Ana Sayfa Yazarlar Sıra Eset’e, Esad denmeye mi gelmiştir?

Sıra Eset’e, Esad denmeye mi gelmiştir?

102
PAYLAŞ

Ülkemize dış politikada ‘değerli yalnızlık’ kavramını hediye eden bir dış politikayı on dört yıldır sürdüren iktidar, dün herkesi şaşırtan iki gelişmeyle, izlenen politikanın yanlışlığının farkına varıldığını ortaya koymuştur.

Bunlardan birincisi Erdoğan’ın Putin’e göndermiş bulunduğu özür mektubu, diğeri ise İsrail ile varılan mutabakattır.
Geçen yılın sonlarında bir Rus uçağının tarafımızdan düşürülmesinin ardından bu köşede, Rusya ile Türkiye arasında beliren krizin başta ekonomik nedenlerle uzun vadede sürdürülemeyeceğini yazmıştık.

Hatta ülkemizden sonra Rusya’nın da dış politikasında içine düştüğü yalnızlığı giderme arayışı içinde bulunduğunu ifade etmiştik. Yandaş medyada aksine görüşler belirtilse dahi Erdoğan’ın mektubu niteliği itibarıyla bir özür mektubudur ve Rus tarafınca buna karşı verilen olumlu tepki memnuniyet vericidir. Umarız ki bu karşılıklı ufak adımlarla tez zamanda iki ülke ilişkilerini eski rayına oturtma imkânı bulunabilir.

İsrail ile varılan mutabakat ile altı yıl önce ‘Mavi Marmara’ olayı üzerine bozulan ilişkilerin düzeltilerek Gazze’de bulunan Filistinli kardeşlerimize yardım ulaştırabilmemiz ile bazı altyapı faaliyetlerinde kendilerine yardımcı olabilmemizin önü açılmış, karşılıklı olarak Büyükelçi atanması kararlaştırılmıştır.

Ne denirse densin, Filistin halkına yardım edebilmesi için Türkiye’nin İsrail’e, aynı şekilde Ortadoğu’daki yalnızlığını gidermek ve doğalgazını Avrupa’ya gönderebilmek içinse İsrail’in Türkiye’ye ihtiyacı bulunmaktadır.

Geçmişten günümüze değin, arada bazı ideolojik faktörlerin egemen olduğu durumlar haricinde dış politika ekonomik gerçeklere dayanmıştır ve günümüzde bu durum çok belirgin hale gelmiştir.

Bu da esasen küresel ekonomik bütünleşmenin de dayatmakta olduğu bir durumdur. Zaten sürdürülen dış politikanın iç ekonomiye doğrudan etkisinin bulunduğu tüm çevrelerce yakından izlenilebilmektedir.

Yine de iç politika olduğu gibi dış politika da bir sanattır ve temeli karşılıklı çıkarların uyumlaştırılmasında yatmaktadır. Bu uyumlaştırma çabası tabiatıyla kâh savaşlar, kâh sıkı dostluklar kurulması arasında gidip-gelmelere sebep olur, ancak sonuçta bir dengeye varılır zaman içinde.

İktidarın izlediği on dört yıllık dış politikanın yanlış olduğunu, bundan geriye dönüşün gerekli ve hala mümkün bulunduğunu yazdık durduk buradan. Bu nedenle Rusya ve İsrail ile ilişkilerin düzeltilmesine yönelik adımları desteklememek mümkün değildir.

Bu çabaların bir şekilde eleştirileceği muhakkaktır; ama bizleri asıl ilgilendirmesi gereken husus, varılan sonuç olmalıdır.

Ne dersiniz? Bütün bu gelişmelerin ardından Eset’e de eskisi gibi olmasa da Esad demenin vakti de gelmiş midir sizce?

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam