Ana Sayfa Yazarlar Son cinayetlere bakınca insanın aklı almıyor

Son cinayetlere bakınca insanın aklı almıyor

116
PAYLAŞ

Son yıllarda sadece dünyanın fiziki yapısı değişmiyor. İnsanlar da insanlık da değişiyor. Hem de kötüleri örnek alarak, hoş görüsüz, aşırı öfkeli, tam bir cinnet hali.

İnsanlar çoğu zaman TV haberlerini dinlemek istemiyorlar. Anlamsız yarışma programları başında saatler geçirerek dünyanın acı gerçeklerinden uzaklaşmayı yeğliyorlar.

24 Haziran 2016 Cuma günü arkadaşım “Ankara Üniversitesi’nde 4 eczacı öldürülmüş” dediğinde bir türlü inanamadım. Ama maalesef haber doğruydu.
Ankara Üniversitesi Cebeci Hastanesi Fizik Tedavi Bölümü Eczanesi’nde çalışan eczacılar arasında bir anlaşmazlık çıkmış ve anlaşmazlık idari soruşturmaya konu olmuştu.
İddiaya göre aynı bölümde çalışan teknisyen Enver Türkmen anlaşmazlık yaşadığı çalışma arkadaşlarını toplantı halinde basmış ve odadaki 6 kişiden ikisini dışarı çıkardıktan sonra diğerlerine kurşun yağdırmıştı. Eczacılar Gürsu Ulaşan, İlknur Yüce, Özler Kiriş olay yerinde ölmüş, Hikmet Türk ise doktorların bütün çabalarına rağmen kurtarılamamıştı.

Olaydan sonra suç aleti ruhsatlı silahı ile yakalanan Enver Türkmen, iddiaya göre “hırsızlıkla” suçlandığı gerekçesi ile 4 meslektaşını öldürmüştü.

Üniversite ortamında görev yapan bir kişinin, hem de insanlara şifa vermek için kurulmuş bir kurumda böyle bir olayı gerçekleştirmesi hiçbir hak ve hukuk tezi ile açıklanamaz. Bunun bence tek bir açıklaması vardır: Cinnet. Belki de Sosyal cinnet.

 

sosyal cinnetDün akşam çalışmak için ofisime geldiğimde TV’den 6 askerimizin şehit düştüğünü öğrendim. O andan sonra çalışmak artık çok zordu. 32 yıl görev yaptığım Ankara Üniversitesi’nde yaşanan üzücü olay, arkasından 6 Mehmetçiğimizin şehadet haberi.

Gerçekten çok zor.
Üzücü, yıpratıcı ama bütün bunları aşmak zorundayız.
Hayat her şeye rağmen devam ediyor. İnsanlık Kutsal bir ayda, “şefkat ve merhamet aralığında” neler yaşayabiliyor?

Mübarek günde bazı gafiller, (belki de hainler demek daha doğru) yüzlerce kilo patlayıcıyı yola döşeyerek 4 kınalı kuzumuzu yok etmekten çekinmiyorlar. Elmalı Tepe askeri üs bölgesine saldıran PKK militanları belki de kendilerini kutsal bir görevde gibi görüyorlar, bir iş yaptıklarını sanıyorlar.

Diğer taraftan kendisine haksızlık yapıldığına inanan bir kişi çıkıp 4 kişinin kanını dökerek güya bu haksızlığı ortadan kaldırdığını sanıyor.

Suç ve ceza arasındaki dengesizliğe bakınız. “Hırsızlıkla suçlanmak” ve “4 kişiyi öldürmek”. Hiçbir hukuk kuralı, hiçbir din kuralı böyle bir orantısızlığı hoş göremez. Hiçbir vicdan buna izin veremez. Ama insan cinnet geçirince 1 TL için bile karşısındaki tuvalet çalışanını öldürebiliyor. 60 yıllık eşinin kafasına keseri indirerek onu yok edebiliyor.

Ancak bu tür olaylarda sosyal psikoloji uzmanlarımızın da değerlendirmesi önemlidir.
İdam cezasının kaldırılması bu tür olayların artmasına sebep olmuş olabilir.
Bir tür bencillik. “Nasıl olsa bir kişi de öldürsem, 4 kişi de öldürsem müebbet hapis cezası alacağım. O halde 4 kişiyi öldüreyim ve uğradığım haksızlığı herkes duysun” çarpık mantığı bilinçaltında kendisine yer buluyor gibi.
Seri katillerin cinayetlerinde de belki aynı bencillik var. “Ben nasıl olsa öleceğim, ne kadar çok kişi öldürebilirsem kârdır” mantığı bencilliğin zirvesini oluşturuyor.
Suçsuz, günahsız insanları öldürdüğünde sana yapılan haksızlık ortadan kalkıyor mu? Kalkmıyor.

O halde niçin suçsuz, günahsız, adını bile bilmediğin insanları öldürüyor veya ölmelerine sebep oluyorsun. Hepimiz durmalı ve birazcık düşünmeliyiz. Buna ihtiyacımız var.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikSoba bu köyde yaz kış yanıyor
Sonraki İçerik2016 BET Ödül Töreni’nden fotolar
Prof. Dr. Yılmaz Kurt
1949'da Osmaniye'de doğdu. Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı, Tarih Bölümü Başkanlığı, OTAM Müdürlüğü görevlerinde bulundu.