16 Nisan referandumu sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ak Parti Hükümeti açısından değil, ana muhalefet partisi CHP açısından da büyük önem taşıyor.

Şimdiye kadar 7 seçimden boynu bükük ayrılan Kılıçdaroğlu 8’inci yenilgiyi mi tadacak, yoksa ilk galibiyetini almanın hazzını mı yaşayacak?
++
Sandıktan evet çıkması halinde Kılıçdaroğlu’nun işi bir hayli zor görünüyor.
Parti içindeki muhaliflerin harekete geçmesine, olağanüstü kurultay toplanmasına yol açacak bir gelişme olur bu.
Böyle bir durumda yapılacak olağanüstü kurultayda muhtemelen genel başkan seçimine gidilir.
O kurultayda delegeler, yola Kılıçdaroğlu ile devam etmek ya da yeni bir lider seçmek ikilemiyle karşılaşır.
Yola Kılıçdaroğlu ile devam edilmesi, 2019 yılında yapılacak genel seçim ile Cumhurbaşkanı seçiminde de mağlup olmayı peşinen kabul etmek anlamı taşır.
Yeni bir lider seçmek ise 2019’a umutla bakılmasının yolunu açar.
++
Sandıktan hayır çıkması ise, Kılıçdaroğlu’nun lider olarak güçlenmesini sağlar.
CHP, hayırcı cephenin lokomotifi konumundadır ve sandıktan hayır çıkması en çok CHP’ye ve onun liderine yarar.
++
Söz Kılıçdaroğlu’ndan açılmışken, CHP’nin referandum kampanyasıyla ilgili bir saptama yapmak istiyorum.
CHP’liler, “Kampanya boyunca sert söylemden uzak duracak, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’dan sayın diye söz edeceğiz” demişlerdi.
Kılıçdaroğlu’nu, partisinin son Meclis grubu toplantısında dinledim.
Evet, Erdoğan ve Yıldırım’dan sayın diye söz ediyordu ama arkasından gelen sözleri kurşun gibi ağırdı.
Örneğin, “Bunların yatacak yeri yok” diyordu.
Bence, hayırcı kampanyayı kavgacı üsluptan uzak sürdürmekte seçmeni etkilemek açısından yarar var.
++
Özetleyecek olursak, 16 Nisan, kartların yeniden karılıp dağıtıldığı bir dönüm noktası olacağa benziyor; hem iktidar, hem de muhalefet için…