Cumhurbaşkanı Almanya’ya çok kızmış durumda… Açtı ağzını, yumdu gözünü…

“Ben Nazizm’in, Almanya’da bittiğini zannediyordum. Meğerse hala devam ediyormuş. Zannediyorlar ki Erdoğan Almanya’ya gelecekti. Ben istersem yarın gelirim. Ve kapıdan da sokmadığınız zaman, dünyayı ayağa kaldırırım” demesi, ortalığı karıştırdı…
Kızmakta haklı ama sözleri Almanya’dan daha çok Türk kamu oyununu etkilemeye yönelik gibi duruyor…
Haklı, çünkü Alman makamlarının “referandum kampanyasının “evet” ayağını engellemeye çalıştığını” düşündürecek olaylar yaşandı… Ama haklı da olsa, çok kızdığı zamanlarda yaptığı gibi, veryansın ederek kendini “haksız” duruma düşürdüğü de kesin…
Örneğin; aynı konuşmada sarf ettiği “Yıllardır Avrupa ülkeleri Türkiye’ye demokrasi ve insan hakları karnesi düzenliyor. Ülkemizin AB üyeliğini olmadık bahanelerle erteliyorlar. Yarım asırdır bizi oyalıyorlar. Demokraside işte 15 Temmuz’da olduğu gibi darbecileri hezimete uğratmış, destan yazmış bir ülke. Özgürlükler konusunda birçok Avrupa ülkesinden fersah fersah ilerdeyiz. Yatırımlar noktasında, Osmangazi Köprüsü, gel İzmit’i dolaş çile mi çile. Ama şimdi hemen Dilovası’nın oradan gir, karşı taraftan 3-4 dakikada Yalova’dan çık, İznik, Bursa. Ne günlere geldik değil mi?” sözleriyle yaptığı gibi…
Yanıt Almanya’dan değil İngiltere’den geldi
İngiliz Guardian gazetesinin eski genel yayın yönetmeni ve medya köşe yazarı Peter Preston’nun gazetenin internet sitesinde yayınlanan “Türkiye’nin gerçekliği, kurgulardan bile daha tuhaf bir hal alıyor” başlıklı yazıda şu görüşlere yer verilmiş…
“Emekli, tanınmış bir gazete yöneticisinin “İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’in Başbakan Theresa May’le ilgili sözlerinden alıntı yaptığı” için dört yıl hapis cezasına çarptırıldığını düşünün. Ya da işini iyi yapan bir köşe yazarının siyasi bir eleştiri yapan Twitter mesajı attığı için hapse atıldığını, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasıyla ilgili haberlerinden dolayı Le Monde ya da New York Times muhabirinin içeri tıkıldığı heyecanlı bir senaryo hayal edin.”
Cumhurbaşkanı’nın sözleri, kuşkusuz ki “onun ağzından çıkan her şeye inanmaya hazır” kitleleri etkilemeye yöneliktir… Ama dünya tek başına Türkiye’den ibaret değil…
Günümüzün gerilimli dünyasında varlığını korumak isteyen ülkeler, diğerleriyle ilişkide olmak zorundadır… Yoksa izole olur…
…Ve tarih izole olmuşların acıklı hikâyeleri ile doludur…
Eğer “Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar var olacaktır” diyorsak, unutmayalım ki, “sonsuza kadar” ancak durmadan tekrarlanan “şimdi”lerle gerçek olur..!

PAYLAŞ
Önceki İçerikBaşkan Yaşar, BAGİAD’lılarla yemekte buluştu
Sonraki İçerikBu atölye bambaşka
Mehmet Ali Yula
Gazeteciliğe 1965 yılında Ankara’da başladı. 1970’de Hürriyet’e geçti. 1977’da ek görev olarak İsveç Devlet Radyosu. 1991’de Nokta Dergisi. 1993’da Akis Dergisi. 1994’de Inter Star Televizyonu. 1998’de mesleği terketti. 2006’da emekli oldu.