Toplumsal olumsuz olaylarla karşılaştığımızda bu olaylara neden olan kişilerin ruhsal hastalıklı olduklarını düşünür, konuşuruz.

Ruhsal hastalık deyince de aklımıza ilk gelen kuşku yok ki, “Şizofren” olur.
Öğretim Görevlisi Dr. İnci Türkoğlu’na tedavi yollarını sordum.
Şizofreni, “düşünce, algı, duygulanım, davranış ve bilişsel işlevlerde önemli bozuklukların görüldüğü, hastanın mesleksel ve toplumsal işlevselliğini bozan, çoğunlukla gençlik döneminde başlayan ruhsal bir hastalık” olan tanımlayan Türkoğlu, “Şizofreni genellikle tek hastalık olarak tartışılmış olsa da, olasılıkla heterojen etiyolojili bir grup bozukluğu içerir. Kapsadığı hastaların klinik görünümü, tedaviye yanıtları ve gidişleri farklıdır. Şizofreni ciddi halk sağlığı sorunlarından biridir tüm toplumlarda ve coğrafi alanlarda bulunur, görülme sıklığı dünyanın her yerinde hemen hemen benzerdir” diye yanıt verdi.
“Şizofreni kişiler normal popülasyona göre 2 kat daha yüksek ölüm oranlarına sahiptirler. En önemli ölüm nedenleri intihar, kazalar ve diğer hastalıklardır. Şizofreni hastalarının %45 kadarına önemli tıbbi hastalıkların eşlik ettiği ve bu durumların %50 kadarına tanı koyulmadığını göstermiştir” diyen Türkoğlu şunları söyledi:
“Şizofreni tedavisinde atipikantipsikotiklerin kullanımı ile şizofreni ve metabolik sendrom ilişkisine yönelik çalışmalarda artış görülmektedir. Bu ilişkinin doğasının ve ortaya çıkaran etmenlerin anlaşılması şizofreni hastalarının sağ kalım süreleri ve yaşam kalitelerinin iyileştirilmesinde önemli rol oynayabilir.

Şizofreni hastalarında kalp damar hastalıkları ile bağlantılı olan ilaç tedavisi ve genetik risklerin anlaşılmasının yanı sıra beslenme durumu ve diyet örüntüsünün etkisinin anlaşılması, bu hasta grubunda bireyselleştirilmiş müdahaleleri geliştirmek, böylece metabolik sendromu ve erken yaşta ölümleri önlemek için kritik öneme sahiptir. Bunu sağlamak için bu hasta grubunda her bir bireyde metabolik soruna neden olan diyet örüntüsü ve besin öğelerinin tam olarak anlaşılması yol gösterici olacaktır.
Şizofreni beyinde farklı işlevsel sistemlerde bozukluklara yol açan bir hastalıktır. Belirti kümeleri hastadan hastaya değişmekte olup, hiçbiri hastalığa özgül değildir. Belirtilerdeki çeşitliliğin yanı sıra, hastalığın başlangıç yaşı, klinik gidiş, nöro anatomik bulgular, ilaç tedavisine yanıtlar arasında da değişkenlik mevcuttur. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda tüm olgularda ortak bir etiyoloji olması pek olası gözükmemektedir. Günümüzde şizofreni çok etkenli bir hastalık olarak kabul edilmiştir. Genetik yatkınlığın önemli rolü olmakla birlikte, bu yatkınlığın hastalıkla sonuçlanması diğer etkenlerin de varlığıyla olmaktadır. Bu etkenlerin çoğu çevresel olmakla birlikte, genetik mutasyonlara yol açabilmeleri, gen ekspresyonu üzerine etkileri dolayısıyla biyolojiktirler.
Şizofreni birçok farklı ruhsal belirtinin bir araya gelmesi ile oluşan bir sendromdur. Hiçbir klinik belirti ve bulgu şizofreniye özgü değildir, şizofrenide görülen birçok belirti ve bulgu başka psikiyatrik ya da nörolojik hastalıklarda da görülebilir.”