Ana Sayfa Yazarlar Sokakta endişe ve umutsuzluk var

Sokakta endişe ve umutsuzluk var

52
PAYLAŞ

İsveç’den Türkiye’ye seçime bir hafta kala bir gazeteci sorumluluğu duygu ve düşüncesi ile geldim. Çünkü seçim atmosferi bir kere ülkenin en güncel tansiyonunu ve siyasi belliğini ortaya koyar. İstanbul’da 28 yıl önce bıraktığım, değişik mesleklerden arkadaşlarla bir araya geldim. Bu arkadaşlara giderken de otobüs, metro ve taksi gibi ulaşım araçlarını kullandım. İnanın Partiye genel bakış pek olumlu değil. 13 yıllık AK Parti iktidarına sokaktaki vatandaş eskisi kadar güvenle bakılmıyor. Daha önce geldiğimde de bu insanlarla görüşüyordum. Ancak bu sefer farklı duygu ve düşüncedeler. Bir kere genci, yaşlısı geleceğe umutla bakmadıkları gibi rejim açısından endişe içerisindeler. Cumhuriyet’in 92’nci yıldönümünde bu çoşkuyu daha derinden hissettim.
SOKAK SİYASETÇİYE GÜVENİNİ YİTİRMİŞ
Özellikle genç kuşak insanlar iktidara aday olan partilere pek güvenle bakılmıyor. Sadece bu tek parti ve lider boyutunda bakılmıyor. Asıl mesele ülkedeki siyasetçinin kalitesi. Siyasetçilere güvenilmiyor. Onlara, devlete satan, sahtekar, çıkarları için her türlü rantı almaya müsait insan olarak bakılıyor. Yani, siyasetçi profili çok kötü. Pek durum böyle olunca, bu ülkenin bu dertten nasıl kurtulabileceği konusunda da bir umut yok. Yani, insanlar her açıdan endişeli ve umutsuzlar. Türkiye benim tespitlerime göre bir ülkenin düşebileceği en kötü toplumsal psikoloji içerisinde boğuşuyor.
YENİ BİR TURGUT ÖZAL
MUCİZESİ LAZIM
Türkiye’ye bir mucize lazım. Bu mucize nasıl olur. Toplumun güveni ve istikararı nasıl sağlanır o konuda kafa yorulmalı. Gençlik yıllarım ve gazeteciliğe yeni başladığım bir dönemdi. 12 Eylül sonra sivil irade rahmetli Turgut Özal liderliğinde göreve gelmiş. Özal, ülkesi için kolları sıvamış, ülkede adım atmadık yer bırakmıyor. Yurtdışı gezilerine işadamlarıyla birlikte uçuyor. Her ay televizyon ekranına çıkıp elindeki o kalemi ile yurttaşlarının gözüne sokarcasına ülkenin kalkınmasını, dışborç, içborç rakkamlarını telaffuz ediyor. Tam bir ülke motivasyonu enjekte ediyor. İnsan liderine inanırsa, ülkesi için aç olarakta yatağa girer duygusunu uyandırıyordu. Ben de genç bir gazeteci olarak bu programları büyük bir ilgi ve motivasyonla izliyordum. Rahmet Turgut Özal, Türkiye’de bir kalkınma başlatmış ise toplum psikolojisini de çok iyi okuyan bir liderdi. Basını ile işadamı ile parti lideri ile sokaktaki insanların yaptığı seviyede atışmıyordu, kindaş olmuyordu. İş yapıyordu. Ülkesini topluyor bir çeki düzen verirken, bölmüyordu. İşte Türkiye Turgut Özal ile bir dönemde kalkınmayı yakalamışsa, o dönemin liderini ve yaptırımları üzerinde kafa yorması gerekiyor.
YENİ BİR AMERİKA
KEŞFETMEYE GEREK YOK
Bu sonuçlara nasıl vardım. İsveç’te uzun yıllar yaşamış bir gazeteci olarak insanları dinledim. İsveç’ten geldiğim için çok samimi itiraflarla karşılaştım. Ben de İsveç’i onlara anlattım. Yaklaşık 9,5 Milyon nüfusa sahip bir ülkenin, dünya diplomasisinde nasıl saygınlık duyduğunu, formüllerini anlattım Avrupa’da uzun yıllar sosyal refahın en geliştiği ülke İsveç’in iyi analız edildiğinde Türkiye için çok iyi bir formül olacağını anlattım. Siyasetçilerinin kalitesinin İsveç toplumunda herşeyin önünde geldiğini, siyasetçinin de bunu idrak ederek göreve geldiğini ve herhangi bir ufak birşey de olsa bunun siyasi kariyerini kapatarak nasıl ödediğini anlattım. Bir zamanlar sosyal devlet ve rafah seviyesi en yüksek ülke olarak dünyada tanınan İsveç, bence kirlenmiş bir Türkiye siyasetinin kurtuluş simidi olur. Bu kurtuluş, aynı zamanda Türk halkının da bir umudu olur……

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam