Son zamanlarda sıkça düşündüğüm bir konu var. Ülkeler arasındaki sınırlar… Sınırlar bir ülkenin, maddi-manevi değerlerini başka ülkelere karşı korumak için icat edilmiş.

Çok eski yıllardan başlayan bu kural Avrupa dışında dünyanın her yerinde hâlâ geçerliliğini koruyor.
Avrupa birliği ilerisi ülkeler arasında ise sınırda yok kapıda yok. Yani Yunanistan’dan girdiniz mi Norveçten çıkabilirsiniz. Bu öyle büyük bir rahatlık ki amacı sadece gezmek olan insanlar için gerçekten büyük konfor. Üstelik Avrupa ülkelerinin büyük çoğunluğu refah düzeyini yükseltmiş, vatandaşlarını namerde muhtaç etmeyen devletler seviyesinde. Aralarında ekonomisi düşük olanlar da var ama onlarda Avrupa Birliği’nin cüzdanından beslenerek belli bir noktaya geldiler.
Biz Avrupa Birliği’nin en uç sınır kapısıyız. Yani bizim yüzümüze kapattıkları büyükçe bir kapı var. Bu kapıdan Türk vatandaşlarının geçmesi zor altı vatandaşlarının kapıyı açıp içeri girmesi ise çok kolay. Tıpkı gümrük birliği gibi tek taraflı bir alışveriş halindeyiz.
Onlar kapılarını bize ve arkamızdaki ülkelere açmak istemiyorlar. Bakacağımız kadar insan bize yeter diyorlar fazlası gerekmiyor. Bu konuda oldukça da sertler taviz de vermiyorlar.

Türkiye ise ben mağdur insana kapımı açarım deyip sınırdan gireni İçeri alıyor. Gücü yettiğince istihdam sağlıyor, barındırıyor, karınlarını doyuruyor. Fakat yine de bizim sığınmacılar Avrupa’ya hücum etme derdindeler. Neden, diye sorduğumuzda Avrupa’nın imkanları çok daha iyi diyorlar. İçeri aldığımız o Müslüman kardeşlerimiz ibadetlerini yapabilecekleri kültürlerini daha iyi anlayabilecekleri bir ülkeden kaçıp, hiç sevmedikleri hıristiyan ülkelere kapak atma, yerleşme derdindeler. Türkiye’nin açtığı kucağa sızdırdığı mülteci sayısı 4 milyona yaklaştı tabi geçmiş te olabilir. Bunlar her gün illegal yollardan Avrupa sınırlarını geçmeye çalışıyorlar. Her gün onlarcası, canlı ya da ölü ele geçiriliyor.

Evvelki gün yine Edirne’de bir otobüsün içinde 21 tane mülteci sınırı geçmeden yakalandı.
Biz bu insanlara diyoruz ki, “hayır kardeşim sınırı geçme, gel otur ben sana daha iyi bakarım”
Yaklaşık beş senedir böyle yapıyoruz. Niye?
Karşılığında Avrupa birliğinden çok yüklü miktarda paralar mı alıyoruz? Hangi para bu durumun yükünü karşılar ki? (Her açıdan bakınız). Avrupa birliğine bizi alacaklar diye mi yapıyoruz?

Yoo almayacaklar, hiçbir zaman almak istemediler ve almayacaklarını hatta görüşmeleri de dondurma kararı almak istediklerini açıkladılar. Merkel bunu açıkladı, yani Avrupa Birliği’nin patronu. O halde Avrupa birliği için bu fedakârlığı yapmamıza gerek var mı?
Peki insanlık için mi yapıyoruz? Ama o insanlar bizi istemiyor ki… O halde niye başka ülkenin vatandaşları olan bu sığınmacıları zorla ülkemize hapsediyoruz?
Suriye’den gelmiş bir göçmen aynen bunları söyledi ve ekledi: “Siz bizi burada zorla tutmayın biz Avrupa’ya gitmek istiyoruz”
O zaman aklıma şu soru geldi; hiçbir yerde sınır olmasaydı insanlar nereye giderdi?

PAYLAŞ
Önceki İçerikGaza gelmeyen deneyimli başdanışman aranıyor
Sonraki İçerikKuyumcu soygunu girişimi kanlı bitti!
Rana Elik
Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi-Müzik Eğitimi bölümünü bitirdi. İki yıl TRT de spikerlik yaptıktan sonra Türkiye'nin ilk özel televizyonu Star 1 tv ye transfer oldu. 1998 yılında Kanal 6'ya geçti,6 ay sonra Amerika'ya gitti ve bir yıl süresince mesleki eğitimler ve kurslara katıldı. Daha sonra tv8, ETV, Kral TV, Kanal T, Kanal 34 televizyonlarında ana haber bültenlerini sundu, haber programlarını hazırladı ve yöneticilik yaptı.