Ana Sayfa Ekonomi Sıla Grup’tan 700 milyon dolarlık ihale

Sıla Grup’tan 700 milyon dolarlık ihale

98
PAYLAŞ
Sıla Grup'tan 700 milyon dolarlık ihale
Sıla Grup'tan 700 milyon dolarlık ihale

Türk şirketi Sıla Grup, birçok firmanın gözünü çevirdiği pazarından toplamda bin 750 yatak kapasiteli iki hastane ihalesi aldı.

Ambargonun kalkmasının ardından ilk kez alınan bu projelerin toplam yatırım bedeli 700 milyon dolar.

1997 senesinde sağlık hizmetleri alanında kurulan Sıla Grup, İran’a uygulanan ambargonun kalkmasının ardından ilke imza attı. Sıla Grup, birçok firmanın gözünü çevirdiği İran pazarında kamu özel sektör işbirliği modeliyle hayata geçirilecek 13 dev hastane projesinden ikisini gerçekleştirecek.

Hem Türkiye’de hem yurt dışında özel hastaneler, kamu hastaneleri, üniversite hastaneleri, sağlık merkezi ve sağlık tesisi yaptıklarını söyleyen Sıla Grup Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İhsan Şahin, “Deneyimlerimizi Türkiye’de yaşadık, ama şimdi Sıla Grup bu deneyimleri dünyadaki bir çok ülkeyle, özellikle sağlık tesisi kurarken paylaşıyor. Sıla Grup, yaklaşık yerli yabancı 25 projeye imza attı. Devam edenlerle birlikte bu sayı 40’a yakın” dedi.

-AMBARGO SONRASI İLK İŞ-

“İran önemli bir pazar ve yanı başımızdaki bir pazar” diyen Şahin, İran’ın yakın coğrafyada ekonomik açıdan önemli potansiyeli olan bir ülke olduğunu söyleyerek, şöyle devam etti:

“İran’ın çok ciddi doğal kaynakları var. Özellikle ambargonun kalkmasıyla beraber, yükselen bir ivmeyle yatırımların en fazla gerçekleştirilebileceği bir ülke. İran pazarının ne zaman açılacağını merak ediyorduk. Geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde İran’la ilgili ciddi değişiklikler oldu. Hepimiz buna şahit olduk, ambargolar hafifletildi, kısmen de yavaş yavaş kaldırılıyor. İran’ı sosyal ve ekonomik açıdan uluslar arası entegrasyon bekliyor. Bunun ilk adımları atıldığında da biz Sıla Grup olarak orada bulunmayı tercih ettik. Dolayısıyla biz şunu biliyoruz ki, erken kalkan çok yol alır. İran’la uyguladığımız politika buydu. Yarına bırakmamaya çalıştık. Bu potansiyelin önemini ve kıymetini biliyorduk.”

-“İRAN’DA POTANSİYEL GÖREN BİRÇOK ÜLKE VE YATIRIMCI VAR”-

İran pazarının büyük ve kıymetli bir pazar olduğundan, rekabetin de farklılaştığının altını çizen Şahin, son günlerde İran’da özellikle Güney Kore, Japonya, Rusya, Almanya, İngiltere ve İtalya’nın rakip olarak görüldüğünü söyledi. “Coğrafyanın ve potansiyelin herkes farkında ve herkes orada konumlanıyor. Orada otellerde tamamen yabancıları görüyorsunuz. Bütün şehir merkezindeki ofisler dolmuş. Çok ciddi anlamda ofis ve iş merkezi ihtiyacı var. Dolayısıyla ticaret hesabı yapan ve İran’da potansiyel gören birçok ülke ve yatırımcı var” diyen Şahin, Sıla Grup’un da kendi alanında İran’da pozisyon alabilmek için mücadele verdiğini ifade etti. Geçtiğimiz hafta gerçekleşen imza töreniyle, bu mücadelenin karşılıksız kalmadığını söyleyen Şahin, “Hem kendi adımıza hem de ülkemiz adına güzel bir iş yaptık diye düşünüyorum” dedi.

-“İRAN’IN EN BÜYÜK SORUNU TİCARETİ GEREĞİNCE YERİNE GETİREMEMİŞ OLMALARI”-

İran’da önemli bir yatak açığının olduğunu ifade eden Şahin, kişi başına düşen yatak sayısının, bugünkü sayısının iki katına çıkarılması gerektiğini belirtti. “Birkaç bin yıl öncesinden gelen bir devlet anlayışı var. Dolayısıyla bu medeniyet kendi sanayisini ve ticaretini oturtmuş durumda” diye konuşan Şahin, İran’a gidildiğinde ileri teknoloji ürünleri haricinde bir hastane için gerekli olabilecek bütün donanımların görülebildiğini, hepsinin üzerinde ‘made in İran’ yazdığını söyledi. Hasta yatağını, aspiratörü İran’ın kendisinin üretebildiğini kaydeden Şahin, şöyle konuştu:

“İran’ın en büyük sorunu 30-35 yıl boyunca ambargo nedeniyle ticareti gereğince yerine getirememiş olmaları. Geri kalmışlık bundan dolayı. Öyle zannediyorum ki, bu ambargonun hafiflemesiyle beraber, yaklaşık altı yıl içerisinde İran, özellikle sağlık istatistiklerini oluşturan bazı konularda çok ciddi ivme kazanacak. Şu anda yatak sayısı bakımından İran Sağlık Bakanlığının hedefi, bu sayıyı iki katına çıkarmak. Bu şu anlama geliyor, önümüzdeki beş yıl içerisinde İran’da yaklaşık yüz bin hastane yatağı potansiyeli eklenmiş olacak. Önemli bir portföy, önemli bir ticaret anlayışı bu. Bizim içinde ciddi cazibesi olan bir durum.”

-İLK TÜRK FİRMA-

Şahin, geçtiğimiz hafta gerçekleşen projenin imza törenini şöyle anlattı:

“İran’da 13 tane dev projenin imza töreni gerçekleştirildi. Orada Koreli firmalar, İtalyan firmalar ve biz vardık. Bu da bizim için gurur vesilesi. Çünkü üç ülkenin yatırımcıları oradaydı, bunlardan bir tanesi Sıla’ydı. Samsung, Hyundai, Daewoo gibi dev firmalar orada projeler aldı. Uluslar arası ölçekteki birkaç İtalyan firma da proje aldı ve iki projeyi de biz almış olduk. Bizim aldığımız projelerden bir tanesi, bin yataklı Doğu Tahran Üniversite Hastanesi. Diğeri de 750 yataklı Kerman Üniversite Hastanesi. Bu projeler, diğer projeleri de sayarsanız en önemli projelerden bir tanesi olacak. Sağlık alanında yapılan tesislerin de en güzel projelerinden bir tanesi olacak. Ben hem bizim için, hem de ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum. Kolay olmadığını da ifade etmek istiyorum.”

Şahin, hastanelerin yapımı ve sonrasında işleyecek süreci de şöyle aktardı:

“Yapım süreleri yaklaşık üç yıl olacak. Yer teslimiyle beraber başlayacak. Üç yıllık yapım süresinden sonra, bir işletme dönemi olacak. İşletme döneminde de bizdeki ‘Yap-İşlet-Devret’ tarzında, PPP modelinde gerçekleştirilecek ve işletme döneminde de hem İran Sağlık Bakanlığı hem biz beraber bu hastaneleri çalıştırmış olacağız.”

-“TÜRK DOKTORLAR İRAN’DA ÇALIŞABİLİR”-

Sıla Grup’un yapacağı hastanelerde Türk doktorların çalışması hakkında kesin bir kararın çıkmadığını, ancak İran Sağlık Bakanlığının çalışmalar yaptığını ifade eden Şahin, Türk işletmecilerin ve mühendislerin, özellikle medikal anlamda know-how sahibi olan yöneticilerin bir çoğunun çok önemli alanlarda kendilerine pozisyon bulabileceklerini kaydetti.

-“İKİ PROJENİN BEDELİ 700 MİLYON, TOPLAM PROJE HACMİ 5,5 MİLYAR DOLAR”-

Finansal çözünürlüğün ve yer tesliminin sağlanmasıyla inşaatın altı ay içinde başlayacağını ifade eden Şahin, projenin üç yıl içinde tamamlanmış olacağını söyledi. Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Anahtar teslimi projeler olduğu için tüm cihazlar ve ekipmanlarla beraber iki projenin toplam bedeli 700 milyon dolar. Ama bu sadece inşaat kısmını kapsıyor, yani üç yıldan sonraki operasyon sürecini hiç saymıyoruz, süreçle birlikte iki projenin toplam maliyeti 5.5 milyar dolara yakın bir proje hacmine ulaşıyor. Bu projede hem İran Sağlık Bakanlığı’nın hem de bizim çalıştıracağımız toplam personel sayısı yaklaşık beş bin beş yüz kişi. Bu sayı işletme döneminde geçerli. Yapım döneminde de yaklaşık dört bin kişinin aktif olarak sahada çalışması planlanıyor. Sağlık yatırımı olduğu için en direkt istihdam söz konusu. Oradaki biyomedikal malzemecisi, eczanesi, çiçekçisi, ticaretle uğraşanı, hastaneden dolayı oluşacak bir market var orada, oradaki çalışanlarla beraber bu iki projede yaklaşık sekiz ila dokuz bin kişinin istihdam edilebileceği dev yatımlar olarak planlanıyor.”

İnşaat süresinde çalışacak kişilerin, büyük oranda karma sistemle çalışacağını, hem Türkiye’den hem İran’dan önemli ölçüde katkı sağlanacağını söyleyen Şahin, “Niyetimiz ve derdimiz iki ülkeyi de kaynaştıracak, ticaret hacmini bundan sonra daha da büyütecek güzel bir iş ortamını orada oluşturabilmek. İran’dan istifade edebileceğimiz teknik kadro var. Ama Türkiye’de de özellikle PPP projelerinden dolayı kazanılmış önemli bir know-how var, her ikisinin karmasıyla hem yapım hem de işletme döneminde bu projeleri yürütmüş olacağız” şeklinde konuştu.

-İLERLEYEN SÜREÇTE İRAN HEDEFLERİ-

İran’daki ambargonun bütünüyle ortadan kalması, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha kapsamlı hale dönüştürülmesiyle İran’da bugün bin 750 yatak sözleşmesi yaptıklarını, ancak hedeflerinin 15 bin yatağa ulaşabilmek olduğunu ifade eden Şahin, İran’da sağlık hizmet alımları noktasında bir açık gördüğünü söyledi. Türkiye’de de bununla ilgili önemli gelişme olduğunu belirten Şahin, şöyle devam etti:

“Son 15 yıldır hizmet alımlarında Türkiye çok başarılı işlere imza attı. Şimdi biz İran Sağlık Bakanlığı’yla görüşüyoruz. Eğer gerçekleştirebilirsek bütün hastanelerin radyoloji, laboratuar, sterilizasyon ve rehabilitasyon tarafında hizmet alımı yöntemiyle iş sahaları geliştirmek hedefimiz. Eğer bunlar da olursa çok büyük bir hinterlandla İran’da hizmet vermiş olacağız. Sağlık turizmi, termal turizm ve gayrimenkul tarafıyla ilgili işlerimiz de var ama sistemimizin lokomotifi sağlık oldu. İran’daki en büyük yatımlarımız da sağlık alanında öne çıkacak, çünkü en iyi bildiğimiz iş bu.”

-“TÜRKİYE’DEKİ MÜTEŞEBBİSLERİN BU PAZARI ÇOK İYİ DEĞERLENDİRMELERİ GEREKİYOR”-

İran’ın önemli ve büyük bir pazar olduğunu söyleyen Şahin, İran’ın sadece kendi sınırları içinde görülmesinin yanlış olduğunu düşündüğünü ifade etti. Şahin, bu gerekçesini şöyle açıkladı:

“İran’ın bugün 80 milyon nüfusu var ama İran’la ilişkisi olan yaklaşık 400 milyon nüfus var. Dolayısıyla Türkiye’deki müteşebbislerin, yatırımcıların da bu pazarı çok iyi görmesi gerekiyor. Çünkü hem ambargodan çıkan bir ülke var, bir çok yatırım noktasında eksik ve aksaklık var, onların kapatılması gerekiyor; hem de bu ülkeyle beraber bu ülkenin hinterlandındaki 400 milyon nüfus var. İkincisi, İran ve Türkiye arasındaki ilişkileri ve münasebetleri iki ülke ihtiyaçlarına göre geliştirmek ve bunu bir adım sonrasına taşımak gerekiyor. Zaman zaman siyasi olarak elbette farklı düşündüğümüz taraflar olacaktır. Sonuçta biz iki ayrı ülkeyiz. Ama iki dost ve komşu ülkeyiz. Birbirine ihtiyacı olan ülkeyiz. Bunu hiç gözden kaçırmamamız lazım. Ve ben gelecekte İran ve Türkiye arasında hem ekonomik açıdan, hem siyasi hem de ticari açıdan çok güzel bir iklimin ve havanın hakim olacağını, beraber iki ülkenin çok güzel işlere imza atacağını düşünüyorum.”

-“EXİM BANK KORE’Yİ DESTEKLİYOR, TÜRK YATIMCILARIN DA DESTEKLENMESİ LAZIM”-

Sıla Grup’un yapacağı Doğu Tahran’daki bin yataklı hastanenin, İran’a yapılan ve yapılmakta olan en büyük hastanelerinden bir tanesi olduğunu söyleyen Şahin, Samsung’un aldığı projenin de aynı ölçekte olduğunu belirtti. Projeyle ilgili en önemli sorunun finansal destek olduğunun altını çizen Şahin, şunları aktardı:

“Projeyi aldığınız zaman finansı da sağlamak zorundasınız. Finansal anlamda Koreliler bize göre daha avantajlı. Çünkü Kore Exim Bank’ı, Koreli firmaların oradaki yatırımlarına çok ciddi anlamda katkı sağlıyor. Dolayısıyla bizim Türk yatırımcıların bu anlamda biraz daha desteklenmesi gerekiyor. Bu konuyla ilgili, İran’da gerçekleştireceğimiz yatırımlarda finansal anlamdaki desteği hem kendi ülkemizdeki kaynaklardan hem de diğer ülkelerden nasıl elde edebiliriz diye çalışmalara başladık. Bu konuda Ekonomi Bakanlığımızla bir takım görüşmelerimiz olacak, dış ticaretle ilgili görüşmelerimiz olacak. Tıpkı Korelilerin kendi firmalarına yapmış olduğu destek gibi, biz de hangi destekleri alabiliriz ve bu pazara ülkemizin gücünü alarak nasıl girebilirizi araştırıyoruz. İran’daki bu pazara girmenin en önemli şartlarından bir tanesi, hiç şüphe yok ki ülkenizin ekonomik kaynaklarının ve bankacılık sisteminin sizinle beraber olması. Yani yatırımcısını desteklemesi. O noktada Kore Exim Bank’ının, Kore şirketlerine vermiş oldukları destek, bizim orada şahit olduğumuz bir konu. İnşallah ümit ediyorum ki Türkiye Exim Bank, bizi ve bizim gibi yatırımcıların hem yurt dışındaki diğer ülkelerde hem de İran’da topa çok daha hızlı ve sağlam girip çok erken pozisyon almamızı sağlayabilecek destekleri olacak. Bu hafta içinde randevularımızı alıp görüşeceğiz.”

Yapılacak projelerin, İran devletinin garanti ettiği yatırımlar olduğunu vurgulayan Şahin, hem iki ülke arasındaki ticari hacmi artırmak ve ekonomik ilişkiyi genişletmek adına hem de Türk yatırımcıların orada daha çabuk pozisyon almasını sağlayabilmek için Türkiye’deki Exim Bank, Halk Bankası, Ziraat Bankası gibi kurumları da işin içine sokmak suretiyle devlet garantili projelerden nasıl istifade edilebileceği, nasıl bir pozisyon alınması gerektiği konularında önümüzdeki hafta görüşmelerin yapılacağını ifade etti.

“Finansal Projelerde Türk Bankalarını Arkamızda Görmek İstiyoruz”

“Başta Exim Bank, Halk Bankası, Ziraat Bankası olmak üzere tüm yatırımcılar gibi özellikle PPP projelerinde, yani finansal projelerde Türk bankalarını arkamızda görmek istiyoruz. Biz yurt dışında finans projelerine girerken yanımızda ve arkamızda kendi bankalarımızı görürsek o zaman herkese mücadele edebiliriz” diyen Şahin, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Dünyanın en büyük firmalarının yanına kendi firmamızın adını yazdırdık. Bu mücadeleyi yapacak yüreğimiz vizyonumuz ölçeğimiz her şeyimiz var. Sadece finansal açılarla o ülkelerin firmalarıyla yarışabilmemiz lazım. Ben buradan özellikle onun mesajını da vermek istiyorum. Bu sadece bizim için değil bütün yatırımcı arkadaşlarımız için böyle. Lütfen yurt dışındaki yatırımlarımızda da diğer ülkelerin bankalarının olduğu gibi kendi bankalarımız, kendi yatırımcılarımızın yanında pozisyon almayı bilsinler ve onlara destek olsunlar. Ve biz mücadele edebilelim. Çünkü artık dünyadaki mücadele PPP modeline doğru evriliyor. Bundan önce bir ülkeye gittiğinizde size ‘Yol yapın, inşaat yapın’ diyorlardı. Şimdi öyle demiyor ülkeler. Şimdi bütün ülkeler, ‘Finans kaynağınızı getirin, size ülke garantisi verelim, bu projeyi siz yapın’ diyor. O zaman sizin kabiliyetleriniz bunun için yetmiyor. Yanınızda sizinle beraber oyuna girecek finansal argümanlara ihtiyacınız var. Türkiye’nin bankacılık sistemini kendi yatırımcısını yurt dışında destekleyecek bir mantaliteye dönüştürmesi lazım. Ve bunu derhal yapması lazım.”

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam