülaziz için tahttan uzaklaştırılmasını gerektirecek yaygın bir hoşnutsuzluk söz konusu değildir.

Sultan Abdülaziz Darbesi (1876)
Sultan Abdülaziz Darbesi (1876)

Abdülaziz son derece sıhhatli, enerjik bir padişahtır. Dindar ve aydınlık fikirlidir. İngiltere’ye ısmarladığı savaş gemilerinin taslaklarını çizecek kadar denizciliğe meraklı birisidir. Atletik yapılı, güreş sporunu seven birisidir.
Padişahlığının ilk dönemi Âlî Paşa ve Fuad Paşa’nın devlet adamlığı sayesinde daha başarılı geçmiştir. İkinci döneminde ise Mahmud Nedim Paşa, Mütercim Rüşdü Paşa, Mithat Paşa gibi ikinci sınıf devlet adamları yönetiminde daha problemli geçmiştir.

Sultan Abdülaziz Darbesi (1876)
Sultan Abdülaziz Darbesi (1876)

Sultan Abdülaziz, 1861 yılında Abdülmecid’in ölümü üzerine problemsiz bir şekilde padişah olmuş ve Tanzimat uygulamalarını devam ettirmeye çalışmıştı. Ancak 1856 Kırım Savaşı’nda ülke ekonomisi iyice bozulmuş ve ilk defa Fransa ve İngiltere’den dış borç alınmaya başlanmıştı. Alınan borç paralar üretime değil, bütçe açıklarının kapanmasına ve saraylara yatırıldığı için bir süre sonra bu borçlar devleti Düyûn-ı Umûmiye girdabına sürükleyecektir.

Sultan Abdülaziz Darbesi (1876)
Sultan Abdülaziz Darbesi (1876)

XIX. Yüzyılın ikinci yarısı bütün imparatorluklar gibi Osmanlı İmparatorluğunun da milliyetçilik akımları yüzünden sarsıldığı bir dönemdir.

Avrupalı devletler ve Rusya, Osmanlıyı hasta adam olarak adlandırmakta ve bu hasta adamın mirasını paylaşabilmek için sabırsızlanmaktadırlar.

Yeniçeriliğin kaldırılmasından sonra İngiltere, Fransa ve Rusya büyükelçileri iç siyasete karışmakta, kendilerine yakın kişilerin iktidara gelmelerinde etkili olmaktadırlar. Bu devletler Osmanlı vatandaşı Hrıstiyanları savunmak adına sürekli Osmanlının iç işlerine karışmaktadırlar.

Rusya, bütün Osmanlı ülkesinde yaşayan Ortodoks Hrıstiyanların hamiliği rolüne soyunmuş durumdadır. Casusları vasıtasıyla Eflak, Boğdan, Karadağ, Mora topraklarında zaman zaman ayaklanmalar çıkartmaktadır.

Abdülaziz’in tahttan uzaklaştırılması için Jön Türklerin reisi konumundaki Namık Kemal, Ziya Bey (Paşa), Ali Suavi gibi isimler Meşrutiyeti getirmek adına uğraş vermektedir. Osmanlıdan ayrılma planları yapan bütün Rumlar, Ermeniler, Bulgarlar ise Jön Türklere destek sağlamaktadır. Ancak eski sadrazam, Serasker (Genelkurmay Başkanı) Hüseyin Avni Paşa, doğrudan hükümet darbesi yaparak iş başına geçmek için çaba harcamaktadır. Yardımcısı ise ünlü Tuna Valisi Mithat Paşa’dır. Son derece kötü yönetimi ile ihtilale zemin hazırlayan kişi ise halkın Nedimof dediği, Rus yanlısı Mahmud Nedim Paşa idi.

İhtilali hazırlayan bu ekibin içinde Sadrazam Mütercim Rüşdü Paşa da yer almaktadır. Sarayın içerisinden Şehzade Murad ise ihtilal ile padişah olmayı kabul etmiş ve amcasına karşı fitne ateşine benzin taşımaktadır.

İhtilali sarayın içerisinden Şehzade Murad desteklerken, dış desteği de İngiltere sağlamış görünmektedir. İngiltere’nin gedikli İstanbul Büyükelçisi Sir Henry Elliot, Serasker Hüseyin Avni Paşa’nın en güvendiği isimdi.

Sultan Abdülaziz’in en büyük hatası ise maliye iflasın eşiğinde iken Hersek’te isyan devam ederken, Girit barut fıçısı iken son derece kabiliyetsiz bir kişi olan Mahmud Nedim Paşa’yı ikinci kez sadrazam yapması oldu. Mahmud Nedim Paşa, Düyûn-ı Umûmiye faizlerini yarı yarıya düşürmek kararı almakla hem kendisinin ve hem de Abdülaziz’in sonunu hazırladı. Serasker Hüseyin Avni Paşa, Bursa valiliğine gönderilmiş; Adliye Nazırı Midhat Paşa görevden alınmıştı. 10 Mayıs 1876’da İstanbul’da medrese öğrencileri sokağa döküldü. V. Murad bu iş için maddi destek sağlamıştı.

Sultan Abdülaziz bu öğrenci olaylarını taviz vererek geçiştirmeye çalıştı. Mahmud Nedim sadrazamlıktan alınarak Mütercim Rüşdü Paşa iktidarın başına getirildi. Şeyhülislamlık makamına getirilen Hasan Hayrullah Efendi de Hüseyin Avni Paşa ile dirsek temasında olan genç bir yobazdı. Deniz kuvvetlerinin başında bulunan Kayserili Ahmed Paşa da, kendisini bu göreve getiren velinimetine ihanet etmeye hazırdı.

İhtilal günü olarak 31 Mayıs seçilmişti. Ancak Süleyman Paşa’nın ısrarı üzerine ihtilal 30 Mayıs tarihine alındı. İstanbul’da bulunan bir Arap askeri birliği ile Dolmabahçe Sarayı kuşatıldı. Arap askerleri Padişaha yapılacak bir saldırıyı önleyeceklerini sanıyorlardı. Dünyanın ikinci donanması Dolmabahçe açıklarında demir atmıştı. Osmanlı MİT’i (eğer varsa), bu olaylar olurken belki de Boğaz’da balık avlıyordu! Sabaha karşı donanmadan toplar atılmaya başladığı zaman Abdülaziz bunun V. Murad’ın cülus topları olduğunu ancak o zaman anlayabildi.

PAYLAŞ
Önceki İçerikUyuşturucu bağımlılarına iş imkanı
Sonraki İçerikMülteci çocuklar ve dramları
Prof. Dr. Yılmaz Kurt
1949'da Osmaniye'de doğdu. Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı, Tarih Bölümü Başkanlığı, OTAM Müdürlüğü görevlerinde bulundu.