Gazeteci soru sorar. Ama sadece son bir haftada yaşananlara bakınca galiba “OHAL kapsamında soru sormak da yasaklanmış” demek geliyor insanın içinden.

Örneğin; geçen hafta kıyamet koptu. En fazla kurumlar vergisi ödeyenler listesi dört ay gecikmeli açıklandı. Birinci “ismimi gizli tutun” dedi. Arandı, soruşturuldu, Kamu kuruluşu BOTAŞ olduğu ortaya çıktı. Biz de yazdık, “doğal gaz ithalât maliyeti 13 milyar lira azalmış, yaklaşık 9 milyar lira kara geçmiş ve 2 milyarını vergi olarak ödeyecek” diye. Sorduk, devlet maliyetini indirdiğini doğal gazı neden eski ve pahalı fiyattan satar, niye enerjide indirim yapmaz?
Peki, ne oldu? Konun üzerinden günler geçti, ne bir açıklama, ne bir tekzip, ne bir yalanlama, dahası ne de bir soru! BOTAŞ’ın internet sitesinde yazıyor, “misyonumuz, vizyonumuz hesap verebilirlik ve şeffaflık” diye. Madem hesap verebilirliği ve şeffaflığı ilke edinmişsin yap bir açıklama. Hadi BOTAŞ “suçüstü” yakalanmış, öyle duruyor, BOTAŞ’tan sorumlu Enerji ve Tâbii Kaynaklar Bakanı’na neden sorulmuyor? Bakan Bey, izlediğimiz kadarıyla, iki defa değişik etkinliklerde medya ile birlikte oldu, canlı yayınlara çıktı. Birisi kalkıp “BOTAŞ, ne iş” diye sormadı, soramadı veya sordurulmadı. Ya da “sormayın” denildi. Konuyu kendisinin açmasını beklemek de saflık olur.
Bazen bakanlar, yapacakları açıklamaların geri planda kalmaması için danışmanları aracılığıyla gazetecilere “şu soruyu sormayın” diye kulis yaparlar. Bazı kritik görüşmelerde bu iş için “yandaşlar” kullanılır. Olabilir. İyi de arkadaş konu delik deşik olmuş, Enerji Bakanı karşında, sormuyorsun, soramıyorsun.
Diğer konu. Yer gök inletiliyor, “emlâk vergilerine acayip oranlarda zam yapıldı” diye. Kimse demiyor ki Hükümet bu konuda ne düşünüyor? Maliye Bakanı da her gün medyaya konuşuyor ama “emlâk vergileri ne olacak” diye soran yok.
Bir de Varlık Fonumuz var. Nerede yaşar, ne yer ne içer, kaç para birikti, ne yapıyor, bilen yok. En son haber, “efendim strateji hazırlıyor, hükümetin onayına sunulacak, ondan sonra tutmayın bizi” şeklinde. Bu sözlerin üzerinden yedi ay geçti, Fon, Bakanlar Kurulu’ndan geçemedi. Fon, Başbakan’a bağlı. Başbakan da her gün bir yerlerde konuşuyor. Ama soru yok.
Ayda yılda bir memlekete uğrayan Dışişleri Bakanı gazetecinin karşına çıkıyor, Dışişleri Bakanın en son bileceği konu bayram tatilinin süresi, ama sormuşlar “Kurban Bayramı tatili on gün olacak mı? Madem Dışişleri Bakanına “tatili bilir” diye soruyorsun, o zaman BOTAŞ’ı, gazı, emlâk vergisini de sor. Hadi bunu soramadın “eşinizin Endonezya’da özel eşyaları çalınmış nasıl oldu diye” sor. Dışişleri Bakanına bu soruları da sormasını beklemek muhalefet ne zaman iktidar olur sorusuna cevap aramak gibi bir şey.
Hadi muhabir sormadı, soramadı, sordurtmadılar, istihbarat şefleri, yazı işleri müdürleri, haber müdürleri ne iş yapar? “Bu haberi önce biz bulduk yazdık, özür dile” diye kıyamet koparanlar, Enerji Bakanıyla geziye giden muhabirine neden BOTAŞ’ı sormadın diye fırçayı attılar mı?
Sayın Cumhurbaşkanı olmazsa manşete ne çıkaracağınızı bilemeyenler, kendileri gibi el pençe durmayı muhabirine öğrettiğin için soru sormak kimin haddine?