Sen hala Türkiye’yi yönetiyorsun!

0
54

Bu memleket ne çektiyse her şeyin sahtesinden çekti, en başta da sahte Atatürkçülerden. Ne yazık ki sayıları hiçbir dönemde azalmadı, Ulu Önder hayattayken bile!
Rahat uyu Atam, ne yaparlarsa olmuyor, her zaman olduğu gibi, dönüp dolaşıp yine Sana geliyorlar. Sen hala Türkiye’yi yönetiyorsun!

Yaşananları görünce, Ata’mız, arkadaşları, Türkiye Cumhuriyeti’nin aydın öncüleri; bunlarla nasıl baş etmişler, nasıl galip gelmişler soruları daha çok anlam kazanıyor. Bugün de kendini bu topraklara ait bilen, hisseden ve sahip çıkanlar, her yıl olduğu gibi saat 9.05’de işini gücünü bırakıp Ata’sını anacaktır, bağlılığını tazeleyecektir, rahmetle, dualarla yad edecektir.

Bu arada sevinelim mi üzülelim mi, bilemedik, bugüne kadar “Atatürk de kimmiş, 10 Kasım da neymiş?” diyenlerin birden bire “bağlılık ve anma” saflarında ön sıralarda yer kapma çabaları takdire şayan!
Adama sorarlar; bugüne kadar neredeydiniz kardeşim? Ne oldu da bir gecede Ata’nın peşine mi düşmeye karar verdin? Yoksa saldırmalarına göz yumduğun Ulu Önder heykellerinin parçaları kafana dank etmeye mi başladı?

Daha yakın zamana kadar; birden bire peydahlandıkları medyada tutunmak, akılları sıra gündem yaratmak için ilk işleri Ulu Önder’e dil uzatmak olan tüccar zihniyetli medyacılara ve cahil akademisyenlere ne demeli? Bugünlerde “diktatör” kelimesini kullananlar karşısında “aslan parçası” kesilenler, nedense bu sözü bizzat kendileri tarafından “hakaret edercesine” Atatürk’e söylediklerini unuttular. Ama birileri unutmaz, yüzlerine haykırır!
Şimdi sakın kalkıp, Arapların cenaze törenlerinde” kiralanan ağlayıcılar” gibi otobüslere binip Ankara’nın yolu tutmayın, kuru kalabalık yaratmayın, TV’lere çıkıp feryat figanla kendinizi parçalamayın. Bari kendinizi, geçmişinizi inkâr etmeyin.

Bir sözümüz de medyamızın geri kalanına. Şu önemli yıl dönümlerinde “hiçbir yerde yayınlanmamış fotoğraflarla…” başlayan yayınlara bir çekidüzen verin. Ata’yı anıyoruz, medyamız hazır; “hiçbir yerde görmediğiniz fotoğraflarla Atatürk”. Ama fotoğraflar eski, her yerde yayınlanmış, hangisi yeni, bilen yok.
İş zaten anlaşılır gibi değil. Aradan onlarca yıl geçmiş, halen “Atatürk’le ilgili yeni ve yayınlanmamış fotoğraflar” çıkıyor. Sanki birileri bunları çatı arasındaki paşa dedesinden kalan sandıkta buluyor, medyaya veriyor. Ya da bir devlet politikası gibi, hangi akla hizmetse, her yıl, iki üç resim “yeniymiş” gibi servis ediliyor. Bir köşede unutulmuş fotoğraflar çıkar, tarihe yeni sayfa açar anlarız. Ama aynısı, sadece sırası değiştiriliyor, biraz da teknoloji ile renklendiriliyor, adı da “yeni, görülmemiş” oluyor.

Eğer güneş ışığının değmediği fotoğraflar varsa, o zaman bunları kim, hangi merci, hangi gerekçe ile yüz yıla yakın süredir devlet sırrı gibi gizledi, gizliyor?
Bu tür “hiçbir yerde yayınlanmamış fotoğrafların kaynağı; Cumhurbaşkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü gibi yerlerse lütfen, mümkünse tümünü yayınlasınlar, şu işe bir çözüm getirelim, artık “yeni-eski” diye vatandaşın kafası karışmasın.
Lideri “yüceleştirelim” derken, değeriyle oynuyorsunuz!