Futbol topuna iyi vurduğu için şöhret olan da var, kamera karşısında düzgün durarak şöhret olan da… Melodisi güzel bir şarkıyı kafasını gözünü yararak söyleyip şöhret merdivenlerini tırmananları da gördük, ahbap-çavuş ilişkileriyle medyatik olup şöhrete ulaşanları da…

++
Şöhretle ilgili en güzel sözü Heiner Geisseler söylemiş:
“Çağımızda bazı kişilerin şöhreti, onlara hayranlık duyanların aptallığı ile doğru orantılıdır.”
Muhammed Ali’nin şu sözleri de kısa yoldan şöhrete ulaşan sporcuların kulaklarına küpe olacak nitelikte:
“Yetenek sporcuyu şöhret yapar, karakter ise efsane…”
Balzac da iyi tanımlamış şöhreti:
“Şöhret ancak küçük dozlarla alındığında faydalı bir zehirdir.”
Bacon ise şöhret olanların orada fazla oyalanmamasını tavsiye etmiş:
“Şöhret pazara benzer, çok kalırsanız fiyatlar düşer.”
Voltaire’in tespiti de çarpıcı:
“Erken şöhret kadar ağır yük olmaz.”
İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde dar gelirli bir ailenin çocuğu olarak doğup henüz 20 yaşına bile gelmeden şöhrete ve milyonlarca dolar servete kavuşan bir futbolcunun son günlerde yaptığı abuk sabuk hareketler nedeniyle bu yazıyı yazma ihtiyacı duyduk.
Şöhret, gencecik bir insanı paraya boğuyor. Ama onun kültürel altyapısı bunu hazmedecek durumda değil… Bu çelişki altında bunalıyor, eziliyor, ne yapacağını bilemiyor.
Doğru olan galiba şu:
Toplum, belli bir eğitimden geçmeyen, kültürel olgunluğa ulaşmayan kişiye şöhret olma hakkı tanımamalı.
Bakın, bugün Türkiye’de Arda Turan da şöhret, Prof. Aziz Sancar da… Acaba hangisi gerçek şöhreti hak ediyor ve yakaladığı şöhretin hakkını veriyor dersiniz?

PAYLAŞ
Önceki İçerikHuzur dolu yoga tatili
Sonraki İçerikAçma kutuyu…
Nuri Kayış
Gazeteciliğe 1977 Son Havadis gazetesinde başladı, Hür Anadolu, Başkent, Ulus, Günaydın ve Sabah gazetelerinde çalıştı. RTUK Başkanlığı yapan yazarımızın 14 adet yayınlanmış kitabı bulunmaktadır.