Suriye’de 7 yıldır süren iç savaşta 550 bin kişi hayatını kaybetti, 2 milyonu aşkın kişi yaralandı, milyonlarca kişi yerinden yurdundan oldu.

Tüm bunları adeta televizyonda dizi film izler gibi kayıtsızlıkla izleyen Batı dünyası şimdi Suriye rejiminin Doğu Guta’da sinir gazı kullandığını iddia ederek ayağa kalktı.
Bu ne iki yüzlülük, bu ne samimiyetsizlik!
Sinir gazı atmak vahşet de, bombayla, füzeyle, roketle, tankla, tüfekle insanları öldürmek şefkat midir?
++
Başta ABD olmak üzere Batı ülkelerinin “sinir gazı” diye ayağa kalkmasının arkasında Türkiye-Rusya ve İran’ın Suriye konusunda işbirliğini artırmaları ve bu ülkede kendi kontrollerinde bir barış sürecini başlatma arzularını net biçimde ortaya koymaları yatıyor.
Ortada “sinir gazı”ndan ziyade birilerinin “sinirlerine dokunmak” var yani.
++
ABD Başkanı Trump daha birkaç gün önce Suriye’den tamamen çekilmekten söz etmişti.
Birden çark etti, askeri müdahalede bulunabileceklerini açıkladı.
Öyle anlaşılıyor ki bir yandan İsrail lobisi, bir yandan petrol lobisi ve tabii ki silah lobisi Trump’a baskı yaptı, “Ortadoğu elden gidiyor, elini çabuk tutmalısın, hamle yapmalısın!” dedi.
Önümüzdeki günlerde ABD-Rusya ve ABD-İran arasındaki gerilim biraz daha tırmanabilir.
++
Peki, Türkiye şimdi ne yapmalı?
“Fillerin tepişmeye başladığı” bu noktada mevcut durumu korumak ve bir süre olan-biteni soğukkanlılıkla izledikten sonra karar vermek galiba en doğru seçenek gibi duruyor.