G20 Zirvesi Hamburg’da dumanların gölgesinde başladı. Polisle göstericilerin arasındaki çatışmalar İstanbul geziyi hatırlatan cinstendi. St. Pauli takımı futbol sahasını göstericilere açtı. Ama dile kolay dünya liderlerini korumaya çalışan bir Alman Polisi işbaşındaydı.

Katar, kendisine ültimatom veren, Bahreyn, Suudi Arabistan gibi demokrasinin kalbinin attığı dört ülkeye resti çekti. “Ekonominiz  kadar konuşun”! Ders vermek İsteyen ülkeleri görünce aklıma gelen ilk şey,
geçmişten bir reklam repliği:
“Yok aslında birbirimizden farkımız ama biz, Osmanlı Bankası’yız”.
Reklamı hatırlayanlar ne demek istediğimi anlar.
Kıbrıs’ta müzakereler devam etseydi Yunanistan Ege’de borusunu öttürmeye ara verecekti, kısa bir süreliğine de olsa “Ege’den vazgeçmem de vazgeçmem” dedi. Yakında ada-kıta sahanlığı diye tutturup, aldım ayakla, “aldı, verdim, ben seni yendim” yaparak, Aydın’a girmek umudundalar.
Suriyeli kadına tecavüz edilmesi üzücü ve çok büyük haber oldu. Köpeğin insanı ısırması gibi. (Nadir olan şey haber değeri taşır ya) Türk kadınına yapılan tecavüzleri ise öyle kanıksadık ki, çoğunu haber bile yapmıyoruz. Hiçbir tecavüz haklı değildir elbette ama Suriyeli kadına tecavüz edenlerin, daha önce Türk kadınına tecavüz etmekten sanık olduğunu ve maalesef içerde olmaları gerekirken sokakta dolaştığını da atlamayalım derim.
Tecavüzcü, adı üstünde, tecavüzcü kimsenin kışkırtmasıyla dur bir tecavüz edeyim demez!
Ermeniler gene kaşla göz arasında yapacağını yaptı. İki yaşındaki bebeğin cansız bedeni içimi yaktı. Ama dünya bu görüntüleri ne kadar gündeme getirir, işte o bir  soru işareti. Azerbaycan bugüne kadar haklı olduğu davasında bir adım bile atamadı. Geldi Ebulfeyz Elçibey’i hatırlama…