Jorge Luis Borges 1930’larda Arjantin’de çok satan Critica gazetesinin pazar ekine yazdığı yazıları bir araya getirdiği Alçaklığın Evrensel Tarihi kitabında ki gerçek ile hayalin birleştiği yazılarda kurmacanın olgulardan daha gerçek, daha inanılır olduğunu göstermişti.

İstanbul üzerine tezgâhlanan kültürel aşağı çekimin neyin kafası olduğunu anlamak mümkün değil. Cumhuriyet değerlerinin topyekûn imhası olsa gerek. Son Osmanlının ordu ahırlarını barındıran Topçu Kışlası’nın tıpkı yapımını altmış yıl sonra Taksim’e yerleştirmeyi planlayan  “üst akılsızlık” Kadıköy meydanında son kalan kent ikonu Üst katı DEVLET KONSERVATUVARI olarak kullanılan HALDUN TANER ŞEHİR TİYATROSU’ na dönüştürülmüş 1925-1927 yılında Fransa’dan borç alarak İtalyan mimara yaptırdığımız tarihi dokuyu yıkıyor.

Sahi bu kentin kültürel sanatsal ve mimari kültürel mirasını kim kolluyor? Kıymeti kendinden menkul Kadir Topbaş mıdır? Ondan köyde kasabada olmaz ama pek de ala “yetkili satıcı” oluyor. Neyse ki bu aralar hısım akrabasına rant sağlamakla meşgul. İstanbul’u paramparça edecek projelere pek giremiyor. Boğaz sahilinde akrabalarının tesisleri önlerini kazıklama suretiyle doldurarak sakil otopark cepleri yaptı. Haydarpaşa’yı prestij otel yapamadı. Kadıköy meydanına bulaşıyor.

Mimar başını sevsinler!

Kendini baya baya ‘İstanbul Mimarı’ atayan Kadir Topbaş güzelim kentimize karşı giriştiği huruç harekâtına devam ediyor. Altı metrolar, Marmaray’ vb. tünellerle delik deşik edilirken Topbaş üstünü berbat etmeye devam diyor. Özenle sahip çıkılması boynumuzun burcu olan Osmanlı mirasından geçtim, ’Unesco Kültürel Mirası’na kadar ırzına geçilmedik evrensel kent mimari anlayışı bırakmadı. Boynumuzun borcunu yanlış anlamış Haliç Köprüsü pilonlarına Golden Horn’dan kinaye boynuz takmaya kalktı.

“Ben yaptım oldu / de facto” İmar ve planlama kararlarıyla İstanbul harıl harıl meçhule gidiyor. Sessiz ve derinden giderek, etliye sütlüye karışmazmış görünerek, ’referandum yapacağız’ diye kamuyu kandırarak’ kentin eksenini kaydırdı. Bu gün hala ‘iyi mi yaptı kötü mü yaptı? diye tartışılan, Napolyon’un emriyle Paris’i topa tutarak yıkıp baştan yapan Baron Haussmann  sanıyor. Topbaş ‘İstanbul Büyükşehir Belediyesi Etüt Projeler Daire   Başkanlığı’  bünyesinde, sözüm ona uzmanlara projeler yaptırıyor, kendi onaylıyor ve inşa ettiriyor.

Mesleki yetkinlikleri, referansları bilinmeyen birtakım kişiler, kapalı kapılar ardında, harıl harıl İstanbul’u iğfal ediyorlar. Meslek Odaları’nın plan kararlarına müdahale yetkileri bir gecede çıkarılan yasalarla iğdiş edildi. Ses çıkarması muhtemel kişilerinde sesi; Belediye’den veya bağlı ortaklıklardan verilen projeler, danışmanlıklarla, nemalandırılarak kesildi. Kadir Topbaş’ın patlayan projeleri saymakla bitmez. Yargı kararlarıyla durdurulanlar mı ararsın? Kamusal tepkiyle tırs geri yapılanlar mı? Taksim Gezi Parkı düzenlemesi, Topçu Kışlası AVM’si, Atatürk Kültür Merkezi yıkılıp yapılması, Taksim’e Camii, baş eseri Haliç köprüsü. İmar Durumu manipilasyonlarıyla ranta kurban edilen projelerde cabası; Tayip beyin silüeti bozduğu için traşlanmasını istediği 19/9 Gökdelenleri, Hilton Oteli yerine yapılacakken yürütmesi durdurulan rant proje, Taşkızak arsasıyla takas edilerek Tarihi Cemil Molla Köşkü yanına yaptırdığı Amiraller Oteli, Belgrad ormanını haşat edecekken durdurularak aza indirgenen Ağaoğlu’nun 1453 projesi… vb. Ama FETÖ’cülük den damgalanmasına rağmen hız kesmeden seviyesizlik tarihi yazmaya devam ediyor. Dilerim yaza geldikleri kara yazısı olsun.