Ana Sayfa Yazarlar Şehit Haberleri ve Toplumsal Duyarlık

Şehit Haberleri ve Toplumsal Duyarlık

141
PAYLAŞ

19 Ocak 2016 tarihinde Diyarbakır ve Şırnak’tan 6 şehit haberi toplumu sarstı.
Aylardan beri peş peşe gelen şehit haberleri, cenaze töreni görüntüleri toplumda ister istemez bir toplumsal direnç oluşmasına yol açtı.

Bu bir anlamda doktorların hastanedeki hasta ölümlerine karşı direnç kazanması gibi bir şey olabilir. Yeni göreve başlayan bir doktor ilk hastasını kayıp ettiği zaman yaşadığı üzüntüyü ikincisinde o oranda yaşamaz. Mesleğini devam ettirebilmek için buna alışmak zorundadır. Bu alışma hiçbir zaman doktorun kayıp ettiği hastası için üzülmediği anlamına gelmez. Ama yeni hastalarına daha verimli bakabilmesi için kendisini üzüntü seline kaptırmaması gerekmektedir.
Toplumsal üzüntülerimizde aynı duyguları farklı bir şekilde yaşıyor olabiliriz. Ancak toplumun artık şehitlere üzülmediğini söylemek gerçekçi olmaz. Toplum elbette üzülüyor. Bunu Facebook’tan, Twitter’dan takip ederek görebilirsiniz.
Birinci Dünya Savaşı tam 4 yıl sürdü. Bu süre içerisinde insanlar okullarına gitmeye devam ettiler. İnsanlar ekinlerini ektiler, düğünlerini yaptılar. Çünkü hayat devam ediyordu. Cephede savaşan askerin beslenmesi, kendilerinin beslenmesi için ekinler ekilmeliydi. Cephede şehit olan askerlerin yerini birileri almalıydı.
Dağlıca saldırıları sırasında 16 Mehmetçiğimizi birden toprağa verdik. Sonra Van’da 13 polisimizin şehit edildiği haberleri geldi. O günlerde hiçbir şarkının hiçbir anlamı kalmamıştı. Hatta yemeklerimizin bile tadı bozulmuştu. Sonraki günlerde otomuzun radyosunu hafiften açmaya başladık. Evet, hayat devam ediyordu. Ölenle birlikte ölünmüyordu.
Şehitlerin sayısı bir kişi de olsa 50 kişi de olsa insan gerçekten üzülüyor. Gencecik insanların, görevli olarak bulundukları yerde bomba ile havaya uçurulması, tuzağa düşürülüp başına kurşun sıkılması, kadınların, çocukların öldürülmesi içerisinde vicdan olan herkesi üzer.
Sürekli felaketlerin yaşandığı dönemlerde toplum da devlet de daha akıllıca hareket etmelidir. Şehitlere olan saygımızı göstermek her zaman gözyaşı dökerek olmaz. Onlar için kalıcı bir şeyler yapmak, en önemlisi de yeni şehitler gelmemesi için gerekli önlemleri almaya çalışmak, bu önlemlerin alınmasını istemek çok daha önemlidir.
21 yaşında, 24 yaşında gencecik çocuklarımızın resmi görevleri dolayısıyla öldürülmesi tek kelime ile terördür. Bu terörü hoş göstermeye çalışmak, teröriste akademik destek sağlamaya çalışmak da terör ateşine benzin dökmektir. Bu daha fazla kan, daha fazla gözyaşı demektir.
Akıl ve vicdan sahiplerine düşen görev, terörün karşısında ve güvenlik güçlerimizin yanında yer almaktır. Toplumsal duyarlılığın en güzel ölçütü bence bu destektir.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam