Ana Sayfa Ekonomi Sigortacılık sektörüne yaklaşık 2 milyar lira ek maliyet geliyor

Sigortacılık sektörüne yaklaşık 2 milyar lira ek maliyet geliyor

72
PAYLAŞ

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ramazan Ülger asgari ücretteki yüzde 30’luk artışla sigortacılık sektörüne yaklaşık 2 milyar ek maliyet geldiğini söyledi.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ramazan Ülger, trafik sigortalarından sektörün hiçbir zaman para kazanmadığını ve bugün sektörün yönetilemeyen bir zararla karşı karşıya olduğunu belirtti. Ülger, son 10 yıla bakıldığında zararın devam ettiğini, bugün itibariyle trafik sigortası zararının bilanço zararına dönüştüğünü, bu yılın sonunda sektör olarak 110 milyon TL’lik zarar edildiğini kaydetti.
Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ramazan Ülger ile Birlik Yönetim Kurulu ve Yönetim Komitesi Üyeleri’nin katıldığı basın toplantısında, kamuoyunda “zorunlu trafik sigortası’’ olarak bilinen, “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası”ndaki son durum ele alındı.
-“DESTEKTEN YOKSUNLUK TAZMİNATI HESABINDA ASGARİ ÜCRET ÇOK ÖNEMLİ BİR ARGÜMAN’’-
Toplantıdaki konuşmasında asgari ücrete değinen Ülger şunları söyledi:
“Asgari ücret arttı deniyor ve herkes şunu anlıyor: ‘bundan sonra bizim işçilik maliyetlerimiz artacak’ peki biz ne anlıyoruz? Öncesinden dolayı başımıza ne gelecek? Çünkü destekten yoksunluk tazminatı hesabında asgari ücret çok önemli bir argüman. Ülkemizde kişilerin büyük çoğunluğu kayıt dışı yaşadığı ve gelirinin kaydı olmadığı için genelde destekten yoksunluk tazminatı istenirken gelir evrakları isteniyor. Gelir evrakları yoksa asgari ücretten hesaplanıyor. Gelir evrakları asgari ücretin üstündeyse onun üzerinden hesaplanıyor. Maalesef bizim destekten yoksunluk tazminatımızın yüzde 95’i asgari ücretten hesap ediliyor. Bize etkisi ise, sektörde şuan yıllık 50 bin tane açık bedeni hasar dosyası var, bunların tamamı yeni asgari ücretle hesap edilecek. Ancak biz bu dosyaların primini asgari ücretin yüzde 30 artacağı üzerinden almadık, enflasyon kadar artacağına göre aldık. Sektöre yaklaşık 2 milyar ek maliyet geliyor. İyimser senaryoya göre, 1.5 milyar, kötümser senaryoya göre 2.5 milyar TL maliyet geliyor ve bunu tam hesap edemiyorsunuz.’’
-“SON 5 YILDA ORTALAMA BEDENİ TAZMİNAT TUTARI YÜZDE 311 ARTTI’’-
2015 itibariyle Türkiye’de 19.7 milyon kayıtlı aracın yaklaşık 16 milyon adedinin zorunlu 80’le en yaygın sigorta türü olduğunu vurguladı.  Her yıl trafik sigortası poliçe adetlerinde ve prim üretiminde artış olduğuna dikkat çeken Ülger, sorunun kaynaklarını şöyle açıkladı:
‘Trafik branşının hayat dışı branşlardaki payı 2014 yılında yüzde 22 seviyesine ulaştı. Hasar frekansı çok yüksek olan branşta son 10 yıllık süreçte şirketler her dönem zarar açıkladı. Zorunlu trafik sigortasında 10 yıllık zararın toplam tutarı 7 milyar TL oldu. Bu durum zorunlu trafik sigortası sisteminin sürdürülebilirliğinin yanı sıra, şirketlerin varlığının sürdürülebilirliği açısından da ciddi risk oluşturmaktadır. 2015 yılının ilk 9 ayı itibariyle şirketlerin öz sermaye karlılığı negatife dönerek yüzde 1.5 olarak gerçekleşti. Bu gösterge, şirketlerin zorunlu trafik sigortasından kaynaklanan zararlarını tüm diğer branşlardaki karlılıklarıyla bile engelleyemediklerinin en önemli göstergesidir. Trafik sigortasındaki zararın başlıca sebepleri, teminat tanımlarında netlik olmaması nedeniyle farklı yorumların oluşması, hesaplamalarda standartların olmaması, döviz kurundaki aşırı dalgalanma ve bunun bir sonucu olarak yedek parça maliyetlerinde kontrol edilemeyen artışlar ile geriye dönük uygulanan yargı kararları olarak sıralanmaktadır. Bedeni tazminatların ödenen toplam hasar içerisindeki payı son yıllarda hızla artarak 2014’te yüzde 51’e yükselmiştir. Son 5 yılda ortalama bedeni tazminat tutarı yüzde 311, maddi hasar tutarı yüzde 36, ortalama trafik sigortası primi ise yüzde 54 artmıştır.
-“ İSTANBUL’UN HASAR FREKANSI, TÜRKİYE ORTALAMA HASAR FREKANSINDAN 2 KAT DAHA YÜKSEK’’-
Trafik sigortası ortalama primi ülkemizde 105 Euro seviyesindeyken, Avrupa ortalaması 230 Euro seviyesinde. Hasar frekansında Avrupa ortalaması yüzde  6 seviyesindeyken, ülkemiz yüzde 9’la ilk sıralarda yer alıyor. Diğer bir deyişle, ülkemiz Avrupa’da ortalama trafik sigortası primi en düşük, buna karşılık hasar frekansı en yüksek ülkeleri arasında yer alıyor. Özellikle İstanbul’un hasar frekansı, Türkiye ortalama hasar frekansından 2 kat daha yüksek.’’
-“SERBEST TARİFEDEN TAVİZ VERMEMELİYİZ’’-
Zorunlu trafik sigortasının toplumsal işlevi ile prim üretimindeki payı dikkate alındığında, yaşanan sorunların ivedilikle çözülmesinin ve genel şartların kanuni düzenlemelerle desteklenmesinin, söz konusu sigortanın sürdürülebilirliği ve sektöre yatırımların devamlılığı açısından büyük önem arz ettiğini hatırlatan Ülger, şirketlerin ağır mali yük altında kalkmasını sağlayacak adımları ise şöyle sıraladı:
“-Gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, yasal boşluğun mahkeme kararları ile doldurulması önlenmelidir.-Yapılan düzenlemelerin geriye dönük etkisi sınırlandırılmalı, hasar maliyetlerinin belirsizliği giderilmelidir.
-Serbest tarife sisteminden taviz verilmemeli, azami limit uygulamasından vazgeçilmelidir.”
-“2016 İSTİKRAR YILI OLACAK DİYE DÜŞÜNÜYORUM’’-
Konuşmasında döviz artışına da değinen Ülger, “döviz artışı bizim yedek parça maliyetlerimizi ve ısrarla vurguladığımız kararların geriye dönük işlemesi sorununu artırdı. Her yeni alınan kararda başka sektör yoktur ki geriye doğru işlesin. 2005 yılında yüzde 13 olan bedeni hasarlar bugün yüzde 51’e geldi. Sıçrama 2012’de başlıyor çünkü bu dönemde çıkan mahkeme kararları var. Bu mahkeme kararlarından dolayı da bu işin ticaretini yapan organizasyonlar var. Yani bu kararı emsal alarak geriye dönük ulaştığı insanlarla ek farklar alıyor ve bunların tamamı bizim bilançolarımıza zarar olarak dönüyor’’ dedi.
-“YABANCI SERMAYE ARTIŞI
SEKTÖR İÇİN OLUMLU’’-
Ülger, sektördeki yabancı sermaye oranının artışını ise şöyle değerlendirdi:
“ Yabancı sermaye oranının artışının olumlu etkisinin daha çok olduğunu düşünüyorum çünkü sektördeki bu derece derinliği olan zararları veya gelecek ile perspektif kim karşılayacaktı? İflas eden şirketlere bakın küçük sermayeli şirketler, uzun vadede proje yapamayacak şirketler. Hâlbuki büyük şirketlere yerelde de bakacak olursak sermaye gücü olan, bir finans grubunun içinde olan şirketler. Dolayısıyla yabancı sermayenin oluşu hem sektöre derinlik kazandırır hem tüm dünyaya aynı anda endeksler hem de tüketicinin korunması için en önemli etkendir.’

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam