Emniyet Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, 2016’da Türkiye’de 1948 kişi cinayete kurban gitmiş. Bu, her 5 saatte bir kişinin öldürüldüğü anlamına geliyor.

Ürkütücü bir tabloyla karşı karşıyayız.
++
Geçen yılki cinayetlerin yüzde 67’si tabanca, tüfek gibi ateşli silahlarla işlenmiş.
O halde, ilk yapılması gereken, sahibi olmanın zorlaştırılmasıdır.
Türkiye Psikiyatri Derneği, ülkemizde, 2.5 milyon kişide ruhsatlı, 5 milyonu aşkın kişide ise ruhsatsız silah bulunduğunu belirtiyor.
Ruhsatlı silahı ancak güvenlik güçleri taşıyabilmeli ve kullanabilmelidir.
Ruhsatsız silahlar ise toplatılmalıdır.
Yürürlükteki mevzuat, ruhsatsız silah taşıyanın para cezası vererek kurtulmasına imkan tanımaktadır.
Ortada insanları adeta kovboy gibi dolaşmaya teşvik eden bir hukuki yapı vardır.
++
Türkiye’de adalet yavaş işlemekte, açılan davalar yıllarca sürmekte, yüzde yüz haklı olan kişiler, yargıda bunu tescil ettirebilmek için akla karayı seçmektedir.
Bunun sonucu, insanların adaleti kendilerinin aramasıdır.
Davalar yıllarca sürmemeli, iki-üç ay içinde haklı-haksız ortaya çıkarılmalıdır.
Böyle bir düzenlemenin yapılması birçok cinayetin işlenmesini önleyebilir.
++
işleyenler arasında çeşitli ruhsal sorunlar yaşayanlar olduğu bilinmektedir.
Ülke genelinde yapılacak bir ruh sağlığı taramasıyla hasta olanların belirlenmesi ve tedavilerinin sağlanması da cinayetlerin azalmasında önemli bir etki sağlayabilir.
++
Diğer yandan, hiçbir zaman af çıkarılmamalı, cinayet işleyen ömür boyu hapiste kalmalıdır.
++
Sorunlar durduk yerde çözülmez.
Üzerinde düşünmek, acil önlemler almak gerekir. Devletin öncelikli görevi, cinayet mahallerine polis ve cenaze nakil aracı göndermek değil, cinayetleri önlemek olmalıdır.