Türkiye’nin şu andaki gerçek gündemi başkanlık filan değil ekonomik durum olmalı.

issizlikİşsizlik patladı. Dövizdeki artış durdurulamıyor. Turizm gelirinde büyük düşüş var. Resmi enflasyonla gerçek enflasyon arasındaki makas büyüyor.

Diğer yandan örgütleriyle mücadele ile Suriye ve Irak’ta sürdürülen operasyonlar bütçeye giderek daha fazla maliyet yüklüyor.

Böyle bir ortamda iktidarıyla muhalefetiyle başkanlık sistemi üzerinde tartışmak, Fatih Sultan Mehmet komutasındaki Osmanlı ordusunun İstanbul’u fethetmek için kuşattığı günlerde Bizanslıların meleklerin cinsiyetini tartışmasına benziyor.

Çarşı-pazarı sık sık dolaşan bir vatandaş olarak söylüyorum:

ekonomik-durumYükselen fiyatlar karşısında rahatsızlık ifade eden mırıldanmalar son günlerde homurdanmaya dönüşmeye başladı.
Bugünlerde başkanlığı tartışmak iktidarın işine yarayabilir. Gerçek sorunların tartışılmaması için gündemi değiştirmek iktidar taktiklerinden biridir.
Ama buna muhalefet partileri neden izin veriyor; anlamak mümkün değil.

Örneğin Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarında başkanlıkla ilgili kaygılarını tek cümleyle dile getirmesi, onun dışında ekonomide yaşanan sıkıntıları ortaya koyması gerekmez mi?
Ama bunu bir türlü yapamıyor.

Türkiye’de iktidar mensupları gibi muhalefettekiler de vatandaştan kopuk, adeta özel bir fanus içinde yaşıyor çünkü. Lüks genel merkezler, pahalı otomobiller, çok sayıda araçtan oluşan güvenlik zincirleri… El pençe divan duran onlarca hatta yüzlerce kişi… Düğün törenlerindeki birkaç şahitlikleri de olmasa neredeyse vatandaşla hiç temasları olmayacak, Türkiye’yi makam odasından ya da makam otomobilinden izlemekle yetinecekler.

Türkiye’nin büyük bir devlet olmasının yolu başkanlık sisteminden değil güçlü ekonomik yapıya kavuşmasından geçer.
Ekonomisi iflas etmiş bir ülkede başkanlık olsa ne olur, cumhurbaşkanlığı olsa ne olur?