“Futbol sadece futbol değildir” diyen yazar haklı galiba.
Bir cafede Beşiktaş-Liverpool maçını ikisi Galatasaraylı, biri Fenerbahçeli, biri Beşiktaşlı dört arkadaşla izlerken daha iyi anladım bunu.
Beşiktaş’a turu getiren penaltı golünün ardından bir anda sevinç yumağı oluşturduk.
Cafedeki diğer müşteriler de tuttuğu takım ne olursa olsun kazanılan zafere coşkuyla seviniyor, sloganlar atıp marşlar söylüyordu.
Bu sadece bir futbol başarısı değildi, son zamanlarda çeşitli acı olaylar yüzünden kanayan yaralarımıza sürülen merhemdi aynı zamanda.
Özgecan’ın vahşice öldürülmesiyle sarsılmıştık. Ege Üniversitesi’nde bir öğrencinin ölümüyle sonuçlanan kavga korkutmuştu hepimizi. Dört pilotun şehit olduğu kaza yüzünden ağzımızı bıçak açmıyordu. Afganistan’da kaybettiğimiz uzman çavuş yüreğimizi dağlamıştı.
İşte böyle bir zamanda geldi Liverpool zaferi.
Gazetelerin manşetlerine yansıyan başlıklar Türk halkının duygularını ortaya koyuyordu:
“Kartal Bayramı”, “Beşiktaş sen bizim gururumuzsun”, “Tarihi Zafer”, “Kupa Lordu”, “Türkiye seninle gurur duyuyor”, “Liverpool’u eledik ulan”, “Muhteşem Beşiktaş.”
Cenk’ten Serdar’a, Franco’dan Necip’e, Opare’den Gökhan’a, Atiba’dan Veli’ye, Tolgay’dan Olcay’a, Sosa’dan Demba Ba’ya teşekkür borcumuz var.
++
Evet, “futbol sadece futbol değildir.”
Bazen, depresyona girmiş bir topluma verilmiş güçlü bir antidepresan da olabiliyor.

cialis buy cialis online viagra generic cheap viagra next day delivery best online canadian pharmacy