Ana Sayfa Yazarlar Bu savaş herşeye reğmen biter mi?

Bu savaş herşeye reğmen biter mi?

363
PAYLAŞ

Yaklaşık 35 yıl devam eden ve 40 bin kişinin hayatını kaybettiği bir savaş var. Türkiye hala bu savaş içerisinde kayıplar veriyor. Hem insan, hem ekonomik hem de sosyal. Kaç tane hükümet geldi geçti. Bu savaş sonlandırılmadı. Bu savaşın sonunun geldiği, barışın tesis edildiği atmosferi yaratıldı, ancak yine bu süreç yine rayından çıktı.

35 yıldır, bitmeyen bu savaş, o ülkenin insanında nasıl bir travma yarattığını tahmin edebiliyorum.  Bir de bu işin geleceğe bakışı var. Sonlandırılamayan bir savaşın geleceği de karanlık. Kaç hükümet geldi, kaç lider geldi, hepsi aynı cümleleri kurdular, ya bitecek, ya bitecek. Ancak bitmedi. Bitirilemedi. Çözüm süreci denildi, bir sürü skandallar yazıldı. Dolmabahçe süreci v.s gibi bir süre süreçlerden de geçtik. Yine olmadı. Olmadı, olmadı. Peki nasıl olacakta bu savaş bitecek. Türkiye’nin açıklanmış kaç formülü var. İşte en son ’nin Anayasa’ya aykırı da olsa Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüne karşı bölünme hedeflerini okuduk. ’de bunu sahiplendi. Belki bu ilk değil. Yukarıda yaşanan bütün süreçlerde, ’nın bu dayatması vardı ve Türkiye bunların ışığında mı? masaya oturmuştu. PKK şimdi bu talebini açıklıyor ve dayatıyor. Asıl soru bu olması lazım. Yani Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın HDP milletvekilleri ile yaptığı Dolmabahçe mutabakatında neler vardı. Türk milletine bunun açıklanması gerekiyor. Eğer bugün PKK’nın ortaya attığı bölünme hedefleri var mıydı. Bunun üzerinde mi uzlaşılmıştı.?. Bu açıklansın ki, tarihte karanlık bir şey kalmasın. Çünkü bu uğurda, ölen binlerce genç can var. Bu eğer böyle ise o zaman suçlu kim? diye sormak gerekir. Kapıyı aralayacaksın,  umut verirsen, insanlarda işte böyle bir gün karşına dikilir ve dayatırlar. Suçu o zaman biz yaratmış oluruz.
PKK’NIN TALEBİ İLK KEZ AÇIKLANDI YA BİZİM
Peki bu kadar yıl süren savaşın sonlandırılması için en azından PKK’nın ne istediğini bugün açıkca Türk milleti öğrendi. Olur ya da olmaz. Ancak bir talep var. Ya Türkiye’nin formülü ne? Bu konuda açık ve net bir şey duyulmadı. Tek duyulan, yok edeceğiz. Taş, taş üzerinde bırakmayacağız. Yaklaşık 35 yıl da böyle gitti. Her şeyin bir ara formülü vardır. Bununda altyapısının oluşturulması gerekir. Çünkü bir toplum psikolojisi vardır. O da kazanan ve kaybeden diye. Veren kaybeden olur. Burada hangi taraf büyük Türkiye! Peki Türkiye bu psikoloji ile verir mi? vermez.  Türkiye’de hangi iktidar olursa olsun, bu konuda adım atamaz. O nedenle bu savaş iyi yönetilemiyor. Savaş tansiyonunun doruğa çıktı bir süreçte, taraflar barışı kuramazlar ve bir masa etrafında oturamazlar. Bu süreçler hep, boşa harcandı. Sorunda zaten burada saklı. Neden bu savaşın en durulduğu anlarda, bu barış süreci sağlanamıyor. Bu bir kader olamaz. Bir yerde yanlış yapan var gibi geliyor.
BU SAVAŞIN BİTİRİLMEMESİ KİME YARIYOR?
İnsan ister istemez 35 yıldır süren 40 bin kişinin ölümüne neden olan bu savaşın bir türlü bitirilememesini düşünürken, bu savaşın bitmesini istemeyenler mi var? Sorusunu akla getiriyor. Böyle bir lobi ya da güç varsa onu da konuşmak lazım. Körü, körüne bir savaştansa bu konuları da analiz edip masaya yatırmak lazım. Yoksa bütün olumlu çabalar, boşuna değil mi? Bugüne kadar da böyle olmadı. Onun için savaş, ölüm, kin, düşmanlık hep, kan, gözyaşı çözüm olsaydı bugün ona ulaşırdık. Barışın tesis edilebilmesi için başka formüller masaya yatırılmalı. Türkiye ve PKK savaşı maalesef bu süreçten çok uzak. Yazık olan o ülkede yaşayanlara ve gençlere. Bu acının artık bitmesi lazım ve yaraların sarılması gerekir.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam