İbrahim Terzioğlu
İbrahim Terzioğlu

Türkiye deki bütün şehirlerin bir geçmişi bir kimliği vardır

İbrahim Terzioğlu, “Şehirler ya da toplumlar kendi felsefeleri kültürleri ve bilgi birikimleriyle şehirleri kurarlar “

 

Söyleşimizin ikinci kısmında şehircilik adına yazdığı kitaplar ile alanında başarılı yapıtlara imza atan uzun yıllar Keçiören Belediyesi’nde görev yapan İbrahim Terzioğlu ile Türkiye’de ki kentleşme hakkında konuştuk.

“Türkiye’de hızlı bir şekilde kentselleşmeler ile kentlerimizi ranta kurban edilmiştir. Atatürk’ün Cumhuriyeti kurduğu ilk yılları düşündüğümüzde Ankara’ya bakalım. Başkent olarak Orta Anadolu’da kurulan Ankara da ilk yapılan binalara baktığımızda özellikle Ulus civarındaki binalar kimliği olan binalardı şu anda pek bir kimlik kalmadı” diyerek Türkiye deki şehircilik anlayışının nereye gittiğini dile getirdi.

Terzioğlu; “Sayın Cumhurbaşkanımız da bunu dile getirdi. Bu durumdan hızlı bir şekilde kaçmamız gerekli olduğunu artık herkes dile getiriyor. Ankara ve diğer Türkiye şehirleri tarihi şehirlerdir. Türkiye’deki bütün şehirlerin bir geçmişi, bir kimliği vardır. Şehir çalışmalarında her zaman söylerim bir yerde tarihi bir doku varsa olduğu gibi rölöve çıkartılır o rölöve korunur onun dışında gelişecekse yeni bir kent kurulur. Dünya’da da bunun örnekleri hep böyledir” dedi.

İbrahim Terzioğlu
İbrahim Terzioğlu

Terzioğlu söyleşimize şu şekilde devam etti; “Mesela Türkiye’de kentin rölövesinin çıkartıldığı tek bir yer vardır. Ben bunu Türk Dünyası Mimarlık Abidesi kitabımda da belirttim. Bu şehrimiz Safranbolu’dur. Safranbolu’nun o zaman ki belediye başkanı bir dönem bakanlık ve vekillikte yaptı Mehmet Ceylan Bey ben kitabında bu ismi ismiyle yazdım.

KENTLERİMİZ RANTA KURBAN EDİLMİŞTİR

İbrahim Terzioğlu Türkiye’deki şehirleşme hakkında şunları söyledi; “Türkiye’de hızlı bir şekilde kentselleşmeler ile kentlerimizi ranta kurban edilmiştir. Atatürk’ün Cumhuriyeti kurduğu ilk yılları düşündüğümüzde Ankara’ya bakalım. Başkent olarak Orta Anadolu’da kurulan Ankara’da ilk yapılan binalara baktığımızda özellikle Ulus civarındaki binalar kimliği olan binalardı. Şu anda pek bir kimlik kalmadı. Ankara Kalesine bakın kalenin hali ne durumda şimdiki maalesef hızlı bir şekilde bütün kentlerimizde dikey yapılaşmaya gidildi.”

Mesela Altındağ Belediye Başkanımız Veysel Tiryaki’yi de Altındağ’da yaptığı çalışmalardan dolayı Hamamönü’nde kansere yakalanmış hastalar gibi her biri başını bir tarafa yaslamış binaları ayağa kaldırdı. Bu güzel başlayan bir çalışmaydı. Fakat kötü örnekleriyle sonuçlanan çalışmalarda oldu. Mesela Hacıbayram beton yığınına döndü Ankara Kalesine de daha ciddi anlamda el atılmış değil çalışmalar ufak ufak dokunmalar ile götürülmeye çalışılıyor. Kentlerin kimliği bana göre kentin çekirdek bünyesinin korunması ve değerler terk edilmeden çalışma yapılmasından geçiyor. Bu maalesef Ankara da tam anlamıyla yapılamadı umarım bundan sonra yapılır ”dedi.

İbrahim Terzioğlu
İbrahim Terzioğlu

Terzioğlu çarpık kentleşmeyi önlemenin yolu olarak şöyle konuştu; “Şehirler ya da toplumlar kendi felsefeleri kültürleri ve bilgi birikimleriyle şehirleri kurarlar. İbni Sina’nın güzel bir ifadesi var. İlim ve sanat kabul görmediği yeri terk eder göçer o göçtüğü coğrafya da göçer. Bunun alt yapısında tabi ki insanları birebir yargılamak bir şeyi çözmez. Çünkü birim insan profilimiz bu, eğitim sistemimizle bunu yetiştirmişiz. Biz bu sıkıntıyı Ahmet’i gönderip Mehmet’i yerine koymakla da çözemeyiz. Çünkü Mehmet de birçok vaat de bulunup fakat çarkın içine girdiği zaman o da Ahmet’e dönüyor. Siyasi kimliği ne olursa olsun bu durum yaşanıyor. Niye yaşanıyor çünkü bunlar aynı kaynaktan beslenmiş zayıf bir eğitim düzeyinden geçmiş kişilerdir maalesef hepimiz toplum olarak öyleyiz.”

Terzioğlu sonsöz olarak şunları dile getirdi; “Bir anlamda bir eğitim sistemi kurulmalı ve insanlar sosyal kültürel anlamda çok iyi yetiştirilmeliler. Böyle olduğu zaman toplumsal ve sosyal anlamda iyi yetişmiş insanlar bir yerlere geldiği zaman doğruları yapar. Biz eğitim sistemini bir sisteme oturtamadığımız zaman bir şey yapamayız. Eğitim sistemini düzeltip Türkiye’yi ayağa kaldırmalıyız ki bunu da birlikte ve eğitimle yaparız. Bu ülke hepimizin ve hepimizin Türkiye’si olması lazım başka bir memleketimiz başka bir Türkiye yok.