Söze Başlarken

0
167

Dante, “Bedbaht günlerde görkemli ve başarılı geçmişi anmaktan daha kahreden ve kederlendiren olgu nedir ki?” diye sorar.

Evet, uzun süredir bedbaht yılları yaşayan bir toplum olarak; acının, elemin, kederin, kargaşanın yılı olan 2016’yı rakamsal olarak uğurladık. Hafızamızdan vicdanımızdan uğurlamamış olsak bile, artık 2017 yılındayız. Giden geleni aratır öz değişimizin yanıltıcı olması dileği ile 2017’nin, huzurun, barışın, refahın, sağlığın, güvenin yılı olması dileğimdir.

Sevgili dostum Orhan Uğuroğlu, gazetede yazmam konusunda yaptığı teklife “evet” dediğimde, yazı yazmanın ciddi bir disiplini gerektirdiğini biliyordum; bu disiplini oluşturabilecek miyim diye tereddüt ederek, ilkyazım için klavyenin tuşlarına dokundum.

İlk makale, gazeteci denince ne anladığımı içeren bir yazı olmalıydı. Okuma fırsatını bulduğum ve ders aldığım Zekeriya Sertelin hatıralarındaki “gazeteci” tanımı ile başlamalıydım. Zekeriya Sertel “Gazeteci kimdir?” sorusuna kendi hatıralarında şöyle cevap vermiş:

“Gazetecilik iyi bir meslektir, hürriyet içinde çalışabilmek şartıyla. Hürriyet olmayan, geri kalmış memleketlerde gazetecilik zevkli ama tehlikelidir. Zevklidir, çünkü hayatınız bitmeyen bir savaş içinde geçer. Tehlikelidir, çünkü her an başınızın üstünde Demokles’in kılıcı sallanır. Ölüm, hapis ve her türlü işkence sizi bekler. Ben böyle bir dönemde gazetecilik yaptım. Dört kez hapse girdim. Yüzlerce kez gazetem kapandı, sonsuz kayıplara katlandım. Tehdit gördüm, tahkir gördüm. Böyle şartlar altında eğer karakteriniz zayıfsa, çabucak mesleğinizi değiştirir, kendinize başka bir geçim yolu ararsınız. Gazeteci yalnız olayları kaydeden bir sicil memuru değildir. Gazeteci tarih yapan ve yazan adamdır. Memleketin kaderi üzerinde söz sahibidir. Onun için de görevi nazik, sorumluluğu büyüktür.”

Yapacağım işin önemini kavramam için, Zekeriya Sertelin tanımı yeterince açıktı. Asla gazeteci sıfatını kullanmayı hak ettiğimi düşünmeden, sadece düşüncelerimi aktarabilmek arzusu ile çıktığım bu yolculukta, okuyucularımla birlikte olmanın keyfini ve tarihe kayıt düşmenin heyecanını yaşamak istiyorum.

Yazılarımı, özeleştiri gayreti içinde olduğum bir dönemin ruh haliyle yazacağım. Objektif tespitleri içinde barındırmasına özen göstereceğim. Ülkem ve insanları için duyduğum kaygıları dile getirmeye ve ötekini anlamaya gayret ederek yazacağım.

21’inci yüzyılın ilk çeyreğinde ortaya çıkan yeryüzü fotoğrafını irdeleyeceğim yazılarımda; olaylara Türkiye merkezli bakmaya gayret edeceğim.
Yeryüzünün yeni güç dengelerini ve insanlığın başına bela olan terörü irdeleyeceğim. Türkiye’nin menfaatleri açısından yapılması gereken özeleştiriyi içim yansa da, bir kısım okuyucularım kızsa da yapmaya çalışacağım. Umarım yazılarım zihin açıcı olur.

Düşüncelerimi aktarma fırsatı verdiği için, başta Orhan Uğuroğlu beyefendi olmak üzere, tüm
Sonsöz gazetesi çalışanlarına teşekkür ediyorum.
Baki selam…

Paylaş
Önceki İçerik14 ilde FETÖ operasyonu… 69 gözaltı
Sonraki İçerikTerör kişisel güvenliğin parçalanıp yok olmasıdır
Gürcan Dağdaş

54. Cumhuriyet Hükümeti’nde Devlet Bakanı olarak görev yaptı. 22 Temmuz 2007 Genel Seçimlerinde, MHP’den Kars Milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23’üncü dönem üyesi oldu. Aralık 2013 yılında, MHP’den istifa etti. Toplumsal Çözülme, Kağıda Düşenler, Düşünceye Davet ve Fetret Dönemi Yazıları ismiyle yayınlanmış, dört kitabı var.