CHP, en sonunda Cumhurbaşkanı adayını çıkardı. Muharrem İnce de partisinin verdiği bu pası anında değerlendirdi, topa hızlı girdi, tanıtım toplantısında yaptığı konuşmayla bir anda seçim kampanyalarının temposunu yükseltti.

İlk günün heyecanı olsa gerek, daha konuşacağı, anlatacağı, eleştireceği çok konu olacaktır ama vatandaşın gözü ekonomide.
İnce, kendini anlatırken TV’lerin altındaki kur ve borsa rakamları da deli gibi değişiyordu. Ekranlarda bir İnce’yi, bir de “doların lira karşısında tarihi yükselişini” ve “120 binlerden hızla gerileyen borsa endeksinin çöküşünü” izledi.
Bu tablo nereye gider, bilen yok. Döviz kurları ABD’deki faiz kararları ve Çin’le ticaret savaşlarıyla oynuyor. Biz zaten Arjantin ile birlikte çaresi, elimiz kolumuz bağlı, seyrediyoruz.

Bu bilinmeyen bir gelişme mi? Hayır. Geçen yıldan buyana söylendi, bizim gibi ülkelere uyarılar yapıldı, “önlem alın yoksa fena savrulursunuz” diye. Alınmadı, olmadı, şimdi boş gözlerle 4.50 olur mu diye soruyoruz. İş çığırından çıktı ve “inceldiği yerden kopsun” misali gidiyor.

Şimdi hem Cumhurbaşkanlığı, hem de milletvekilliğine aday olanların bu konuda nasıl çözüm üretecekleri merakla bekleniyor. Bu hafta belki geçen haftaları aratacak. Hiç kimse, “dolar şuradan geri döner, şurada durulur” demiyor, diyemiyor.
Diyelim durdu, ne olacak? Değişen ne olacak? Türkiye açıkların değil yıllar sonra iç ve dış borçların ağır baskısı altında. Hatırlayınız, geçen yıl Hazine, ihtiyacının üzerinde borçlanıyordu. Bunlar yetmedi, yapılandırmaların yapılanmaları getirildi, şimdi, iş artık ödenmemiş trafik cezalarına kadar geldi.

Yani bir vergi dairesine gidip, “benim iki bin lira borcum var, ödemeye geldim” derseniz, kapılarda karşılanacaksınız. Çay bile ısmarlarlar.
Bundan sonra ne olur? Sigaraya, alkole, akaryakıta yapacağız zamlar en fazla 10 milyar para getirir. Başka? Yok ki. Tek çare yatırımları keseceksin, tasarruf edeceksin. Bunların da imkanı yok, 9 ay sonra bu defa yerel seçimler var ki, 24 Haziran seçimlerinden daha gergin ve rekabet içinde geçecek.
Bu nedenle seçmen “İnce” bir seçim yapacak. Kim seçilirse seçilsin, zor günler hepimizi bekliyor. “Enkaz edebiyatını” ilerideki günlere bırakıyoruz.

DOMATES KARABORSA OLMASIN

Ekonomide şu günlerde tek parlatılan ihracat ve turizm rakamları, ithalat, cari açık, enflasyon, kurlar ne alemde, bunu konuşan yok. Tıpkı bir takımın 5-1 yenildiği maçta, “bir gol attık ya, ona bakın” demesi gibi.
Geçen hafta, Rusya, Türkiye’den yaptığı domates ithalatındaki tüm sınırlamaları kaldırmış. Bunu duyan domates üretici de kiloya 40 kuruş zam yapmış. Mersin’de “fiyatımız 1.60 lira oldu, aldın aldın, yoksa daha artacak” diyorlarmış.
Artık tek tük kalan ekonomik veri arasında bir yaz boyunca ikide bir “Rusya’ya şu kadar gönderdik” diye rakam açıklamayı bırakın da domatesin yurt içindeki fiyatını beş liranın altına indirmeye bakın.
Umarız domates de karaborsaya düşmez.