Sınav ekonomisinden kimler besleniyor?

0
310

Hiçbir aile çocuğunun yetersiz eğitim almasını istemez. “Biz okuyamadık, adam olamadık bari çocuğumuz okusun, adam olsun, bizden daha iyi eğitim alsın, daha iyi okullara gitsin” düşüncesi her anne babanın aklındadır.

Hatta “ceketimi, gömleğimi satar yine seni okuturum” sözlerini duyarak büyümüştür bizim kuşaklar.
“Sabah kalktım, TEOG’u kaldırdım, akşam yattım üniversiteye giriş sınavını değiştirdim” tartışmasını bir kenara bırakalım, bu ucu görülmeyen, sınırları belli olmayan sınav ekonomisinden kimler besleniyor?

Bir TEOG öğrencisi en az 300 liralık hazırlık kitabı alıyor. Kaba hesapla, tahmini, sadece test, geçmiş sınavlar, yardımcı kitap adıyla her yıl en az 500 milyon liralık kitap satılıyor. Alıcısı hazır, kuyrukta bekliyor. Malın, rafta, elde kalma, bayatlama derdi yok. Dershaneler, özel öğretmenler, etütler vesaire derken iş her yıl milyarlarca liranın döndüğü bir sektörü oluşturuyor. Aynı hesabı üniversite sınavlarına yaparsak ve daha ilkokul birinci sınıfta, alfabeyi öğrenmeden “çoktan seçmeli” sistemle başlayan “at yarışını” da işe katarsak sınav ekonomisinin büyüklüğü hesaplanmayacak rakamlara ulaşıyor.
TEOG’u kaldırınca, sadece bu yaz basılan yüz binlerce kitap çöpe atılacak ya da geri atık dönüşümüne sokulup karton kutu yapılacak. İsrafa bakın. dershanelere, etütlere yatırılan paralar ne olacak bilen yok.

İşin ekonomik yanı sıra birçok soru da akılları kurcalıyor. Ne oldu da TEOG bir gecede kaldırıldı? Acaba bu sektörde tuhaflıklar, kayıt dışılık ve dahası“örgütsel davranışlar” mı var? TEOG kitapları istenmeyen, zararlı mesajlar mı içeriyor?

FETÖ hainleriyle mücadeleyi hatırlayın. İşe ilk başta dershanelerin kapatılmasıyla başlanmamış mıydı? Acaba “TEOG ve benzeri sınav ekonomisiyle” birileri buradan bir yerlere kaynak mı sağlıyor? Elimizde bilgi belge yok, kimseyi zan altında tutmak haddimiz de değil ama o zaman herkesi ilgilendiren böyle önemli bir konu “dershanelerin kapatılması” gibi neden aniden Türkiye’nin gündemine sokuldu ve Cumhurbaşkanı neden bir gece yarısı bu sınavın kaldırılmasını istedi?
“Ben bir kere söylerim, o iş yapılır” şeklinde, bu kadar emin söylemle “sınav kaldırmanın” arkasında neler var? Sadece “Cumhurbaşkanı istedi, emretti, öğrencileri sınav stresinden kurtardık” savunmaları yetersiz kalıyor.

Geçmişte gördük, yine bir gece yarısı 4+4+4 sistemi getirilmişti. Her eğitim öğretim yılı öncesinde “güncelliyoruz” diyerek kitapların, ders isimlerinin değiştirilmesi de olağanlaştı. Bu öyle bir hale geldi ki aynı okulda, her öğrenci farklı bilgileri öğrenir hale geldi. Ancak bu TEOG işi, bize göre, farklı görünüm sergiliyor.
Sonuçta TEOG gider MEOG gelir ama öğrencisi de, velisi de öğretmeni de “milli” eğitimden soğudu. İki yılda bir değişen bakan, her değişen bakanla gelen yeni sınavlar, her yıl yüce bir öneri, gece yarısı kararları, güncellenen kitaplarla, eğitim denen devletimizin, milletimizin geleceğimizi şekillendiren, ortak paydalarımızı öğreten en önemli konu sulandırdı, değersizleştirildi, itibarsızlaştırdı. Ne öğretmene, ne okula saygı kaldı.
Şimdi kalkıp “kızları okula gönderin, zorunlu eğitim” gibi kampanyalara hız verilse bile “ne gerek var, ne de olsa iki yıl sonra değişir” diyerek kimse umursamaz artık. Tıpkı “vergi, borç ödemeyelim ne de olsa af gelir” anlayışının yerleştiği gibi.