Ana Sayfa Yazarlar Siyasal Partiler ve Ülkemin Sorunları(2)

Siyasal Partiler ve Ülkemin Sorunları(2)

40
PAYLAŞ

Bütün bu tablolara baktığımızda, ’nin önerilerinde ağırlığın siyasal hak ve özgürlükler alanına özgülendiğini görmekteyiz. 2015 Haziran seçiminin başat tartışma konusu ekonomiye ayrılan pay ise, % 5 olarak görülmektedir. Bu alandaki düzenleme önerilerini, önerideki isimlerine göre şu biçimde sıralayabiliriz: “yatırımların ve istihdamın teşviki yasasında değişiklik”, “kuraklıktan etkilenen çiftçilerin borçlarının yapılandırılması” “kamudaki 4-C’lere kadro verilmesi”, “Gelir Vergisi Yasasında değişiklik ve gelir vergisinin düşürülmesi”, “itfaiye çalışanlarının özlük haklarının iyileştirilmesi”, “sulama birliklerinin mali yapısının güçlendirilmesi”.”öğrenci kredi borçlarının kaldırılması”, “primini tamamlayanların emekliliği için yaş engelinin kaldırılması”, “madenlerde taşeronlaştırmanın kaldırılması”, “iş cinayetlerindeki sorumluluğu nedeniyle işverenlere ceza artırımı”, “tüketici yasasında değişiklik ile kredi kartları faizinde indirim”.
İşsizlik ve enflasyonun yükselişi, yoksulluğun ve yolsuzluğun derinleşmesi ve yaygınlaşması, toplumsal sınıflar arasında gelir dağılımı dengesizliğinin uçuruma dönüşmesi karşısında ekonomik sorunların, seçimin başat sorunu olmasını yadırgamamak gerekmekte. Hemen her parti, seçim vaatlerinde önceliği, ekonomik sorunlara verirken, iktidar partisi de bu kervana katılanlar arasına girmiştir.
Gerçek bu iken, HDP’nin meclis çalışmalarında ağırlığı, insan hak ve özgürlükleri ile demokrasinin güçlendirilmesi konularına ayırması tutarsızlık olarak da nitelenebilir. Ancak, bu türden bir yargıda aceleci olmamak gerekmekte. Bu konuda tanığım ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı olacak. Onüç yıldır hükümet sorumluluğunu taşıyan Ali Babacan da 13 Mayıs günlü “Bab-ı Ali Toplantısı”nda yaptığı konuşmada, çökertilmesine katkıda bulunduğu hukuk devleti nedeni ile “önlerini rahat göremediklerinden” yakınırken, bakın neler söylüyor: “Demokrasi, hemen yanıbaşında sağlam bir hukuk ile ancak ayakta durabilir. Yargı alanında ne kadar başarılı olursak demokrasimiz o kadar güçlenecek. yargı alanında ne kadar başarılı olursak, demokrasimiz, EKONOMİMİZ o kadar başarılı olacak…eğer bu zayıf tablo devam ederse, hem demokraside, hem de ekonomide görmüş olduğumuz bu tabloyu bile mumla arar duruma geliriz. Su ve ekmek nasıl ihtiyaç ise, hukuk da aynen öyle bir ihtiyaç…” diyerek, HDP’nin siyasal hak ve özgürlüklere öncelik vermesinin yerindeliğini ve gerekliliğini onaylama durumuna gelmektedir. Dehşet veren ise, timsahın gözyaşlarını şimdiye kadar, dudaklarından eksik olmayan tebessüm ile ört-bas eden Babacan’ın, hiçbir sorumluluğu yokmuşçasına, şimdiler gözyaşlarını şelaleye dönüştürmesidir.
Babacan’ın sorumluluk taşıdığı hukuk devletinin çökertilmesi, yürütme görev ve sorumluluğunu üstlenmiş olan Cumhurbaşkanı ile hükümeti, gemi azıya almışçasına, şiddet ve nefret suçu işlemede başıboş bırakmıştır. Bu, Mersin ve Adana’da HDP’ye yapılan saldırılarda akan kanın nedeni olarak karşımızda durmakta ve kalmış ise Cumhuriyetin savcılarını beklemektedir. Dünün mağduriyet söylemini sürekli olarak topluma fatura eden günümüz muktedirleri hukuk devletine ekmek, su ve hava kadar gereksinim duyacaklarını, dünkü kankalarının çığlıkları ortada iken, neden anımsamazlar ki?
Babacan’dan yola çıkarsak, toplumun susamış gibi yoksulluk ve yoksunluğunun peşine düşmesi, ülkede hukuk devletinin çökertilmesi ve demokrasinin muktedirler tarafından ırzına geçilmesinden kaynaklanmaktadır. Seçim, hukuk devletinin, demokrasinin yeniden onarımına ve muktedirin hukukundan, halkın hukukuna dönüşmesine katkıda bulunursa, yoksulluk ile savaşmak, işsizlik ve enflasyonu önlemek mümkün olacaktır.
Dileğim, siyasal tercihlerin, duygusal ve kör inanç temeline dayandırılmaması ve aklın, yaşamın gerçeklerine dayandırılmasıdır. Bunun için uzun bir süre beklememenin yolu ise, gerçek anlamda çağdaş bir eğitim sürecinden tek kimsenin kalmamasına bağlıdır. 21.05.2015

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam