Ana Sayfa Kültür-Sanat “Sema” ilahı aşkın manevi gıdası

“Sema” ilahı aşkın manevi gıdası

91
PAYLAŞ
sema
KEPEZ BELEDİYESİ, 24 MAYIS PAZAR GÜNÜ İKİ AYRI ETKİNLİKTE ANTALYA’DA YAŞAYAN KONYALILARI BİRA ARAYA GETİRECEK. ŞÖLENDE SEMA GÖSTERİSİ DE YAPILACAK. (İHA/ANTALYA-İHA)

Mevlana Celaleddin Rumi ile özdeşleşen semanın, herkesi etkileyen görselliği ve estetiğinin yanı sıra apayrı bir anlamı bulunuyor.

Mevlana’nın “Fanilik içinde beka zevkini tatmak, Allah’ın sırrına aracısız ulaşmak, Allah ile buluşmak ve aşkı kucaklayıp bağrına basmak” gibi cümlelerle tarif ettiği sema, aynı zamanda ilahi aşkla yanan gönlün yansıması olarak ifade ediliyor.

Dört bölümden oluşan semada, Yaradan’ın yüceliği kavranarak kulluğun acziyetinin daha iyi anlaşılması, Allah’ın yarattıklarının muhasebesi yapılıp O’nun büyüklüğünün idrak edilmesi, aşk ateşiyle benliğini yakıp bütün uzuvlarında Allah’ı hissetmesi anlatılıyor

“Mevlana” denince ilk akla gelen, görselliği ve estetiğiyle seyreden herkesi etkileyen, Türk kültürünün de önemli bir tanıtım unsuru olan semada, semazenler bedeniyle dönerken kalbi ve diliyle de Allah’ı zikrediyor.

Selçuk Üniversitesi Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Ali Temizel, kelime olarak “işitmek, güzel ses ve şarkı dinlemek, Mevlevi ayinlerinde tarikat mensuplarının cezbe haliyle ayakta dönmesi, zikretmesi” anlamlarına gelen semanın, Mevlana’nın yaşadığı dönemden günümüze kadar Mevlevilerle özdeşleşen bir terim olarak literatürde yerini aldığını söyledi.
Semanın; Mevlana’nın döneminden günümüze kadar sadece Sultan 4. Murad zamanında 18 yıl yasaklanmasının haricinde halktan, devlet adamlarından ve yabancı milletler tarafından büyük ilgi gördüğünü ifade eden Temizel, bu ritüelin Türk kültürünün de önemli bir tanıtım unsuru olduğunu dile getirdi.

Kendisi için özel bestelenmiş musıkisi (Ayin-i şerif) ve içerdiği manasıyla semanın görselliği dışında apayrı bir anlamı olduğunu aktaran Temizel, “Mevlana, semayı, ‘fanilik içinde beka zevkini tatmak, Allah’ın sırrına aracısız ulaşmak, Allah ile buluşmak ve aşkı kucaklayıp bağrına basmak’ gibi cümlelerle açıklamaya çalışır. Bu aynı zamanda Mevlana’nın ilahi aşkla yanan gönlünün sema şeklinde bir yansımasıdır” diye konuştu.

– Mevlana’ya göre sema

Temizel’in aktardığı bilgiye göre, bir rubaisinde semayı, “Sema, Allah yolunun bir şahbazı, yükseklerde uçan ve uçuran bir doğanıdır. Sema, ehl-i hal olanların kalplerini nurlandırır ve süsler. Sema, münkirler mezhebinde haram, aşıklar mezhebinde ise helaldir” cümleleriyle tarif ediyor.
Ayrıca Hazreti Mevlana, Mesnevi’sinde sema için “Sema kendisinde toplanma hayali olan aşıkların manevi bir gıdasıdır” diyor.
Mesnevi şerhlerinde de sema ile ilgili olarak, “Semanın ne olduğunu biliyor musun? Allah’ın ‘ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ sorusuna, ruh zerrelerinin ‘evet Rabbimizsin’ deyişlerinin sesini duymak, kendinden geçmek, Rabbine kavuşmaktır” değerlendirmelerine rastlanıyor.

– Her bir bölümü ayrı anlam taşıyor

Genel olarak bir bütün şeklinde değerlendirilen sema ve musikisi, semazenlerin sağ ayak başparmağını sol ayak başparmağı üzerine koyarak yarı secde eder gibi birbirleriyle selamlaşmaları, 4 selamlık sema, sonunda okunan Kur’an-ı Kerim ve duasıyla bölüm bölüm farklı anlamlar içeriyor.
Birinci bölümde musikisiz olarak okunan Nat-ı şerif, yani Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in anılması yer alıyor. Bu bölüm “O’nu methetmek, O’nu yaratan Allah’ı ve O’ndan önce teşrif eden bütün Peygamberleri methetmektir” anlamını taşıyor. İkinci bölümde ney taksimiyle ilahi nefesi temsil, yani beden olarak topraktan yaratılan insanın can olarak Allah’tan bir parça olduğu vurgulanıyor.

Üçüncü bölümde ilk iki bölümü huşuyla oturarak dinleyen postnişin, semazenbaşı ve semazenler ayağa kalkarak dairesel bir döngüyle (Devr-i Veledî) Hazreti Mevlana’yı (veya bazılarınca Peygamber Efendimizi) temsil ettiğine inanılan kırmızı postun önünde üç tur birbirleriyle selamlaşıyor. Bu da onlar birbirlerini selamlıyor gibi görünse de Allah katından bir can taşımaları sebebiyle Yaradan’ın anılışı, O’na selamı olarak yapılıyor.

Dördüncü bölüm de kendi içerisinde 4 selamı barındırıyor. Semazenler kısa aralıklarla semaya kalkıyor. İlkinde Yaradan’ın yüceliği kavranarak, kulluğun acziyetinin daha iyi anlaşılması, ikincisinde Allah’ın yarattıklarının muhasebesi yapılıp O’nun büyüklüğünün idrak edilmesi, üçüncüsünde aşk ateşiyle benliğini yakıp bütün uzuvlarında Allah’ı hissetmesi (Fenafillah) vurgulanıyor. Bu esnada ise semazenler bedeniyle dönerken kalbi ve diliyle de Allah’ı zikrediyor.

Semazenbaşı ise aralarında gezinerek birbirlerine olan mesafenin korunması konusunda onlara yardımcı oluyor. Postnişin olarak da adlandırılan ve Mevlana’yı temsil eden kişi ise (Şeyh Efendi) kırmızı postun ucunda ayakta durarak içinden belirli dualar okuyor. Semanın bittiği dördüncü selamda ise semazenler, kulluk vazifesini yapmanın verdiği zevk ve huzurla yerlerine otururlarken, Kur’an-ı Kerim’den bir ayet okunuyor, semazenbaşının gülbangi ve postnişinin duasıyla sema son buluyor.
Semadan sonra genellikle lokma ikram ediliyor ve herkes hücresine giderek tefekküre dalıyor.c

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam