O, tarihin yazdığı en büyük lideri, en büyük devrimcisi. Bir grup arkadaşıyla imkansızlıklar içinde başlattığı Milli Mücadele’den bir devlet çıkaran, toprakları ebedi vatan yapan isim: Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

.Olay sadece bir askeri heyetin Samsun’a gitmesi ve orada Padişahlığa, sömürgecilere isyan bayrağı açılmasından ibaret değil. İnsanları ikna etmek, hiçbir ayrımcılık yapmadan birleştirmek, hedefler koymak ve bir takvim içinde hareket etmek olağanüstü yetenekler ister. İşte bu yeteneğin fiiliyata dönüşmesiyle vatandaşlıkla bağlı olduğumuz bu topraklara ve devletimize kavuştuk.

Devrime Samsun’da başlamış, Ankara’da yeni devletin yönetim sistemini Cumhuriyet diye belirleyerek bu süreci taçlandırmış, vatan topraklarını ilan etmiş ve geleceğini kaybeden yoksul, bitkin insanları ayağa kaldırarak yeni çağdaş yaşamlarına kavuşturmuştur.

Geçen yüzyıl birçok ülkede lider çıkardı, yeni yönetim sistemleri geldi ama insanı merkez almadıklarından, liderler kendi ihtirasları ve hanedanlıklarını sürdürme emeli içinde yok olup gittiler, halkları da çatışmalara, yoksulluklara mahkum, egemen güçlerin güdümüne girdiler.
O’nu Ulu Önder yapan fark da bu arada yatıyor zaten. Kendisi,( karşılaştırmak bile abes), ne uzun yıllar başka ülkelerde sürgün yaşayarak, değişik rejim, yönetim biçimleri hazırlayarak ülkesine dönüp, kan döktürerek başa geçmiş, ne de en kirli karanlık planlarla devleti ele geçirmeye çalışmıştır, ne de birilerinin kuklası olmuştur.

Dahası, bağımsızlık uğruna başlattığı mücadelede ne mevcut devletin (Osmanlı İmparatorluğu’nun) silahlı güçleriyle çatışmaya girmiş, ne de başkenti (İstanbul’u) düşürerek oradaki koltuklara oturmaya heves etmiştir.

Bugün halen anılan, sahip çıkılan, okudukça, gördükçe ve yaşadıkça değeri daha çok anlaşılan ve her tülü komploya, kumpaslara, karalamalara rağmen sahip çıkılan tek lider o kalmışsa bu özelliklerine bakmak lazım.

Bazı örümcek kafalılarının akla hayale gelmedik en alçak saldırılarına, sürekli besledikleri ve yaymaya çalıştıkları düşmanlıklarına karşı Ulu Önder sonsuza kadar yaşatılacaksa “19 Mayıs devrim ruhunu” hep hatırlamak gerekir.

Kokusuzca “Atatürk” diye haykırmak, bıraktığı, olmasını istediği değerleri, hedefleri daha da geliştirerek nesilden nesillere aktarmak her Cumhuriyet insanın doğal bir ödevi olmalı.
19 Mayıslar hep en coşkulu şekilde kutlanmalı, çünkü bu tarih Ulu Önderin doğum günü kadar bir devletin de temellerinin atıldığı ilk gündür.

Başka hangi ülkelerin, milletlerin böyle bir günü var acaba?
Sadece bu ayrıcalığı bırakıp giden Ölümsüz Devrimciye, arkadaşlarına, genci yaşlısı, kadını, erkeği, şehitlerimize, gazilerimize selam olsun.