Sevgilerimiz askerimize

75

Onlar; kahramanlarımız, yiğitlerimiz, birbirinden yakışıklı, pırıl pırıl delikanlılarımız, bu toprakların insanları, filizleri, umutları; Onlar; bizim çocuğumuz, evlâdımız, kardeşimiz, ağabeyimiz, babamız, arkadaşımız, dostumuz.

Onlar; sevdiklerinin yollarını gözledikleri bir taneleri, gururları, haklarını helâl ettikleri yaşam ışıkları,
Onlar, şimdi elleri tetikte, adını, yerini bilmediğimiz ovalarda, dağlarda, mağaralarda;
Sevgilerin en Yüce’si için,
Bu toprakları vatan yapanlar için,
Her köşesine dikilen şanlı bayrak için,
Sonsuza kadar yaşat dedikleri devleti ve sınırları korumak için savaşıyorlar.
Onlar, 81 milyon kardeşlerinin rahat etmesi, huzur ve güven içinde korkusuzca, her türlü tehditten, saldırıdan uzak olmaları, başları dik, elele verip birlik ve beraberlik içinde yaşamaları için canlarını feda ediyorlar.
Onların da çocukları, kardeşleri, babaları, anneleri, sevgilileri, nişanlıları, eşleri, arkadaşları, dostları, sevdikleri, sevenleri var ama biz de Sevgililer Gününde tüm sevgilerimizi onlara da göndererek yanlarında olduğumuzu bir kez daha hissettirelim, güçlerine güç katalım, tüm sevgi sözcüklerimizde onları için de paylaşalım.
Sevgilerimiz ve dualarımız askerlerimiz için olsun.

EN BÜYÜK DÜŞMANIMIZ SEVGİSİZLİK

Askerlerimiz her türlü düşmanın üstesinden gelir de esas günümüzün en büyük düşmanı olan sevgisizliği nasıl yeneriz buna bakmak lâzım:
Bunun için Sevgililer Gününde bir kez daha;
Nefret, şiddet, kin güdülerek, kavgalar, sürtüşmeler, polemikler, çıkarlar, menfaatler, çatışmalar, ötekileştirmeler yaratarak ve bunları körükleyerek “bizdensin bizden değilsin” diyerek nemalananlara,
İçimizdeki sevgiyi öldürenlere, sevgisizliği insanlığımıza lâyık görenlere,
Günde beş vakit Yaradan’a gösterdikleri sevgiyi diğer kullardan sakınanlara,
Ve de dünya gözüyle, esirgenmiş, dudaklarda, gönüllerde kalan iki satır lâfın yazıldığı mezar taşlarına bakarak;
Var oluşta ilk hissedilen ve öğrenilen sevgi duygusunun nasıl olur da en çabuk kaybolduğunu anlamaya çalışarak;
Yerinde ve zamanında söylenmemiş, paylaşılmamış, karşılık bulmamış,
Dillere, gözlere, gönüllere mahkûm edilmiş,
Yürekleri sevgiyi tatmamış, sevgiden mahrum, sevgiye hasret bırakılmış,
Bir yerlerde unutulmuş, anılardan silinmiş,
Şarkılara, türkülere dönüşmüş,
Yalan sevgi sözcükleriyle yaşamları yok edilmiş, hayali için bile ölüm denilmiş,
Önce sevgiye boğduğumuz, sonra boğazını sıktığımız
Sevgileri ve sevgilileri anarak;
Yunus Emre’yi hatırlayalım:
“Sevelim, sevilelim, bu dünya kimse kalmaz”