Geçmiş yıllarda Bergama’da köylüler topraklarımız kirlenecek, tarım yok, ağaçlarımız kesilecek olacak diye siyanürlü madenciğine karşı gösteriler yapmışlardı. Direnişe dönüşen gösterilerin simgesi de yarı çıplak altlarında çizgili pijamalarla yaşlı başlı amcalar olmuştu. Ankara direndi, madenciliğine izin verdi. çıkaracak firmalar arasında Koza-İpek grubu da bulunuyordu.

Yüzlerce zeytin ağacını kesip altın çıkaran bu grup cümle âlemi hayretler içinde bıraktı. Dünya genelinde bir ton cevherli topraktan 2-3 gram altın çıkarken, bu grubun faaliyet raporlarında çıkan altın miktarı 5-6 gram olarak yazıldı. Tartışıldı, bu işte gariplikler var diye araştırıldı, Sonra her şey ortaya çıktı. Bu grubun FETÖ’cülerin en göz bebeği holding olduğu ve sayısız para aklama, transferleri yaptığı belirlendi. 15 Temmuz’dan sonra gruba el kondu, patronları yurt dışına kaçtı.
Manisa’nın Soma ilçesi. 300’den fazla madencinin hayatını kaybettiği günlerde, insanlar, kömüre küsmüş, “geçimimizi zeytinden sağlarız” dediği matem günlerinde bir gecede beş bin zeytin ağacı santral yapılacak diye kesildi. Danıştay kararı durdu ama iş işten geçmişti.
Yakın geçmişte, baraj, yol yapımı, madencilik işleri için vatandaş çevreci duyarlılığıyla çok sayıda gösteri yaptı, yapıyor. Ama sonuç değişmiyor. Bir şeyler yapalım derken ilk gözden çıkarılan tarım ve tarım toprakları oluyor.
En son, ’e görüşülmeye başlanan yeni üretimi artırma yasa düzenlemesinde zeytinliklerin sanayi tesisleri ve enerji amaçlı açılması maddesi de eklendi. Yoğun baskılar üzerine geri adım atıldı, zeytinlikler kurtuldu derken, “hükümete gerektiği hallerde bu alanların kullanılması” yetkisi kaldı. Genel kurulda belki bu da değişir.
Bu madde ister kalsın ister çıkarılsın, “acil kamulaştırma” adıyla hükümet istediği yere, araziye, binaya el koyabilir ve istediği gibi değerlendirebilir. Bu tür uygulamaları gelecek aylarda çok görebiliriz. Cazibe merkezleri projesiyle kurulacak sanayi tesisleri için bedava arsa gerekecek. Nereden sağlanacak bu yerler? Tarım alanlarından, ormanlarından, zeytinliklerden.
Üretimi arttırmak için hazırlanan düzenlemelerde, sanki hiçbir yer kalmamış gibi onlarca yıldır ayakta duran zeytinliklerin yok edilmesi, ülkenin tarım ve tarıma bağlı sanayileşme politikalarındaki yetersizlikleri, koordinasyonsuzluğunu, planlama hatalarını gösteriyor. Yakında sıra “kendiniz dikseniz bile kesmeniz yasak olan, buna rağmen keserseniz devlette yüklüce ceza ödemek zorunda olduğunuz ceviz ağaçlarına” gelirse şaşırmayalım.
Bir yanda sabah akşam “tarım alanlarını yok etmeyin” diye TV’lerde kamu ilanları yayınlatılıyor, zeytinin insan sağlığına faydaları anlatılıyor, ihracatta, tarıma dayalı sanayideki rolü örnek gösteriliyor, gıda enflasyonunu önlemek için tarımda nasıl üretim artırırız diye kafa patlatılıyor, Avrupa Birliği’nden sağlanan fonlarla en az 110 bin kişiye tarım iş yaratılması hedefleniyor, tarıma dayalı sanayi üretimde büyüme olsun isteniyor ama diğer yanda koca memlekette hiç boş yer kalmamış gibi zeytinliklere, tarım alanlarına göz koyuluyor.
Tarımla sanayiyi birlikte geliştirmenin yolları olmalı. Yoksa bu gidişle İleriki yıllarda her ayın fiyat artışı zeytin olursa ithal edecek ülke de bulamayacağız. Orucu açmak için hurma yemeye devam ederiz.