Referandumda uçan kuştan bile evet bekleyenlerin yılbaşı kutlamalarına karşı çıkanların desteğini almak için sevgililer günü kutlamalarını yasaklamalıdırlar.

Dahası bunların gönüllerini hoş etmek için OHAL kapsamında bir KHK ile anneler günü, babalar günü dahası ne kadar özel gün varsa hatta ev kadınlarının altın günleri bile topyekûn ortadan kaldırılmalıdır.
İnsanların bir araya gelip birbirlerine sevgilerini gösterdiği, sosyal duygularını paylaştığı, evrensel kabul görmüş bu günleri kutlayanlar listeler halinde toplumdan ihraç edilmelidir, en ağır cezalar verilmelidir.

Verilsin ki, üç beş kuruş para kazanırız diye dört gözle bu günleri bekleyen esnaf daha da zora girsin, iflâs etsin, iş yerleri kapansın, buralarda çalışanlar işsiz kalsın, böylesi günlerde iş yapan üretim ve hizmet sektörleri batsın.
İşi “gâvur icadına, geleneğe, kültüre” bağlayıp bu gibi günlere karşı çıkanlardan veciz lâflar bugün yarın duyarız diye bekliyoruz ama referandum var diye susturmuşlardır belki. “Gül yerine sivri biber eksinler, enflasyon düşsün” diyen ulvi konuşkanlar bile çıkabilir. “Yılbaşı, sevgililer, anneler, babalar günü kutlayanlar, hayırcılardır’” derlerse referandum kampanyasına yeni bir “bölünmüşlük” boyutu gelir, şaşırmamak lâzım. (Not: Her hayırcıya terörist genellemesi ağır geliyor artık, kullanmazsa iyi olur)

İşin bizi ilgilendiren yönü bu “kendinden menkullerin” anlamsız tepkilerden çok ekonomide olup bitenler. Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK), hesaplamış, sevgililer günü nedeniyle son iki yılda 8,3 milyar liradan fazla harcama yapılmış, bu yılki tahmin en az 9 milyar lira. Böyle günlerde en az 57 sektörde büyük canlılık yaşanıyormuş.

Sevgililer günün simgesi olan gül satışları zaten rekor kırıyormuş, 14 Şubatta 18-20 milyon adet gül satışı yapılıyormuş. Neredeyse her dört kişiden biri gül alıyor demek. Gerisini düşünün; zincirleme bir hareket ortaya çıkıyor: Kargocusu, çiçekçisi, AVM’si, kuyumcusu, pırlantacısı, incik boncukçusu, giyimcisi, mumcusu, tatlıcısı, pastacısı, oyuncakçısı, eğlence yerleri, cep telefonları, mesajlar, kısaca “seni seviyorum” demek isteyen insanların olduğu her yerde bir ekonomik faaliyet oluşuyor. Bazıları kutlama yaparken bazıları da geçimini sağlıyor.

Kaba bir hesapla dini bayramları, doğum, nişan, evlenme yıl dönümü gibi diğer özel günlerini de katarsak her ay ortalama bir hediye alıp verme yaşanıyor. Sonuçta yine TESK’in rakamlarından gidersek hepsi ile birlikte yılda neredeyse 100 milyar liraya yakın bir ekonomik faaliyet çıkıyor ortaya. Bu da yaz kış binlerce esnafı, küçük girişimciyi ayakta tutuyor.
Bazıları bunu israf olarak görebilir ama bir küçük hediyenin verilmesine kara ve cahil gözlerle bakanların da bu ekonomik faaliyetlerden en azından vergi yoluyla aldıkları maaşlarla, sosyal yardımlarla nasiplendiklerini unutmamaları gerekir.
Şimdi gidin siz de sevdiklerinize küçük bir şey alın da zordaki esnaf sevinsin. Hiç olmazsa bir günlüğüne “eveti hayırı” bir kenara bırakalım, Yunus Emre gibi, “sevelim, sevilelim, bu dünya kimse kalmaz” diyelim.