Ana Sayfa Kültür-Sanat Şiddet eğitim ile yok edilir

Şiddet eğitim ile yok edilir

109
PAYLAŞ
Şiddet eğitim ile yok edilir
Şiddet eğitim ile yok edilir

Ankara’nın tanınmış ve önemli yazarlarından Ayşegül Kocabıçak, gazetemizin sorularını yanıtladı. “Dayak yiyen kadınların normal olduğu bir mahallede büyüdüm” diyen Kocabıçak, yaşam içerisinde kadınlar için biçilen rollere ilişkin yazdığı eserlerle tanınıyor.

Her ne kadar Ankara’dan “Ankara gittikçe daha kasvetli oluyor. Şiddet doğup büyüdüğü topraklardan soğutuyor insanı,” diye bahsetse de; Ankara’nın yetiştirmiş olduğu önemli yazarlardan bir tanesi Ayşegül Kocabıçak. Kadınlara ve onların yaşam içerisindeki rollerine yönelik yazmış olduğu deneme ve öyküleri ile tanınan Kocabıçak, “Kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırabilmenin tek yolunun, kadını bir role büründürmeden insan olarak görmeyi başarmaktan geçtiğine inanıyorum” diyor.

İşte Kocabıçak’a yönelttiğimiz sorular ve cevapları:

Daha önce gerçekleştirilen bir röportajınızda işçi çocuğu olduğunuzu ve çok da parlak bir çocukluk geçirmediğinizi belirtmiştiniz. Kitaplarınızda yazdığınız hikayelerde bu türden bir etki söz konusu mudur?

Murathan Mungan “Çocukluk bir yazarın hazine sandığıdır.” diyor, ne doğru söz! Yazdıklarımızdan etkilenmeden yaşamamız ve yaşadıklarımızdan etkilenmeden yazmamız mümkün değil. Ankara’nın gri, çamurlu, duvarlarında kırmızı boyalı işaretlerin olduğu derme çatma evlerden oluşan bir gecekondu mahallesinde büyüdüm. Çok canlı, çok gerçek, çok samimi bir mahalleydi. Her gün yeni olaylar yaşanır, akşamına unutulurdu. Kavgalar, küfürler, aile içi şiddet ve küslükler çok da umursanmazdı. Banyoda hamamböcekleri, tavanda fareler, kapı önlerinde tavuklar, dayak yiyen çocuklar, dayak yiyen kadınlar normaldi. Çok görüntü var zihnimde o yıllara ait, hâlâ…

 

İnsanlar üzerindeki analizleriniz, özellikle kadınların hayatlarına dair incelemelerinizi kitaba dönüştürme serüveniniz ne zaman başladı?

Kitap, fikri çok ani ve sonradan gelişen bir durum. Yazmak vardı. Okumak vardı ama yazar olmak yoktu. Ta ki ilk kitabımın taslağını bir arkadaşıma okutana dek. Benim -öylesine- yazdığım denemelerin bir kitap bütünlüğü taşıdığı konusundaki ısrarları sonucu yayımlamaya karar verdim. Sonrasında ise öyküler geldi. Hepi topu üç dört yıllık bir süreç aslında.

Kitaplarınız da kadınlarla ilgili değindiniz şeyler sizce Türkiye’de yaşamıyor olsanız da bu kadar dikkatinizi çeker miydi?

Kadına dair travmalar konusunda ülkemiz oldukça besleyici maalesef. Başka bir ülkede yaşıyor olsaydım yine aynı dertlerim olur muydu? Bilmiyorum.

Kadınlara yönelik herhangi bir dernek veya yardım kuruluşunda aktif bir role sahip misiniz? Kadına yönelik fiziki veya ruhsal şiddete ve dayatmalara karşı sizin bir çözüm öneriniz var mı?

Herhangi bir kuruluş ya da dernekte çalışacak kadar zamanım yok ama kadınları ilgilendiren dernek ve kuruluşların çalışmalarını elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. Kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırabilmenin tek yolunun, kadını bir role büründürmeden (anne, eş, cinsel obje vs.) insan olarak görmeyi başarmaktan geçtiğine inanıyorum. Bunu sağlamanın yolu ise eğitim. Eğitim, şiddeti ortadan kaldıracak tek yoldur. Kız ve erkek çocukları farklı kurallarla eğitmeye, erkeklere tanıdığımız özgürlük alanlarını kızlarımıza tanımamaya devam ettikçe değişebileceğini düşünmüyorum. Kız ve erkek çocuklarımızın özgürlük alanları eşit olmalı.

Çocukların psikolojisine dair görüşleriniz ve bilgileriniz, bir anne olarak hayatınıza nasıl etki ediyor? Kendi çocuklarınızla güçlü ve iyi bir iletişime sahip olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Kızım on altı, oğlum on bir yaşında. Çocuk gelişimi ve eğitimiyle ilgili okuduğum kitap sayısını hatırlamıyorum ama yine de hatalı davranışlarım, toplumun istediği kuralları dayattığım, annem gibi davrandığım anlar oluyor, maalesef. Yine de özellikle kızımla çok yakın ve samimi bir ilişki yakaladığımı düşünüyorum. Birlikte eğlenebiliyoruz. Ortak ilgi alanları yakalayıp eğlenebilen ebeveyn ve çocukların sağlık bir iletişimi yakaladıklarını düşünüyorum.

Yayına hazırladığınız yeni bir kitap var mı sırada?

Var. iki dosya var hatta ama ne zaman bir kitaba dönüşecekler bilmiyorum. Çalışıyorum, çok çalışıyorum. Desteğini esirgemeyen dostlarım var. Bakalım, kısmet.

Farklı türde kurgulara yönelmeyi düşünüyor musunuz?

Öyküye yönelmeden önce bir yarışma için yazdığım bir roman taslağım var. İlk kitabım deneme türündeydi. Lise yıllarımda defterler dolusu şiirler yazıp yakmışlığım da var. Sanırım türler arasında dolaşıyorum!

 Kitaplarınız Ankara’dan izler taşıyor. Ankara’yı anlatmanızı istesek neler söylemek istersiniz?

Doğma büyüme ve aslen Ankaralıyım. Ankara gittikçe daha hüzünlü ve kasvetli oluyor. Siyasi ortam, terör olayları, katliamlar Ankara da nefes almayı zorlaştırıyor. Çocukluğumun Kızılay’ı, Ulus’u yok artık. Çok kalabalık, çok telaşlı, çok korkulu bir kalabalık tüm şehri sürekli hareket halinde tutuyor. Yüksel Caddesi ve Yenimahalle dışında çok da sevmiyorum artık Ankara’yı. Gara gitmek istemiyorum mesela ya da Güvenpark’da dolaşmak. Şiddet doğup büyüdüğü topraklardan soğutuyor insanı.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam