AK Parti 16. kuruluş yıl dönümünü kutluyor. Her yerde yapılan işler, icraatlar konuşuluyor, anlatılıyor. Bu değerlendirmelere katkı amacıyla AK Parti iktidarlarında ekonomi alanında kaydedilen bazı temel verileri hatırlatalım:

Örneğin enflasyon. 2002 yılında 100 liralık bir ürünü bugün almak isterseniz ödemeniz gereken tutar 358 lira. Enflasyon artış oranı yüzde 258. Başka bir deyişle hayat pahalılığı 2,5 kat artış gösterdi.
Gayrisafi milli hasıla (GSMH), 2016’da, 2002 yılına göre 359 milyardan 2.59 trilyona çıktı, lira bazında yedi kat artış varken dolar bazında 3.6 kat artışla 857 milyar dolar oldu. Yıllık büyüme 2011’de yüzde 11 ile en yüksek oranına ulaştı. 2016 büyümesi yüzde 2,9.
Kişi başına düşen gelir; 2002 yılında 3 bin.581 dolardı. 2013 yılında 12 bin 480 dolara kadar yükseldi. 2016 yılında 10 bin 807 dolara geriledi.
Kamu ve özel kısa ve uzun vadeli dış borçların toplamı 2017 Mart sonunda 2002 yılına göre yaklaşık dört kat artarak 412 milyar dolar oldu. Dış borçların, GSMH’ye oranı 2008 yılında yüzde 36,2 ye inse de bugün yüzde 50 düzeyinde.
Merkezi yönetiminin iç ve dış borç stoku 2003 yılında toplam 288 milyardan bugün 811 milyar liraya ulaştı. 2011 yılında yüzde 8,7 olan Hazine borçlanma faizi 2017 Haziran’ında yüzde 11’ler seyrediyor.
2006–2016 döneminde bütçede, toplam harcamalar; 178 milyardan 583 milyara, gelirler; 177 milyardan 554 milyara, vergi gelirleri; 137,4 milyardan 458 milyara, bütçe açığı 4 milyardan 29 milyara, yerel yönetimlerin sadece vergi gelirleri 15 milyardan 102 milyar liraya çıktı.
2005 yılında 2 milyon 58 bin olan işsiz sayısı 2017 Nisan ayında 3 milyon 287 bin olarak açıklandı.
2010 yılında 745 lira olan brüt asgari ücret bin 777 bin liraya yükseltildi. Buna karşılık asgari ücretin işverene maliyeti de 905 liradan 2 bin 177 liraya, işçiden yapılan kesinti de 157 liradan 373 liraya ulaştı.
İhracat, 2002 yılında 36 milyardan 2012 yılında 152 milyar dolara çıkarak rekor kırdı. Daha sonraki yıllarda bu rakama ulaşamadı. İhracat 2016’da 142 milyar dolar. Aynı dönemlerde İthalât 51 milyardan 198 milyar dolara, cari işlemler açığı 626 milyon dolardan 32,6 milyar dolara çıktı, 26,8 milyar dolar olan Merkez Bankası brüt rezervleri 2013 yılında 110 milyar dolarla en yüksek düzeyine ulaştı, 2016’da 92.2 milyar dolara geriledi.
2002 yılındaki 8,4 milyar dolarlık turizm gelirleri 2014 yılında 29.5 milyar dolarla bir rekor olarak kaydedildi, ama 2016’da 18,7 milyar dolara indi.
Bankalardaki toplam mevduat, 2002 yılındaki 128,5 milyardan Ağustos 2017 başında 1 trilyon 44 milyar liraya çıktı. Döviz cinsiden de 44,3 milyardan 161,1 milyar dolara yükseldi. Bankaların kullandırdığı krediler de 32,5 milyardan 1,8 trilyon liraya genişledi.
2013 yılında en düşük oranlara inen TL kredi faizleri, 2017 Temmuz sonunda, sektörel dağılıma göre ortalamada, ihtiyaç kredisi; yüzde 13,3’den yüzde 17,7’e, taşıtta; 11,5’den 16’e, konutta; 9,7’den yüzde 12,1’e çıktı, 2010 yılında yüzde 8’e gerileyen ticarî kredi faiz oranı ise 17,1’e ulaştı. Bugün tüketici kredisi ve bireysel kredi kartı borçlusu olup yasal takibe düşenlerin sayısı 3 milyon 45 bin. Kredi kartı borçlusu sadece 2,2 milyon kişi.
Vatandaşın, lira, döviz mevduatı, katılım fonları, hisse senedi, devlet iç borçlanma senedi gibi yatırımları 2006 yılında toplam 573 milyar liradan 2017 yılında 2.08 trilyon liraya yükseldi. 2010 yılında 115,8 milyar dolara ulaşan yabancıların bu tür yatırımları 2017 başında 117,5 milyar dolara indi.
Rakamlar resmi, istediğiniz gibi yorumlayabilirsiniz.

PAYLAŞ
Önceki İçerikTüketiciyi kim koruyacak..?
Sonraki İçerikEmlak vergileri cepleri yakacak
İsmet Hazardağlı
1984 yılında çalışmaya başladığı gazetecilik mesleğinde, çeşitli haber ajansları, dergiler, gazeteler ve televizyon kanallarında muhabir ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Sonsöz'de ekonomi yazıları ile sizlerle!